Gazeteci Yazar Ali Bayramoğlu, Demokratik Toplum ve Barış Sürecini, partilerin Kürt sorununun çözümü için Meclis’e sunduğu raporları ve Rojava üzerinden yürütülen tartışmaları ANF’ye değerlendirdi.
‘AKP SÜRECE ‘YÖNETİM SORUNU’ GİBİ YAKLAŞIYOR’
Meclis komisyonun çalışmalarının geldiği aşama itibarıyla Kürt sorununun çözümü için partilerin sunduğu raporların kapsamı üzerinde değerlendirmelerde bulunan Bayramoğlu, “AK Parti’nin raporu, sonuçta iktidar partisi olması itibarıyla önemli. Komisyonda da çoğunluğu oluşturan parti zaten. O yüzden raporları ayrıca anlamlı. Ama açıkçası çok şaşırdığımı söyleyemem. Bir içerik var elbette ama meseleye esas olarak bir ‘yönetim sorunu’ gibi yaklaşıyorlar. Demokratikleşmeyi isteksizce ele alıyorlar.
Raporda mesele, çözülecek bir siyasal problem olarak değil, daha çok bu aşamada ‘silah bırakma’ ekseninde ele alınıyor. Ama sorulara cevap vermekten özellikle kaçınan, kendini sınırlamış bir raporla karşı karşıyayız. Buna karşılık Cumhur İttifakı’nın yaklaşımıyla da çelişen bir yer yok. Zaten siyasi iktidarın bu sorunun çözümünde ilk etapta silah bırakma meselesini merkeze alacağını ve almak istediğini biliyoruz. Bu açıdan raporda bir sürpriz ve kopuş yok” dedi.
Bayramoğlu, CHP’nin Meclis’e sunduğu raporu da değerlendirerek şunları ifade etti:
“CHP’nin meseleyi Kürt meselesi olarak adlandırması ve bunu rapora yansıtması, kağıt üzerinde olsa da pozitif bir adım gibi görünüyor. Bir adım daha ileri giderek demokratik haklar çerçevesinde bir çözümden söz ediyorlar. Ancak bu konuda CHP’nin pratiğini de biliyoruz. Yani bugüne kadar bu başlıklarda çok tutarlı ve cesur adımlar atmadılar. Bu rapor bu açıdan ne ifade ediyor, asıl soru bu. Yani siyasi partilerin raporları tek başına yeterli mi? Hayır. Bu işin bir demokratik ayağı var, bir de toplumsal talep ayağı var. Bunlar olmadan yazılan raporlar eksik kalır. Aksi halde yapılan şey biraz ‘maskelemek’ olur. Sorunu ertelemek, farklı başlıklar altında görünmez kılmak olur. Benim beklentim daha ileride bir yerde duruyor.
Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi, umut hakkının tartışılması ve en önemlisi demokratik koşulların bir an önce geliştirilmesi. Siyasetin yeni, gerçekten demokratik bir zemine kavuşmasıyla birlikte bu sürecin ilerlemesini bekliyorum.”
‘SİYASİ PARTİLERİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇÖZÜM PERSPEKTİFİNDEN UZAK’
Sürecin geldiği aşama itibarıyla siyasi partiler tarafından hazırlanan çözüm perspektiflerinin eksik ve sorunun çözümünden uzak kaldığını belirten Bayramoğlu, “Asıl önemli olan bundan sonraki aşama. Partiler, Meclis Başkanı’nın koordinasyonunda bir araya gelecekler ve ortak bir metin, ortak bir yaklaşım oluşturma yönünde adımlar atacaklar. Asıl belirleyici olan da bu olacak. Burada tekrar dönüp aynı noktaya geliyoruz. Yani silah bırakma sonrası sürecinin nasıl yönetileceği, geri dönüşlerin nasıl olacağı, PKK’li militanların hukuki durumunun nasıl düzenleneceği… Bütün bu başlıklar, önümüzdeki dönemin gerçek tartışma alanını oluşturacak. Şu anda konuştuğumuz raporlar ise esas olarak bu aşamaya bir hazırlık niteliği taşıyor” diye konuştu.
PKK’ye yönelik münferit bir tanım yapılmaya çalışıldığına, yani “silah bırakmış örgüt” tanımı üzerinden bir çerçeve kurulmak istendiğine işaret eden Bayramoğlu, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla teknik bir aksaklık yok ama Kürt sorunun çözümüyle ilgili somut adımlar bekleyenler açısından bakıldığında, öyle çok sevindirici bir tablo da yok. Ben yine de pozitifim, her zaman olduğum gibi. Önemli olan sürecin yürümesidir. Bunlar zaten beklediğimiz şeylerdi; bu aşama da beklenen bir aşamaydı.
