İnsanı koruyan otokontrol ve etik değerler şehir hayatıyla sarsıldı

insani-koruyan-otokontrol-ve-etik-degerler-sehir-hayatiyla-sarsildi

Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Eşbaşkanı Abdullah Sağır, Kürdistan’da giderek artan toplumsal yozlaşma ve kriminal olaylara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Sağır, özellikle kırsaldan kentlere yönelen yoğun göç dalgasının ardından geleneksel toplumsal denetim mekanizmalarının zayıfladığını, bunun da bireysel ve toplumsal düzeyde ciddi çözülmelere yol açtığını belirterek, bu sürece karşı “etik ahlak” ve “otokontrol” temelinde yeniden bir toplumsal inşanın zorunlu hale geldiğini vurguladı.

Kürdistan şehirlerinde derinleşen sosyal dejenerasyonun temelinde şehirleşmeyle birlikte gelişen yabancılaşmanın bulunduğunu ifade eden Sağır, köy yaşamında var olan komşuluk hukuku, dayanışma ve karşılıklı denetim kültürünün büyükşehirlerde çözülerek yerini yalnızlaşmaya bıraktığını dile getirdi. Bu durumun bireyin toplumsal bağlardan kopmasına, denetimsiz ve “tenha” bir yaşam içine girmesine neden olduğunu belirten Sağır, bu yalnızlaşmanın suça, hataya ve yozlaşmaya açık bir zemin yarattığını söyledi.

KÜÇÜK ÇEVRELERDEKİ DENETİM MEKANİZMASI BİZİ KORUYORDU

Kendi yaşamından örnekler vererek geçmişteki toplumsal denetim kültürünü anlatan Abdullah Sağır, kırsal yaşamın birey üzerindeki denetleyici etkisine dikkat çekti. Sağır, geçmişte köy yaşamında insanların birbirini yakından tanıdığını, sosyal ilişkilerin sıkı ve sürekli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ben en fazla bir ya da iki günlüğüne köyümden çıkardım. O da ya Diyarbakır’a giderdik ya da başka bir köye, genellikle iş ya da misafirlik amacıyla. Bunun dışında yaşamımız köyde geçerdi. Dolayısıyla herkes birbirini tanırdı. İnsan yanlış bir davranışta bulunamazdı, çünkü hem kendi kendini kontrol etme hem de çevrenin denetimi çok güçlüydü.”

Bu durumun bireyi birçok olumsuz davranıştan uzak tuttuğunu ifade eden Sağır, küçük yerleşim alanlarında hem bireysel hem de toplumsal otokontrol mekanizmasının daha etkin işlediğini, bunun da toplumsal düzenin korunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti.

ŞEHİRDE YALNIZLAŞMA VE TENHA KALMA GERÇEKLİĞİ

Şehirleşmenin yarattığı en temel sorunlardan birinin yalnızlaşma olduğunu dile getiren Sağır, büyük kentlerde bireyin giderek çevresinden koparıldığını ve sosyal bağlarının zayıflatıldığını ifade etti. Diyarbakır gibi büyük şehirlerde nüfus yoğunluğunun artmasına rağmen insanların birbirine yabancılaştığını vurgulayan Sağır, aynı apartmanda yaşayan bireylerin yıllarca birbirini tanımadan yaşayabildiğine dikkat çekti.

Bu durumun bireyi toplumsal denetimden uzaklaştırdığını belirten Sağır, “İnsan kendi kendine kalıyor. Dışarı çıktığında vakit doldurmak için hareket ediyor ama çoğu zaman yalnız. Bu yalnızlık içerisinde birey, kendisini denetleyen değerlerden uzaklaştığında hatalara çok daha açık hale geliyor” dedi.

Sağır, bu sürecin özellikle bireyin “tenha kalma” haliyle birleştiğinde, yanlış davranışlara yönelme riskini artırdığını, bu nedenle şehirleşmenin yalnızca fiziki değil aynı zamanda derin bir toplumsal ve ahlaki dönüşüm yarattığını kaydetti.

ETİK AHLAK VE OTOKONTROL ÇAĞRISI

Bireyin kendisini denetleyemediği durumlarda zararlı ve yıkıcı ortamlara yönelmesinin kaçınılmaz hale geldiğini ifade eden Sağır, bu noktada temel çözümün küçük yaşlardan itibaren kazandırılacak etik değerler ve ahlaki bilinç olduğunu belirtti. “Eğer kişi kendi kendini kontrol edemezse ve etik bir ahlaka sahip değilse, rahatlıkla yanlış yollara sapabilir” diyen Sağır, özellikle toplumun fertlerini zehirleyen kumar, uyuşturucu ve alkol gibi alanlara dikkat çekti. Bu tür ortamlarda bulunan bireylerin zamanla farklı sonuçlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sağır, toplumsal değerlerin erken yaşta kazandırılmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.

Sağır, aynı zamanda toplumsal ilişkilerde empati ve ortak yaşam bilincinin önemine işaret ederek, “İnsan kendisi için ne istiyorsa başkası için de onu istemeli, kendisine zarar gelmesini istemiyorsa başkasına da zarar vermemelidir” ifadelerini kullandı. Bu anlayışın toplumsallaşması halinde birçok sorunun önüne geçilebileceğini dile getirdi.

DİJİTAL DÜNYA VE SANAL MEDYANIN ETKİSİ

Modern yaşamda bireyin boş zamanlarını büyük ölçüde dijital araçlar üzerinden geçirdiğini belirten Sağır, televizyon ve sanal medyanın bu süreçte belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Özellikle bireyin yalnız kaldığı anlarda bu alanlara yöneldiğini belirten Sağır, bu süreçte bilinçli ve denetimli bir kullanımın önemine dikkat çekti.

Sağır, bireyin karşılaştığı içerikleri sorgulaması gerektiğini belirterek, “Bu bana, çocuklarıma, çevreme nasıl bir etki yaratır?” sorusunun sürekli sorulması gerektiğini ifade etti. Bu sorgulamanın yapılmadığı durumlarda hataların artacağını belirten Sağır, dijital dünyanın denetimsiz kullanımının toplumsal yozlaşmayı derinleştirdiğini vurguladı.

MEDYA VE DİZİLERİN YOZLAŞTIRICI ETKİSİ

Toplumsal dejenerasyonun derinleşmesinde medya içeriklerinin önemli bir rol oynadığını ifade eden Sağır, özellikle televizyon dizilerinin bu süreçte belirleyici bir etken haline geldiğini söyledi. Sağır, bu yapımların toplumun değerlerini aşındıran, kimlik zayıflatan ve yabancılaşmayı derinleştiren içerikler taşıdığına dikkat çekti.

“Kürdistan’da yaşanan yozlaşmayı artıran unsurların başında televizyon dizileri ve medya içerikleri geliyor” diyen Sağır, bu durumun yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda politik ve sistematik bir boyut taşıdığını belirtti.

Bu içeriklerin kimi zaman bilinçli bir politika çerçevesinde üretildiğini dile getiren Sağır, toplumun kendi değerlerini koruyabilmesi için bu alanlarda da güçlü bir denetim ve bilinç geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Devletin bu konuda adım atmaması durumunda, toplumun kendi öz denetimini kurmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Sağır, aksi halde geleceğin ciddi risklerle karşı karşıya kalacağını kaydetti.

Sağır, tüm bu değerlendirmeleri çerçevesinde, etik değerlerin, inanç temelli ahlaki anlayışın ve toplumsal normların yeniden güçlendirilmesinin, Kürdistan toplumunun geleceği açısından hayati bir ihtiyaç haline geldiğini belirterek, bireyden topluma uzanan kapsamlı bir yeniden inşa sürecine ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp