Kürt özgürlük mücadelesi tarihinde yalnızca askeri ve siyasi gelişmeler değil, aynı zamanda halklar arasında kurulan dayanışma ve ortak mücadele ilişkileri de belirleyici bir rol oynadı. Bu bağların en anlamlı örneklerinden biri, Arap bir devrimci olan Şehit Eziz Ereb’in katılımıyla somutlaştı. 17 Nisan 1986 tarihinde Bakûrê Kurdistan’da şehit düşen Eziz Ereb (Nadir Şêx Hesen), yalnızca bir mücadele insanı olarak değil, Kürt ve Arap halkları arasında kurulan tarihsel kardeşlik köprüsünün öncülerinden biri olarak hafızalarda yer edindi.
Eziz Ereb’in katılımı, farklı halklardan devrimcilerin ortak bir özgürlük çizgisinde buluşabileceğini gösteren güçlü bir örnek oldu. Onun şahsında şekillenen bu bağ, yalnızca bir dönemle sınırlı kalmadı; bugün Rojava-Kuzey ve Doğu Suriye’de somutlaşan halkların ortak yaşam iradesinin de temel taşlarından biri haline geldi. Şehadetinin yıldönümünde, mücadele yoldaşları Duran Kalkan ve Gürcan Korkmaz, Eziz Ereb’in kişiliğini, mücadele içindeki yerini ve Kürt-Arap ilişkileri açısından taşıdığı tarihsel önemi kapsamlı biçimde değerlendirdi.
İLK KATILAN ARAP YOLDAŞ OLDU
Şehit Eziz Ereb yoldaş hakkında neler söyleyebilirsiniz? Kişiliği ve şehadetinin mücadelemiz açısından etkisini değerlendirebilir misiniz?
Duran Kalkan: Öncelikle şehadetinin yıldönümünde Şehit Eziz Ereb yoldaşı derin özlem, saygı ve sevgiyle anıyorum. Gerçekten de Eziz arkadaşı anlamak ve anmak lazım. Önder APO, Haki arkadaş ve Egîd arkadaş için bu tanımlamayı kullandı. Can yoldaşları anmak gerekir, dedi. Öyle bir değeri var.
O dönemde Lübnan’da 72 örgüt vardı. 72 milletten 72 örgüt sayısı da az değil. Herkes Filistin kamplarında eğitim görüyordu. Dünyanın dört bir yanından gelmişlerdi. Kim ne yapıyordu, ne yapmıyordu belli değildi. PKK de bunlardan bir tanesiydi. Pratik olarak diğerlerinden görünüş olarak bakıldığında hiçbir farkı yoktu. Yani diğerleri ne yaptılar? PKK de görünüşe göre onlardan biri olabilir, onu yapabilirdi; dışarıdan bakanlar öyle bakıp öyle görebilirlerdi. Eziz arkadaş onu aştı işte. O kadar örgüt içerisinde Kürtler ve Kürt örgütleri sadece PKK değildi, diğer Kürt örgütlerinin hepsi de vardı. Onların içerisinde de PKK ve Önder APO’yu seçti. Nasıl 1972 ve 1973’te 12 Mart darbesi bütün baskısıyla insanları katleder ve zindanlara doldururken büyük bir baskı rejimi uygularken, Önder APO’nun söylediği iki kelimelik cümlesini ve bunun büyük bir düşünce gücü olduğunu herkesten önce Haki Karer gördü ve Önderliğe ilk katılan olduysa, Eziz arkadaş da öyledir.
Şöyle bir durum vardı. Sol-sosyalist çevrelerde, komünist partili çevrelerde bir şeyler yapmak istiyorlardı. Kitaplardan okuyarak bilinç edinmek adına çaba veriyorlardı. Fakat yer aldıkları hareketler onları aktifleştirmiyordu, pasif tutuyorlardı. Okuduklarıyla ve yaşadıkları arasındaki çelişkileri görüyorlardı, bu onlarda rahatsızlıklar yaratıyordu. Besbelli Eziz arkadaş teorinin gücünü, ideolojinin gücünü görmüştü, anlamıştı. Sosyalist ideolojiye, özgürlüğe, farklılıklara dayalı eşitliğe, dayanışmaya yürekten katılan bir komünalistti. Bunu pratikleştirmek de istiyordu. Lübnan ve Suriye’de bunun zeminini bulamadı. Bulabilseydi orada da yapabilirdi.