Daha önce de üç temel meseleye dikkat çekmiştim. Birincisi, Abdullah Öcalan ile görüşme meselesiydi; onu muhatap alma konusu kısmen de olsa yerine getirildi. Bundan sonra bu adımın daha ileri taşınma ihtimali, özellikle Rojava’nın durumuna bakıldığında, yüksek görünüyor.
İkinci temel mesele Rojava’nın bizzat kendisi. Orada sorunlar devam ediyor ve Türk devletinin iki ağızdan konuştuğunu görüyoruz. Bunlar birbirinden tamamen ayrılabilir mi? Kısmen evet. Yani Türkiye içindeki rapor hazırlıkları kendi mecrasında ilerliyor. Ama bu noktada yolların birleştiği de muhakkak. Çünkü rapor süreci devam ederken, Rojava’da devletin karşısında başka bir aktör var. Bu aktör Kürtleri temsil ediyor ve Türkiye’nin önerdiği ya da beklediği istikamette adım atma konusunda çok istekli görünmüyor. Aksine, Suriye sahasında kendi başına asli bir güç olma halini kurmaya çalışıyor.
En son Halep’te yaşanan çatışma ve SDG ile Suriye resmi güçleri arasında sağlanan ateşkes de bunu gösteriyor. Ama burada yine Türk devletinin iki dili, iki sesi var. Birincisi sopa dili; bunu esas olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ediyor. Bunun yanında daha yumuşak, daha pozitif bakan isimler de var. Hem AK Parti içinde hem de MHP’nin hala süreci açıcı bir rol oynadığı görülüyor.”
‘ROJAVA İÇİN DEVLETİN ÖCALAN İLE GÖRÜŞMESİ GEREKİYOR’
Süreç açısından Rojava durumunun önemli bir başlık olduğunu, Kürtlerin Suriye’de nasıl bir modelle var olacaklarının tartışmasının belirleyici olacağını vurgulayan Bayramoğlu, şöyle devam etti:
“Hakan Fidan’ın ne dediğini biliyoruz: ‘Örgüt olarak, yapı olarak tamamen buharlaşın; birey olarak sistemin içine katılın.’ Kürtler ise kendi alanlarını, kendi politik varlıklarını koruma çabası içindeler. Bu nedenle birleşik ordu önerisinde bulundular. Ancak bu öneri Suriye tarafından reddedildi ve kolay kabul görecek gibi de durmuyor.
Sonuç olarak Kürt tarafı, Rojava’da kendi tüzel kişiliğini ve politik varlığını koruyan bir çözüm istiyor. Dolayısıyla tıkanıklık burada devam ediyor ve bu tıkanıklığın aşılması zaman alacak gibi görünüyor. Hakan Fidan’ın sert açıklamaları, Genelkurmay Başkan’ın Suriye sınırındaki askeri hareketlilikleri artırması gibi adımlar, klasik devlet politikasının sembolik göstergeleri olarak okunmalı. Rojava konusunda hala o aşamadayız ve çözüm imkanları da bu engeller nedeniyle sınırlı.
Peki burada en önemli çözücü unsur nedir? Bana göre Öcalan’dır. Yeniden Öcalan’a gitmek, Rojava konusunda nasıl bir yol izlenecekse, Öcalan’ın Rojava’daki Kürt temsilcilerini ne ölçüde ikna edebileceği üzerinden bir süreç yürütülmesi gerekiyor. Devletin de bunun için ister siyasi partiler aracılığıyla ister kurumlar üzerinden olsun, yeniden Öcalan’la bir muhataplık ilişkisi kurması gerekir. Bence şu an gelinen nokta tam olarak burasıdır.”
‘KOMİSYONUN FONKSİYONUNU TAMAMLAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’
Bayramoğlu, Kürt sorunun çözümü temelinde kurulan Meclis komisyonunun çalışmaları ve geleceği hakkında da şunları söyledi:
“Bundan sonrası için ikinci aşamadan söz ediliyor. Şu an İmralı heyetinin, başta Meclis Başkanı olmak üzere CHP ve diğer partilerle görüşmeleri sürüyor. Ben açıkçası komisyonun fonksiyonunu tamamlayacağını düşünüyorum. Eğer bu komisyon çok farklı bir karar almazsa, beni şaşırtacak bir gelişme olmazsa, mevcudiyetini bitirecektir. Çünkü gördüğüm kadarıyla siyasi iktidarın iradesi bu yönde. Meclis Başkanı da bu iradenin bir parçası ve sonuçta Cumhurbaşkanı ne derse, o doğrultuda hareket ediliyor.”
SÜRECİ ENGELLEME ÇABALARI
Bayramoğlu, süreçte olası provokasyonların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, özellikle Bursaspor taraftarlarının Leyla Zana’ya yönelik ırkçı saldırılarını da hatırlattı ve şu uyarılarda bulundu:
“Daha önce de bu tür gelişmeler yaşandı. Bu tür çözüm süreçlerini engellemeye çalışan güçlerin yaptığı çeşitli hamleler olur. Bunlar büyük komplolardan toplumu seferber etmeye kadar gidebilir. Ben hala silahlı kuvvetler içinde, örneğin, bu çözüm sürecinden genel olarak çok hoşlanıldığını sanmıyorum. Belki Genelkurmay Başkanlığı düzeyinde devlet politikası olarak böyle değildir ama kadrolar düzeyinde ciddi bir hoşnutsuzluk olduğunu düşünüyorum.
Özel olarak bir şeyin pişirildiğini sanmamakla birlikte, bir reaksiyonun, bir karşı reaksiyonun olduğunu ve bazı hadiselerle karşımıza çıktığını düşünüyorum. Bunların tesadüf olmadığı kanaatindeyim. Kamuoyunun sesini yükseltmek için karşıt odakların stadyumları, futbol maçlarını, Leyla Zana ve benzeri sembolleri vesile olarak kullanması, bilindik provokasyon yöntemlerinden biridir. Ama şu aşamada bunların çok işe yarayacağını da sanmıyorum.”
‘ÖCALAN’IN SİYASİ MUTABAKAT VURGUSU ÖNEMLİDİR’
Ali Bayramoğlu, özellikle bölgesel ve uluslararası dengelerin süreçte belirleyici olacağına işaret ederek, Abdullah Öcalan’ın ‘siyasi mutabakat’ vurgusunun sürecin karakterine dair önemli ipuçları taşıdığını söyledi. Bayramoğlu, değerlendirmelerini şöyle tamamladı:
“Dediğim gibi komisyon esas olarak yolunda devam ediyor ve bu çok önemli. Sonucu ne olursa olsun, alacağı karar ne olursa olsun elbette bunları tartışacağız; o ayrı bir mesele. Ama komisyonun bir karar noktasına varması, kendi başına çok kıymetli olacaktır.
Bununla birlikte bütün gözlerin esas olarak ABD, İngiltere, Türkiye, Suriye ve SGD ilişkilerine çevrilmesi gerekiyor. Düğüm tam olarak orada. Eğer bir aksaklık çıkacaksa, orada çıkacak. Ve eğer bir kriz yaşanacaksa, bu krizi sistem içi birtakım unsurların gizlice pişirdiği hamleler değil, bizzat devletin kendisi çıkaracaktır. Açıkçası bunun çok kolay o noktaya girebileceğini sanmıyorum. Çok büyük eşikler aşıldı ve çok önemli bir noktaya gelindi.
Hükümetin sıkıştığı yer şu: Hem ‘Kürt meselesi’ demeyeceksiniz hem demokrasi demeyeceksiniz hem yeni bir toplumsal sözleşmeden söz etmeyeceksiniz; ama aynı zamanda ‘Kürt meselesini çözeceğim’ diyeceksiniz ve bunu da sürekli terör kavramı üzerinden ele alacaksınız. Hükümetin bu dar alandan çıkması, özellikle seçimlere doğru hiç kolay değil. Ama bugüne kadar kurduğu bu mekanizmanın ipini bir anda bırakması da çok zor. Yani ‘olmadı’ demek kolay değil.
Bir tek istisna var: Eğer SGD ve Suriye sahasında ciddi bir sorun çıkarsa; Türkiye, ABD ya da başka bir gücün onayını alarak gerekçe gösterip SGD’ye müdahale etmeye kalkarsa, işte o zaman bu süreç kendiliğinden sona erebilir.
Abdullah Öcalan’ın bir önceki ziyarette heyete ilettiği bir mesaj vardı: ‘Biz devletle anlaştık, şimdi siyasi mutabakat arıyoruz.’ Bu ifade, Öcalan’ın özellikle seçtiği siyasi bir dildir. Devletle belli bir istikamette yol alındığı anlaşılıyor ama bunun siyaseten hayata geçirilmesi, siyaseten desteklenmesi gerekiyor. Bu arayışın muhatabı sadece muhalefet partileri değil; bizzat AK Parti’nin kendisi ve devletin siyasal alanı da bu işin muhatabıdır.
Öcalan burada siyasi tartışma alanının genişletilmesini sürekli vurguluyor. Yani bu işin hukuksuz, demokrasisiz, modelsiz olmayacağını söylüyor. Her ne kadar bunlar gecikse de silah bırakma sürecinin kesilmeyeceğini, onun devam edeceğini; fakat Kürt sorununun kalıcı çözümünün asıl olarak diğer tarafta, yani siyasette olduğunu ifade ediyor.”
Source: ANF News