Jineolojî Akademisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü kapsamında 16 Kasım’dan bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok kentinde kapsamlı etkinlik programları yürütüyor. Program yarın (2 Aralık) Qamişlo’daki Azadi Parkı’nda gerçekleştirilecek ‘Sati kültürüne karşı, Jin Jiyan Azadi’ temalı panelle son bulacak.
Halep’ten Tebqa ve Kobanê’ye, Hesekê’den Qamişlo, Dêrîk ve Jinwar’a kadar uzanan seminer, panel ve erkek eğitimi faaliyetleri; kadın özgürlüğünün güçlendirilmesi, toplumsal bilinçlenmenin artırılması, şiddetle mücadele ve kadınların örgütlü bir düzeye ulaşarak toplumsal sürece etkin katılımının sağlanmasını hedefliyor. Etkinliklerde yer alan kadınlar, belirlenen konu başlıklarında araştırmalar yaparak sunumlar gerçekleştiriyor.
Farklı kültür ve tarihsel kimliklerin iç içe geçtiği Kuzey ve Doğu Suriye’de, gerçek demokrasinin ruhu, kadın aktivistlerin toplumsal ve politik alandaki varlığıyla yaşam buluyor. Burada çeşitlilik bir engel olarak değil, aksine diyaloga yeni etkiler katan bir zenginlik, uzlaşma ve ortak çözümler bulma kapasitesini geliştiren bir değer olarak görülüyor.
Bu çerçevede Jineolojî Akademisi ile Süryani Kadın Meclisi, 29 Kasım’da Cizir Kantonu’nun Qamişlo kentindeki Şiler Kafeteryasında, Süryani, Arap, Kürt ve diğer bileşenlerden kadınların katılımıyla “Jineolojî Bakış Açısıyla Süryani Kadın Sorunları Nasıl Çözülür?” başlıklı bir diyalog semineri düzenledi.
Seminere Kuzey ve Doğu Suriye Jineoloji Akademisi Sözcüsü Zehrîban Hisên, Andrea Weif Uluslararası Kadın Enstitüsü üyeleri, Süryani kadın örgütleri ve Süryani Kadın Birliği temsilcileri de katıldı. Zehrîban Hisên, konuya ilişkin ANF’ye konuştu.
Benzer buluşmaların daha önce de yapıldığını ancak bu seminerin daha özgün bir atmosfere sahip olduğunu belirten Zehriban Hisên, bu buluşmanın her bileşenin kendi uygarlığını ve tarihini tanıtmasına, Süryani kadınlarının kadim ve modern tarihteki varlığının görünür kılınmasına, elde ettikleri kazanımların ve uğradıkları haksızlıkların değerlendirilmesine imkân sağladığını söyledi: kültürel hafızanın önemli figürleri olan Süryani yazar ve şairlerin isimleri anıldı.
Zehrîban Hisên, “Kendini tanıyan her topluluk, deneyimlerini, başarılarını ve eksikliklerini daha iyi ifade edebilir” diyerek bu tür tartışmaların sürekliliğinin önemine vurgu yaptı.
Rojava Devrimi’nde Süryani kadınların Sotoro Kadın Güçleri ve Süryani Kadın Birliği gibi yapılarla oynadığı öncü role dikkat çeken Zehrîban Hisên, şunları kaydetti:
“Kuzey ve Doğu Suriye’deki kültürel zenginlik ve çeşitlilik, ortak varoluşumuzun paha biçilmez bir değeridir. Bugün hem Süryanice hem Kürtçe konuşuyoruz; dil ve kimlik çeşitliliği etrafında bir araya geliyoruz. Ama bizi asıl birleştiren şey daha büyüktür: Tek bir amacımız var, o da kadınların özgün gücünü örgütleyerek tam özgürlüğe ulaşmak, hakiki demokratik bir toplum inşa etmek ve topluluklar arasındaki uyum temelinde çeşitliliği yaşatmaktır. Kadınların aktif katılımı, her kalıcı projenin temel taşıdır.”
‘TARİHSEL İNKARA KARŞI İDEOLOJİK BİR MESAJ’
Bir diğer konuşmacı ise Süryanî topluluğundan ve Jineoloji Akademisi üyesi Hela Romniyan’dı. Ajansımıza konuşan Hela Romniyan düzenlenen Süryanî kadınlarıyla diyalog seminerinin kültürel bir etkinlik olmadığını, tarihsel inkâr ve asimilasyon politikaları karşısında Süryani kimliğinin korunmasına yönelik kadın bakış açısına sahip ideolojik bir mesaj olduğunu belirtti.
Hela Romniyan, Süryani kadınlarının şarkılarda, kıyafetlerde, ritüellerde kültür ve geleneklerin taşıyıcısı olduğunu belirterek, “Onlar toplumun özgünlüğünü ve mirasını koruyan direniş kaleleridir” dedi.
Hela Romniyan, seminerin Süryanî ve Kürt kadınları arasında yüz yüze yakınlaşmayı sağlayan bir platform olduğunu vurguladı. Şarkılar, halaylar ve geleneksel kıyafetler aracılığıyla kurulan bu yakınlaşmanın, kadınların kendi toplumlarını kültürel uzaklaştırma ve asimilasyon girişimlerine karşı birlikte koruduğunu ifade etti.
Hela Romniyan, kadınlardan başlayan bu öncülüğün zamanla tüm topluma yayılması gerektiğini, bunun da bileşenler arası dayanışmayı geliştireceğini ve güçlü bir uyum zemini oluşturacağını söyledi.
Hela Romniyan sözlerini şöyle tamamladı:
“Önümüzdeki günlerde bu tartışmaları daha da derinleştirerek stratejik sonuçlara ulaştıracağız. Elde edilecek sonuçlar; kimliği koruyan, kültürel mirası geleceğe taşıyan ve bileşenler arasında güçlü bir uyum zemini oluşturan ortak bir toplum inşasına hizmet edecek.”






Source: ANF News