Lübnan’da İsrail’le belli bir çatışma oluyordu. Ama halk çatışması değildir. Suriye ve İsrail savaşı da öyle değildi. Kendisinin sosyalist ideolojisine göre mücadele edeceği ortam bir zemin değildi. Bunu PKK ve Kürtlerde buldu. O düşüncenin pratiğe geçirilmesi istemini Kürt mücadelesine katılarak gerçekleştireceğini gördü, anladı ve katıldı.
1980 başındaki süreç Lübnan’daki duruma benzer bir durumdu. Evet, 73’e göre PKK büyümüştü, gelişmişti, daha çok gerillaları vardı, kamplara gitmişti ama belirttiğim gibi 72 milletten yüzlerce örgüt vardı. Kimin ne yapacağı, ne olacağı belli değildi. Dış görünüşle PKK de onlardan biriydi. Ama Eziz arkadaş öyle olmadığını gördü. Önder APO’nun da öyle olmadığını gördü. Buradan devrimci mücadele ve özgürlük mücadelesinin çıkacağını gördü ve o ortamda PKK’ye katılmayı seçti. İlk katılan Arap yoldaş oldu. Lübnan gibi bir alandan geldi.
Önder APO Suriye ve Lübnan’a gittiğinde o alandaki komünist partililer çok etkilendiler. En önce etkilenenler komünist partisi üyeleri oldu. İlk katılanlar ve Kürtlerden de örneğin Rûstem Cûdî arkadaş da komünist parti üyesi olan aileden biriydi ve ilk katılanlardan oldu. Hem Suriye’de hem Lübnan’da Arap ve diğer topluluklar içerisinde de komünist partili olanlar PKK’nin sosyalist karakterini, söylemini kendilerine daha yakın buldular. En azından dostluk yaptılar. Hiçbirisinde düşmanlık görmedik. Lübnan komünist partisi bize destek verdi. Suriye komünist partisi üyeleri bize destek verdi. O zamanlar şairleri, hozanları gelip gecelerimizde şiir ve şarkı söylediler. Yani böyle bir etki vardı.
Eziz yoldaşı böyle anlamak lazım. O alacakaranlıkta Önder APO ve PKK gerçeğini gören ve onda büyük bir insanlık değerini, özgür yaşamın fışkırdığını anlayan ve katılan oldu. Hem de bunu genç bir Kürt gibi tümüyle, her şeyiyle katıldı. Hiç tereddüt etmeden Kürdistan’a yürüdü, dağa yürüdü ve gerillaya yürüdü. Aslında fiziki olarak o kadar güçlü de değildi. Tam iyi hatırlamıyorum ama birkaç sefer öyle gördüm. Ona rağmen o bilinç ve inançla büyük bir irade yarattı, dayanma gücü yarattı. Her şeyin öncüsüdür Eziz yoldaş. Bunu görmek ve anlamak lazım. Önder APO ve PKK öncülüğünde Kürtler, Türkiye halklarıyla Haki Karer ve Kemal Pir üzerinden sağlam bir kardeşlik köprüsü kurdular. Arap halklarıyla da bu köprü Şehit Eziz yoldaş üzerinden kuruldu. Dolayısıyla nasıl ki Kürt-Türk kardeşliği öyle basit bir kardeşlik değilse, Kürt-Arap kardeşliği de basit bir kardeşlik değildir. Savaş kardeşliği, kan kardeşliği gibidir diyelim.
Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de somutlaşan demokratik ulus çizgisinin gelişiminde Kürt-Arap stratejik ilişkisinin etkisini nasıl yorumlamalıyız? Bu çizgiye yönelik saldırıların sebepleri hakkında neler söylenebilir?
Duran Kalkan: Aslında ortaya çıkan bu sonuçlar ve Hesekê’nin böyle devam ediyor olması, birçok çevrenin ısrarlı çabalarına rağmen Kürt-Arap çatışmasının hiçbir biçimde gelişmemesi, Önder APO’nun demokratik ulus çizgisinin zaferini gösteriyor. Ne kadar etkili olduğunu ortaya koyuyor. Daha fazla pratikleştirilmiş olsaydı, demek ki hiçbir kuvvet bu toplumu etkileyemeyecek, kendi etkisi altına alamayacaktı. Böyle gelişmeler olmayacakmış. Bu net ortaya çıktı. Bizim için bundan sonra ne yapmamız gerektiğini gösteren temel bir yön ve ders oluyor.
EZİZ YOLDAŞIN KATILIMI VE DAĞLARA YÖNÜNÜ VERMESİ BİZLER İÇİN MORAL KAYNAĞI OLDU
Gürcan Korkmaz: 1985 yılında tanıdım. Eziz yoldaşı özellikle PKK, HRK ve ERNK döneminde tanıdım. Mahsum Korkmaz yoldaşın birliğinde Şehit Eziz Ereb yoldaşla birlikte yer aldık. Parti yaşamına böyle bir arkadaşın katılım sergilemesi ve yönünü dağlara çevirmesi, biz tüm yoldaşlar için moral kaynağı oldu, diyebilirim. Eziz Ereb yoldaşın hem parti olarak hem de Ortadoğu’da halkların kardeşliği temelinde önemli bir role sahip olduğunu söyleyebilirim. Bu düzeyde misyon sahibiydi.
Bu temelde birlikte Önder APO felsefesi üzerinden eğitimler gördük. Özellikle Ortadoğu ve Kürdistan tarihi üzerine gördüğümüz birçok derste, her ne kadar dil sorunu vardıysa da Eziz yoldaş bunları kendisi için engel görmedi ve en güçlü şekilde katılım yaptı. Şehit Eziz Ereb yoldaş, Kürdistan tarihi ve mücadelesi açısından Ortadoğu halklarına, nitekim başta Kürt-Arap halkları olmak üzere önemli izler bırakarak, katılımıyla ve duruşuyla tarihe damgasını vurdu. Önder APO’nun da belirttiği Ortadoğu halklarının birliği, daha o dönemde Şehit Eziz Ereb yoldaş şahsında gerçekleşmiş oluyordu. Bugün ise aynı perspektif çatısı altında Kürt-Arap halkları öncülüğünde Rojava-Kuzey-Doğu Suriye devriminde somutlaşan paradigma, yeni yaşam ve birlikteliğin yeşertilmesinde temel olarak esas alınıyor. Halkların kardeşliği perspektifiyle saldırılar ve komplolar boşa çıkartılıyor. Süper hegemonik güçlerin plan ve projeleri, halkların birliktelik ruhuyla gösterdikleri direniş ruhu karşısında boşa çıkartılıyor. Şüphesiz bunda Önder APO’nun rolü başta olmakla birlikte tüm Ortadoğu halklarının rolü kaçınılmazdır.
EZİZ YOLDAŞIN KİŞİLİĞİNDE BÜYÜK MİRASLAR VE DEĞERLER ELDE EDİLDİ
Günümüzde Eziz yoldaşın izinden yürüyen birçok genç Arap yoldaş, kadını ve erkeğiyle mücadelemiz açısından etkileyici role sahiptir. Yüzlerce katılım yapan yeni Eziz yoldaşlar içimizde varlar ve bu davada şehit düşen, gazi olan ve yaralanan yoldaşlarımız oldu. Dolayısıyla 1984-1985-1986 yıllarında sergilenen katılım, Eziz yoldaş kişiliğinde büyük miraslar ve değerler elde etmiştir. Kazanımları güçlü olan Kürt-Arap kardeşliği bu temeller üzerinden Önder APO’nun fikir ve felsefesini tüm dünya halklarına ve Ortadoğu halklarına yaymıştır.
Egîd ve Eziz yoldaşların aynı yılda şehit düşmeleri, Bakûrê Kurdistan başta olmak üzere tüm Kürdistan ve Suriye Arap halkları açısından çok büyük bir etki yarattı. Egîd arkadaşın şehadeti 28 Mart 1986 olurken, Eziz yoldaşın şehadeti de 17 Nisan 1986’da oldu. Bu anlamda her iki yoldaşın şehadeti etki yaptı ve yarattı.
Şehit Eziz Ereb aynı zamanda akademisyen bir karaktere sahip olmakla beraber yaşam duruşu, üslubu, tarzı ve davranışlarıyla mütevazı bir iz bırakan konumdaydı. Bundan dolayı şehit Eziz Ereb yoldaş, şehitler ve Önder APO çizgisinde hep örnek oldu. Ezilen halkların umudu oldu.
Source: ANF News