Riha ve Mereş’te okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar, gözleri bir kez daha AKP-MHP iktidarının kendi ideolojisini dayattığı, niteliksiz ve sermayeye ucuz iş gücü yedekleyen eğitim politikalarına çevirdi. Konu hakkında ANF’ye konuşan KESK İstanbul Şubeleri Platformu önceki dönem sözcüsü Eğitim-Sen 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, okul içi şiddetin eğitim politikalarının değişmesiyle çözüleceğini vurguladı.
‘EĞİTİMDE PATLAK VEREN ŞİDDETİN SORUMLUSU AKP İKTİDARIDIR!’

Hüseyin Özev, Milli Eğitim Bakanlığını 24 yıldır AKP iktidarının yönettiğini hatırlatarak, dolayısıyla okul içi giderek artan şiddet olaylarının iktidarın eğitim politikalarından bağımsız bir biçimde ele alınamayacağını vurguladı. Şimdiki neslin AKP iktidarının politikalarıyla yetiştiğini belirten Özev, “Bugün okullarda patlak veren şiddetin sorumlusu iktidardır. AKP, Milli Eğitim Bakanlığı’nı içinden çıkılmaz bir yumak haline getirdi. Eğitim sistemi, parası olanın okuduğu, parası olmayanın tarikatların, cemaatin kucağına atıldığı, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) projeleriyle sermayeye peşkeş çekildiği bir sistemi halin geldi. ‘Herkes mi okuyacak, herkes mi doktor olacak?’ mantığı egemen bu sistemde. Biz bu mantığa karşıyız. Tabii ki herkes okuyacak. Senin çocuğun özel okulda okuyup bir gelecek kuracaksa vatandaşın çocuğunun da hakkıdır okumak. İktidar ve devlet olarak zaten senin görevin, vatandaşa nitelikli bir eğitim sunmaktır” dedi.
‘EĞİTİM TAMAMEN TİCARİLEŞTİ’
Son yıllarda eğitim sistemindeki eşitsizliğin giderek derinleştiğini ifade eden Özev, bunun en somut örneğinin MESEM projesi olduğunu kaydetti. Bu modelde öğrencilerin haftanın büyük bölümünü çalışarak geçirdiğini belirten Özev, “Çocuklar dört gün sanayide çalıştırılıyor, bir gün okula geliyor. O bir gün geldiği okulda da ders dinleyemiyor, yorgunluktan sıralarda uyuyakalıyor. Bu koşullarda nitelikli eğitimden söz edilemez. Böyle bir sistemde gelecek kaygısı taşıyan, baskı altında kalan ve sömürülen gençler çetelere, uyuşturucuya yöneliyor” diye konuştu.
Eskiden mahalle okullarında farklı sosyal sınıflardan çocuklar birlikte eğitim alırken, şimdi zengin ve fakir ayrımının belirginleştiğini dile getiren Özev, eğitimin kamusal niteliğini kaybettiğine, tamamen ticarileştiğine ve ancak parası olanın kaliteli eğitime erişebildiği bir sistem yaratıldığına dikkat çekti.
‘İNSANCA YAŞAYACAK ÜCRET TALEBİNDEN, ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUM ÇIĞLIĞINA’
Bu durumun sadece öğrencileri değil, “Ücretli öğretmenlik” uygulamasıyla öğretmenleri de kapsadığına işaret eden Özev, ücretli öğretmenlik uygulamasının tam kölelik uygulaması olduğunu, öğretmenlerin asgari ücretin altında, sigara parasına çalıştığına, hasta olduklarında dahi ücretlerinin kesildiğine dikkat çekti.
Özev, kadrolu bir öğretmenin aldığı maaş (örneğin 78 bin TL) ile ücretli bir öğretmenin aldığı maaşları (örneğin 18 bin TL) karşılaştıran Özev, kadrolu ve ücretli öğretmenin aynı işi yapmalarına rağmen aldıkları ücret arasında uçurum olduğunu vurguladı. Öğretmenlerin aynı zamanda şiddet mağduru olduğunu, son örneklerde görüldüğü gibi ya öğrencilerine siper olurken veya sınıfta bıçaklanarak öldürüldüğünü hatırlatan Özev, insanca yaşayacak bir ücret için mücadele eden öğretmenlerin “çalışırken ölmek istemiyorum” noktasına geldiğini ifade etti.
‘BİAT EDEN NESİL, SORUNLARI HASIR ALTI EDEN YÖNETİCİLER ANLAYIŞI TERK EDİLMELİ’
Milli Eğitim Bakanlığı’nın tek bir sendikanın emrine verilmiş durumda olduğunu belirten Özev, muhalefeti temsil eden sendikalardan hiçbirinin yönetici kademelerinde yer almadığını dile getirdi. Burada sadece biat eden bir nesil değil, aynı zamanda sorunları bastıran, adeta hasır altı yapan bir yönetim anlayışı olduğunu vurgulayan Özev, “Bu hasır edilen sorunlar son örneklerde olduğu gibi patlak veriyor. AKP 8 yıllık eğitimi kaldırıp 4+4+4 modelini getirdiğinde biz çok eleştirdik. Ama bizi dinleyen olmadı. Eğitim tamamen sınıfsal bir hal aldı. Bugün en ucuz özel okul 500 bin TL’den başlıyor. Böyle okul olur mu? Eğitimin parasız olması lazım, herkes tarafından vergi veriliyor” hatırlatmasında bulundu.
Bugün okul içi şiddetin iddia edildiği gibi güvenlikçi politikalarla değil, eğitim politikalarının değişmesiyle çözüleceğini vurgulayan Özev, “Eğitim müfredatı ve anlayışı değişmelidir. Tarikatlar ve cemaatlerle yapılan ÇEDES ve MESEM gibi protokoller iptal edilmelidir. Nitelikli, parasız, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi kurulmalıdır. Eğitimden yandaş sendikaların etkisi çekilmelidir. Veliler, öğrenciler ve eğitim emekçileri, çocuklarının geleceği için tepki göstermeli ve sorumluları sorgulamalıdır” diye konuştu.
Source: ANF News