Direnişin estetiği: Rojava

direnisin-estetigi:-rojava

Rojava Devrimi yalnızca bir coğrafyada verilen askerî ya da siyasal bir mücadele olmadı. Bu devrim, aynı zamanda insanlığın yüzyıllardır aradığı adil, eşitlikçi ve komünal yaşam tahayyülünün somutlaşmış hâlidir. Özellikle Ortadoğu’da parlayan bir inci gibidir. Bu nedenle Rojava, sadece direnenlerin değil; düşünenlerin, üretenlerin, hayal kuranların ve yaratanların da ortak vicdanı hâline gelmiştir. Sanat bu noktada tarihsel rolünü bir kez daha hatırlamış; estetik olanla politik olanı, duygu ile bilinci, bireysel yaratımı kolektif mücadeleyle buluşturmuştur.

Bu kez sanat çok büyük bir biçimde tek yürek, tek ses, tek beden olmuştur. Sanatın inşa edici ve yapıcı karakteri direnişi büyütmüş; aynı zamanda sanatın ve birlikte sanat üretmenin önünü sonuna kadar açmıştır. Açıkça görülmüştür ki sanatçı yalnızca tanıklık eden değil, üreten ve yol açan bir öncüdür. Sanatçı; duyguyu yaratan, güzeli, iyiyi ve ortak olanı işaret eden; insanı yalnızlıktan komünale yönlendiren güçlü bir özne olarak tarih sahnesine yeniden çıkmıştır. En büyük örneğini Rojava’da direniş sürerken yükselen şarkılarla tanık oluyoruz. “Em Bernadin” şarkısı tüm duygularımızın görsel ve melodik ifadesine dönüştü. Sanat böyle bir şeydir; direnişin ve sanatın olduğu yerde kolonyalizm zayıflıyor. Yenilgi psikolojisini inşa etmeye çalışan ulus devlete en büyük cevabı sanat veriyor. Milyonların direniş şarkılarıyla yürüdüklerini, tek ses olduklarını gördük. Tek yürek olduklarını gördük.

Özellikle son bir aydır Rojava etrafında gelişen bu büyük duyarlılıkta aydınların ve sanatçıların rolü küçümsenemez. Sanat ve edebiyat dünyasının demokrasi, özgürlük ve eşitlik talebi, Rojava şahsında güçlü bir karşılık bulmuştur. Farklı halklardan, farklı dillerden ve kültürlerden sanatçılar bu direnişe ses olmuş; müzikle, resimle, tiyatroyla, edebiyatla Rojava’yı dünyaya anlatmıştır. Sadece eserler üretilmemiş; dayanışma büyütülmüş, temas kurulmuş, sınırlar aşılmıştır. Bir grup sanatçının Rojava’daki direnişçileri ziyaret etmesi, bu bağın ne kadar somut ve sahici olduğunu göstermiştir. Sanatçılar bir araya gelmiş, ortak eserler icra etmişlerdir. Avrupa’dan sanatçılar Rojava’ya gitmiş, ulusal duyguya katılmışlardır.

Müzikler yapıldı, resimler çizildi; anneler, babalar, çocuklar sokaklarda tek yürek oldu. Sanat, gündelik hayatın içine karıştı; direnişle nefes alınıp verildi. Yaşananlar, aynı zamanda devlet ile komün (toplum) karşıtlığını tüm açıklığıyla ortaya koydu. Demokratik toplum manifestosu perspektifi, çağrıları sokaklarda yaşam buldu.

Bugün Rojava mücadelesi, iki farklı yaşam tarzının, iki farklı dünya tasavvurunun çatışmasıdır. Rojava, bu çatışmada komünal yaşamın, kolektif emeğin ve ortak geleceğin mümkün olduğunu göstermiştir.

Tam da bu nedenle, Rojava’ya yönelik bu güçlü sahiplenme ve savunma hâli; ulusal bilincin ve ortak duygunun sel gibi akması, geçici bir refleks olarak kalmamalıdır. Biz Kürtler için – ve bu mücadeleyle bağ kuran tüm halklar için – bu enerji yapısal, sistematik ve kalıcı formlara dönüşmelidir. Duygu, örgütlülükle; dayanışma, ortak karar mekanizmalarıyla; estetik üretim, kolektif planlamayla buluşmalıdır.

Bu noktada Ulusal Kürt Kültür ve Sanat Konferansı tarihsel bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır. Dört parçadan sanatçıların bir araya geleceği, deneyimlerin paylaşılacağı, ortak üretim alanlarının tartışılacağı böyle bir konferans; yalnızca bir etkinlik değil, uzun soluklu bir kültürel-siyasal sürecin başlangıcı olabilir. Bu konferans, sanatçıların birbirini tanıdığı, birlikte düşündüğü, birlikte üretmeyi kalıcı hâle getirdiği bir zemin yaratacaktır.

Birlikte komün olmak ve birlikte iş yapmak, bugün sanatın en temel sorumluluklarından biridir. Bireysel parıltıların da dâhil olduğu, kolektif ışığın zamanı içindeyiz.

Sanatçılar olarak bizler, çok daha büyük bir estetiğin; çok daha güçlü, kapsayıcı ve dönüştürücü birlikteliklerin öncüsü olabiliriz. Rojava Devrimi’nin açtığı yol, yalnızca savunulacak değil; sanatla, kültürle ve ortak üretimle büyütülecek bir yoldur. Bizler sanatla çok daha büyük savaşabiliriz.

Bu yol, ancak birlikte yüründüğünde anlamlıdır. Biliyoruz ki direnenlerin saçlarında bahar yakındır.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp