İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası dolayısıyla Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açıklansın, fail ve sorumluları koruyan cezasızlığa son verilsin, adalet sağlansın” pankartı açıldı. Eylemde sık sık “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” ve “Zorla kaybetme insanlık suçudur” sloganları atıldı.
Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamanın basın metnini İHD İzmir Şube Eşbaşkanı Zilan Gümüş okudu.
Zilan Gümüş, 1915 Ermeni Soykırımı ile başlayan zorla kaybettirme uygulamalarının Türkiye’nin yüzleşmesi gereken tarihsel bir gerçeklik olduğunu söyledi. 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmelerin yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındığını belirten Zilan Gümüş, insanların evlerinden, işyerlerinden, köylerinden ve sokak ortasında gözaltına alındığını, bir daha da kendilerinden haber alınamadığını ifade etti.
Yakınlarının ise yıllardır belirsizlik, yas ve adalet arayışı içinde yaşamaya mahkûm edildiğini kaydeden Zilan Gümüş, “Aradan geçen bunca zamana rağmen hakikat ortaya çıkarılmadı. Etkin soruşturmalar yürütülmedi, sorumlular korunarak cezasızlık politikaları sürdürüldü” dedi.
Gözaltında kaybetmenin uluslararası insan hakları hukuku ve ceza hukuku bakımından ağır bir ihlal olduğunu vurgulayan Zilan Gümüş, zorla kaybettirmelerin Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi’nin 5’inci maddesine göre insanlığa karşı suç sayıldığını hatırlattı. Türkiye’nin söz konusu sözleşmeyi imzalamaktan kaçındığını belirten Zilan Gümüş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği çok sayıdaki kararda da gözaltında kaybetmelerde etkili soruşturma yürütülmemesinin ağır hak ihlali olarak tanımlandığını söyledi.
Türkiye’de hukukun çoğu zaman hakikati ortaya çıkarmanın değil, cezasızlığı korumanın aracına dönüştürüldüğünü dile getiren Zilan Gümüş, bunun son örneklerinden birinin Dargeçit davasında yaşandığını ifade etti. Dargeçit dosyasının da Vartinis ve Kulp davaları gibi zaman aşımına uğratıldığını belirten Zilan Gümüş, İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşundan bu yana gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin temel öznelerinden biri olduğunu söyledi.
İHD’nin kayıp başvurularını belgelediğini, dava süreçlerini takip ettiğini ve kayıp yakınlarının sesini duyurmak için uzun yıllardır mücadele yürüttüğünü belirten Zilan Gümüş, İstanbul, Amed, Êlih, İzmir, Riha ve Gever başta olmak üzere birçok kentte kayıp yakınlarıyla birlikte oturma eylemleri düzenlendiğini kaydetti.
Gerçek bir toplumsal barışın ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşildiğinde mümkün olacağını vurgulayan Zilan Gümüş, gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbetinin açıklanmasını, zorla kaybetme suçunun Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak düzenlenmesini, cezasızlık uygulamalarına son verilmesini ve sorumluların bağımsız soruşturmalar sonucunda yargı önüne çıkarılmasını talep etti.
Açıklamada ayrıca, Galatasaray Meydanı’ndaki yasakların kaldırılması, Cumartesi İnsanları’nın taleplerini özgürce dile getirebilmesi ve Türkiye’nin Birleşmiş Milletler sözleşmesini imzalayıp etkin biçimde uygulaması çağrısı yapıldı.
Basın açıklaması, gerçekleştirilen 5 dakikalık oturma eyleminin ardından sona erdi.
Source: ANF News