Ekolojik talan kıskacında bulunan Kürdistan kentleri, şirketlerin ve sermayedarların göz hedefinde. Her kentte JES, HES, GES, maden ya da petrol araması ile talan edilen kentler göç ve kuraklık tehdidi ile karşı karşıya. Halkın tepkisine rağmen yapılan başvurular ve itirazlar mahkemeler tarafından reddedilirken, alınan ÇED raporları ise bölgede ki canlı yaşamını önemsemiyor.
Hem canlı yaşamı hem ekosistemi hem de doğal dengeyi bozmayı hedefleyen bu projelerden biri de Bingöl’ün Genç ile Diyarbakır’ın Lice ilçeleri arasında, bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Sarım Çayı üzerinde planlanan Hidroelektrik projesi. Önemli bir endemik alan içinde bulunan ve onlarca köyden geçen Sarım Çayında, Erzurum 2’nci İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı Danıştay 4’ncü Dairesi tarafından bozuldu. Karar sonrası bölgede yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak. “Dicle’nin son özgür çayı” olarak adlandırılan yerde yapılan HES’in kendilerine felaket dışında bir şey getirmeyeceğini söyleyen Sarıçam Havzası ve Çevresi Doğal Mirasın Korunması Derneği Başkanı Emin Turhallı, Mayıs ayında yapılacak keşfe dair hem halka hem de hukukçulara dayanışma çağrısında bulundu.
7 MAYIS’TA YENİDEN KEŞİF YAPILACAK!
Mahkeme heyeti, projenin çevresel etkilerini ve ekolojik sonuçlarını yerinde gözlemlemek amacıyla yapılacak keşif tarihini 7 Mayıs 2026 Perşembe olarak belirledi. Uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti, belirtilen tarihte sahaya inerek projenin biyoçeşitlilik, tarım ve hayvancılık üzerindeki olası etkilerini raporlayacak. Şirket, suyun %90’ını türbinleri döndürmek için kullanmayı, geriye sadece %10’luk ‘can suyu’ bırakmayı planlıyor. Proje kapsamında çay üzerinde iki regülatör, üç bend, beş iletim tüneli, yükleme havuzu, cebri boru, santral binası, kırma eleme tesisi ve hazır beton santrali yapılması planlanıyor.
‘BİRÇOK KENTİ ETKİLEYECEK’

Yaşamın yalnızca ekonomik değerlerle ölçülemeyeceğini vurgulayan Emin Turhallı, doğanın temel unsurlarının geri dönüşü olmayan şekilde zarar görmesi halinde bunun tüm bölgeyi etkileyeceğini söyledi. Turhallı, “Ağaç yaşamdır, su yaşamdır. Bunların yerini alabilecek hiçbir şey yoktur. Ağacı keserseniz, suyu tüketirseniz, toprağı bozarsanız yaşamı ortadan kaldırırsınız. Dereyi, vadiyi, ırmağı kurutursanız geriye yaşayacak bir alan kalmaz” ifadelerini kullandı. Sarım Çayı’nın yalnızca yüzeyde akan bir su kaynağı olmadığını belirten Turhallı, yeraltı su sistemleriyle birlikte Diyarbakır Ovası’nın nem dengesini sağladığını ve tarımsal üretimi desteklediğini dile getirdi.
‘YAŞAM ORTADAN KALKAR’
Geçmiş yıllarda yaşanan kuraklık örneklerine dikkat çeken Turhallı, Silvan çevresinde ekinler kururken Sarım Havzası’na yakın alanların bu durumdan daha az etkilendiğini hatırlattı. Bunun nedeninin havzanın sağladığı doğal nem ve su dengesi olduğunu belirten Turhallı, “Doğanın suyunu, nemini ve havasını ortadan kaldırırsanız yaşam da ortadan kalkar. Bu havzada yaşayan insanların geleceği tehlikeye girer. Sarım Havzası’nın son kolunda yapılacak HES’ler de bu ihtiyacı karşılamayacaktır. Buna rağmen ısrar edilirse telafisi mümkün olmayan doğal tahribatlar ortaya çıkacaktır” diye konuştu. Yapılan yollar, kesilen ağaçlar ve patlatılan dinamitlerin doğada derin yaralar açtığını da sözlerine ekledi.
‘OLASI KURAKLIK ÖNLENMELİ’
Bölgede yaşayan çocukların endişelerine de değinen Turhallı, “Çocuklar ‘Bu suyu nasıl kesecekler, biz nerede yüzeceğiz?’ diye soruyor. Bu sorular aslında geleceğin sesidir” dedi. Yetkililere çağrıda bulunan Turhallı, “Kulp’ta yapılan HES projelerinin ardından sel, kuraklık ve balık ölümlerinin Sarım Havzası’nda da yaşanmaması gerekiyor. Geçmişte yağışlar düzenliydi, ancak yapılan müdahaleler bu dengeyi bozdu.
Sarım Havzası’nda da HES yapılırsa bu denge tamamen ortadan kalkacaktır” dedi.
‘7 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ’
Turhallı, açıklamasının sonunda 7 Mayıs’ta havzada avukatlarla birlikte olacaklarını belirterek, “Hem hukuki hem de vicdani olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Umudumuz, yetkililerin ve mahkeme heyetinin bu gerçeği görmesidir” ifadelerini kullandı.
Source: ANF News