Anadilin yaşatılması için ailelere çağrı: ‘İlk dil eğitimi evde başlar’

anadilin-yasatilmasi-icin-ailelere-cagri:-‘ilk-dil-egitimi-evde-baslar’

Her yıl 21 Şubat’ta kutlanan Uluslararası Anadili Günü, dünya genelinde dil çeşitliliğinin korunmasına dikkat çekiyor. UNESCO verilerine göre, bugün dünyada konuşulan yaklaşık yedi bin dilin yüzde 40’ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Her iki haftada bir dilin tamamen ortadan kaybolduğu belirtilirken, dünya nüfusunun büyük bölümü yalnızca birkaç baskın dili kullanıyor.

1999 yılında ilan edilen ve 2000’den bu yana resmi olarak kutlanan bu özel gün, anadilde eğitimin önemini ve kültürel mirasın korunmasını yeniden gündeme taşıyor. UNESCO’nun 4 Mart 2025’te yayımladığı rapora göre, konuşulan veya işaret dili olarak kullanılan 8 bin 324 dil bulunuyor. Bunlardan yaklaşık yedi bini bugün halen kullanılıyor. Ancak sadece 351’i eğitim dili. Dünya genelinde anadilinde eğitim alan çocukların oranı yüzde 40.

Bu dillerden biri de Kirmanckî. Verilere göre iki ila dört milyon arası kişinin konuştuğu tahmin edilen dil, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Asimilasyon politikaları nedeniyle özellikle şehirlerde konuşulmayan bu dil, okullarda seçmeli ders olarak veriliyor. Anadilini yaşatmak isteyen aileler ise evlerde veya kamusal alanlarda kendi aralarında ya da çocuklarıyla birlikte Kirmanckî konuşarak anadillerini korumaya çalışıyor.

“Anadil için ilk okul, evdir” diyerek anadillerini korumaya çalışan aileler, çocuklarını da her türlü asimilasyon politikasından korumak için büyük bir çaba harcıyor. Bu kişilerden biri de altı yaşındaki Rodin’in babası Hüseyin Dalga. Aslen Çewlîgli olan Hüseyin Dalga, anadili olan Kirmanckî’yi korumak için yıllardır mücadele veriyor.

Altı yaşındaki oğluyla da doğduğu günden bu yana Kirmanckî konuşan Dalga, “Ana dilini bilmeyen bir kişi kültürünü yaşayamaz. Bunu yapamayan biri de asimile olur. Kültürümüzü ve dilimizi yaşatıp korumak da bizim elimizde” dedi.

Dalga, toplumun iyi bir bilince sahip olması için anadilin koruması ve geliştirmesi çağrısında bulunarak, Kirmanckî’nin kuşaktan kuşağa aktarılması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Dalga, anadilin bireyin kimliği, kültürü ve toplumsal varlığı açısından temel bir unsur olduğunu söyledi.

Anadilini öğrenmenin zor olmadığını belirten Dalga, bir insanın ne kadar çok dil öğrenirse algısının o kadar gelişeceğini ve zihninin daha açık olacağını ifade etti. Dil, kültür ve yaşamın birbirine bağlı olduğunu dile getiren Dalga, “Eğer insan anadilini konuşmazsa kültürünü de yaşayamaz. Kendi dilini konuşmaz, kültürünü yaşamazsa da kaybolur gider, asimile olur. Toplumsal benliği yok olur” dedi.

‘EN BÜYÜK KORKUM ANADİLİN UNUTULMASI’

Oğlu Rodin’in kendi dili ve kültürüyle büyümesini istediğini belirten Dalga, bu nedenle doğduğu günden bu yana evde Kirmanckî konuştuklarını anlattı.

Dalga,“Oğlum Rodin’in büyüdüğünde ana ve babasının dilini, kültürünü bilmesini istiyorum. Bu yüzden Rodin doğduğundan bu yana, onunla ana dilimiz Kirmanckî konuşuyoruz. Sürekli kendi dilimizle iletişim kuruyoruz. Ancak Rodin büyüyüp okula gittiğinde okulda ve arkadaş çevresinde Türkçe konuşulacak. En büyük korkum, bu etkiyle kendi ana dilinden uzaklaşması. Birçok gencimiz gibi ileride ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’ demesinden endişe ediyorum” ifadelerini kullandı.

‘İNSANLAR YETERİNCE ÇABA GÖSTERMİYOR’

Dil haklarının geçmişte inkar edildiğini ve bugün hâlâ mücadelenin sürdüğünü belirten Dalga, “Şimdiye kadar dilimize ve kültürümüze büyük ölçüde kendi çabamızla sahip çıktık. Eskiye göre şartlar daha iyi; internet var ve öğrenmek daha kolay. Buna rağmen yeterince çaba göstermiyoruz. Bir konser ya da etkinlik olduğunda herkes mutlu oluyor ama bunun hangi mücadeleyle mümkün olduğunu çoğu zaman bilmiyoruz” dedi.

‘ANA DİLİNİ KAYBEDEN HER ŞEYDEN UZAKLAŞIR’

Dil kaybının asimilasyona yol açacağını vurgulayan Dalga, şöyle konuştu: “Bir insan kendi dilini kaybederse kültüründen uzaklaşır ve zamanla başka bir kültürü sahiplenmeye başlar. Herkesin kültürü kendine aittir; önce kendi kültürümüzü yaşatmamız gerekir. Kendi anadilini istemek radikal bir talep değildir, insani bir haktır. Yöneticiler demokrasiden söz ediyor ve başka ülkelerde yaşayan Türkler için dil hakkı talep ediyor. Biz de kendi dilimiz için aynı hakkı istiyoruz. Bu, karşılanamayacak kadar sivri ya da radikal bir talep değildir.”

‘DİLİMİZ İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ’

Kültürel çeşitliliğin bir zenginlik olduğuna dikkat çeken Hüseyin Dalga, “Dünyada kültürel çeşitlilik nasıl bir zenginlik olarak görülüyorsa bizim dilimiz de aynı şekilde değerlendirilmelidir. İnsanlık ne kadar renkli ve çeşitli olursa o kadar güzeldir” dedi. Seçmeli dersler konusunda ailelere de çağrıda bulunan Hüseyin Dalga, anadil hakları tamamen sağlanıncaya kadar mevcut imkanlardan yararlanılması gerektiğini belirterek, “Aileler bu konuda çocuklarına rehber olmalı ve seçmeli dersleri tercih etmeli. Dilimiz için mücadele etmeli, taleplerimizi sürekli dile getirmeliyiz. Haklarımıza sahip çıkmalı, dilimizi ve kültürümüzü yaşatmalıyız. Çünkü bir insanın ilk dil eğitimi evde başlar” ifadelerini kullandı.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp