Kenanoğlu: Türkiye toplumu Abdullah Öcalan’ın görüşlerini merak ediyor

kenanoglu:-turkiye-toplumu-abdullah-ocalan’in-goruslerini-merak-ediyor

Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te başlattığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından Türkiye’de birçok bölgeye giden ve sivil toplum örgütleri ile halkla buluşmalar gerçekleştiren Halkların Demokratik Kongresi (HDK), süreci Türkiye toplumuna aktarmaya çalışıyor. HDK, son iki haftadır da ‘Barışı İnşa Buluşmaları’ kapsamında toplumun farklı kesimlerine süreci anlatmaya başladı.

HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, HDK’nin çalışmalarını ve Türkiye toplumuna dair gözlemlerini ANF’ye değerlendirdi.

‘İKTİDAR BARIŞI ANLATMIYOR, TOPLUMLA BULUŞMA BİZİM SIRTIMIZDA’

Meral Danış Beştaş ile HDK Eş Sözcülüğü görevine geldiklerinin hemen ardından sürecin başladığına dikkat çeken Kenanoğlu, sürecin başlamasıyla birlikte HDK olarak toplumun farklı kesimlerine yönelik buluşmalar gerçekleştirdiklerini belirterek şöyle devam etti: “Bu sürecin toplumsal ayağının örülmesi konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Bir taraftan konferans yaptık, bir taraftan barış için imza kampanyası düzenledik. Diğer taraftan “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” adıyla Karadeniz’de, Ege’de birçok köyde, kasabada, inanç kurumlarında ve derneklerde buluşmalar gerçekleştirdik. Bu sürecin ne olduğunu, neyi amaçladığını ve neden ona sahip çıkılması gerektiği üzerine görüşmeler yaptık.

Bu şundan dolayı bir ihtiyaçtı: Bu süreç maalesef daha önceki (2013-2015) süreç gibi sahiplenilen, kamuoyuna doğru aktarılan bir süreç değil. O dönemde iktidar ‘Akil İnsanlar Heyeti’ oluşturmuştu; devletin olanaklarını kullanarak illerde toplantılar organize ediliyor, kanaat önderleriyle süreç anlatılıyordu.

Şimdi ise iktidar bu süreci ‘Terörsüz Türkiye’ adı altında, aslında sürecin ruhuna uygun olmayacak şekilde kendi propagandası üzerinden aktarıyor. İktidar yanlısı kanallar iktidarın dilini kullanıyor, muhalif olduğunu iddia eden medya ise sürece karşıt bir profil çiziyor. Dolayısıyla sürecin toplumla buluşturulması yükü tamamen bizim sırtımızda; yani Kürt hareketinin kurumları ve HDK gibi batı yakasına seslenen kurumlara kalmış durumda. Toplumun farklı kesimlerinde sürecin ne olduğu bilinmediği gibi, maruz kalınan dezenformasyon nedeniyle süreç bir karşıtlık ve yanlışlık içerisinde ele alınıyor. Bunu gittiğimiz toplantılarda çok net gördük.”

‘TOPLUMUN DOĞRU BİLGİYE ERİŞMESİ LAZIM’

Özellikle yaz sürecinde Karadeniz ve Ege gibi bölgelerde toplumun birçok kesimiyle toplantılar aldıklarını, süreci anlattıklarını ve barışa dair bir rıza oluşturmak istediklerini dile getiren Kenanoğlu, şöyle devam etti: “O nedenle yaz dönemlerinde bölgelere çıkıyoruz. Karadeniz’de Ordu, Samsun, Çorum, Tokat, Sivas gibi birçok yörede köylere kadar giderek süreci anlatmaya ve soruları cevaplandırmaya çalıştık. Kış döneminde de İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyükşehirlerdeki yöre derneklerine, yani Kürt hareketiyle çok içli dışlı olmayan toplumsal kesimlere yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bu ‘Barışı İnşa Buluşmaları’ da bu kapsamda bir çalışma.

Barışın inşa edilmesi, toplumun bunu kabul etmesiyle mümkün olacaktır. Sayın Öcalan da ifade ediyor; ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ diyoruz. Barışın rızasını oluşturmak, sahiplenilmesini sağlamak ve demokratik toplumun oluşturulmasında birlikte mücadele etmek gerekiyor. Bunun için de toplumun doğru bilgiye erişmesi lazım.

Bu amaçla Artvinlilere ve Çorumlulara gittik. İstanbul’da Tokatlılarla buluştuk, cem evlerini ziyaret ettik, Alevi toplumuyla bir araya geldik. Şimdi İzmir’e gideceğim. Amacımız toplumdaki kaygı ve endişeleri gidermek, soruları cevaplandırmak ve sürecin doğru ilerleyebilmesi için toplumsal desteğin oluşmasını sağlamak.”

‘YAPTIĞIMIZ GÖRÜŞMELER RAPORLAŞTIRILIYOR, SAYIN ÖCALAN’A İLETİLİYOR’

HDK’nin bu toplantılarla sınırlı kalmadığını, toplantılarda ortaya çıkan durumları raporlaştırdıklarını ve sonrasında bu ilişkileri sürdürdüklerini söyleyen Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şöyle yapıyoruz: Birincisi, bu süreçle ilgili soruları, endişeleri ve kaygıları alıp raporlaştırıyoruz ve muhataplarına gönderiyoruz. İmralı Adası’na da daha önce yazdığımız raporlar var. Sayın Öcalan da bu sürecin toplum tarafından nasıl algılandığını, hangi konularda yoğunlaşıldığını merak ediyor; bu raporlar oraya da iletiliyor.

Diğer taraftan gittiğimiz yerlerde toplumun kendi bölgesel ve inançsal sorunları da var. Örneğin maden sorunu şu ara çok yoğun. İnsanların dağlarıyla, taşlarıyla, sularıyla ilgili sıkıntıları var. Bu sorunlar üzerinden, örgütlenmeyi nasıl geliştirebiliriz, mücadeleyi nasıl birlikte yürütebiliriz diye çalışmalar yapıyoruz. Kendi meclislerimiz üzerinden onlarla irtibat halindeyiz. Dolayısıyla ilişki sadece anlatıp gelmekten ibaret değil; hem sorunların raporlanması hem de çözüm konusunda birlikte hareket etme imkanlarının oluşturulması söz konusu. Karşılıklı bir mutabakat ve devam eden bir diyalog zemini oluşturuluyor.”

‘İKTİDARIN YARATTIĞI ÖCALAN FOBİSİ KIRILMIŞ DURUMDA’

İktidarın elli yılı aşkın süredir sürdürdüğü ırkçı ve şoven politikaların etkisinin kolay kırılmayacağını vurgulayan Kenanoğlu, ancak toplumda bugüne kadar oluşturulan ‘Öcalan fobisi’nin kırılmaya başladığını da belirterek şöyle devam etti: “‘Kırıldı’ demek çok kolay değil ama bir iyileşme ve gelişme söz konusu. Gittiğimiz her yerde, devletin oluşturduğu bir ‘Öcalan fobisi’ ve karşıtlığıyla karşılaşıyoruz. İnsanlar ‘Öcalan’ ismini bugüne kadar hep kötü bir takıyla beraber duymuşlar. Biz orada ‘Sayın Öcalan’ dediğimizde, hatta sadece ‘Öcalan’ dediğimizde bile yüzlerinde bir tuhaflık hissediyorsun. Bunu açıyoruz, neden önemli olduğunu anlatıyoruz. En sık gelen sorulardan biri şu: ‘Bu kadar Öcalan yoğunlaşmasının sebebi ne? Yaşam koşullarının iyileştirilmesi ya da umut hakkının tanınması bütün meseleyi çözecek mi?’ gibi sorular soruluyor. Biz de bu işin sahibi olan kişinin pozisyonunun neden önemli olduğunu aktarıyoruz ve bu anlaşılıyor.

Katıldığımız hemen hemen her toplantıda genel olarak hedeflediğimiz sonuca ulaşıyoruz. O kalıbı kırma, kafalardaki soru işaretlerini bırakma ve algıyı kırma noktasında önemli gelişmeler sağlıyoruz. Özellikle Kürt hareketi dışındaki kesimlerin izledikleri kanallar üzerinden oluşan önyargılarının çok net kırıldığını görüyoruz. Derdimizin sadece kendimiz olmadığını; Türkiye’nin demokratikleşmesi, Alevilerin sorunlarının çözülmesi ve doğa talanına karşı ortak mücadele gibi konuları anlattığımızda bu karşılık buluyor”

‘TOPLUM ÖCALAN’IN GÖRÜŞLERİNİ MERAK EDİYOR’

Türkiye toplumunun barış ve birlikte yaşama konusunda, iktidarın tüm politikalarına rağmen katı kalıplara sahip olmadığını gördüklerini söyleyen Kenanoğlu, şöyle konuştu: “Bunu iki aşamada düşünmek lazım. Birincisi, sürecin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda ciddi endişeler ve güvensizlik var. Bu güvensizliğin sebebi Kürt hareketi değil; tümüyle iktidardan kaynaklı. Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere arkadaşların serbest bırakılmaması, AİHM kararlarının uygulanmaması ve belediyelere yönelik operasyonlar güveni azaltmış durumda. 1 buçuk yıl öncesine göre bugün daha çok güvensizlik var ve iktidar bu güvensizliği oluşturmakta maalesef başarılı olmuş durumda.

Fakat halkın Kürtlerle birlikte yaşama konusunda, bunca propagandaya rağmen çok katı kalıpları olmadığını gördük. ‘Yeter ki savaş olmasın, silahlar sussun, herkes demokratik hakkını kullansın’ noktasında bir kaynaşma ve yan yana gelebilme pozisyonu var. Sıkıntı tümüyle AKP iktidarının tutumundan kaynaklı güvensizliktedir.”

Bu bir buçuk yıllık süreçte, özellikle Türkiye toplumunun ilk dönem sorduğu ‘PKK silah bırakacak mı?’ sorusunun artık ‘İktidar barış istiyor mu?’ yönünde değiştiğini vurgulayan Ali Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk toplantılarda “Gerçekten silah bırakacaklar mı? Gerçekten Öcalan’ı dinleyecekler mi?’ soruları çok fazlaydı. Şimdi Kürt hareketinin bugüne kadar verdiği sözleri yerine getirmiş olması nedeniyle halk bunu izliyor ve harekete yönelik güvensizlik aşılmış durumda. Şu anda endişe şu: ‘Bu iktidar hakikaten barış istiyor mu, yoksa oyalama mı yapıyor?’

İlk gittiğimizde ‘bölücülük, ayrımcılık’ söylemleri çok fazlaydı; şimdi bu tamamen kırılmış durumda. Orada bir sorun olmadığına ve verilen sözlerin yerine getirildiğine dair bir kabul söz konusu. Şunu merak ediyorlar: ‘Hakikaten ne istiyor? Bütün istediği kendisiyle ilgili şeyler mi yoksa sadece Kürtlere özgü meseleler mi?’ Bu yönde sorular geliyor. ‘Dert ne, çözümü nasıl formüle ediyor?’ diye soruyorlar. Sosyalizm tartışmaları üzerinden ‘Hala böyle bir bakış açısı var mı?’ gibi sorular da geliyor.

Şunu hissedebiliyorsun: Sayın Öcalan’ın iletişim olanakları sağlansa ve kendisi konuşsa bu süreç çok daha kolay ilerleyecek. Çünkü biz anlatıyoruz ama bizim anlatmamız bir yere kadar yeterli oluyor.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp