Göç yollarından Zagroslara uzanan bir devrimci

goc-yollarindan-zagroslara-uzanan-bir-devrimci

Bir yurdun hikayesini, anılarını, özlemlerini, duygularını ve istemlerini kendisine azık yaparak yola düşen bir kahramandır Ahmet Kaya. Botan’dan göç yoluna düşürülerek kendi olmanın mücadelesini vereceği bir başka memlekete, yani Kürt halkının binlercesinin mesken tutuğu Mersin’e uzanacaktır onun hikayesi.

Botan; her biri büyük kahramanlıklarla dolu hikayelerden alınmış türlü isimlerdeki dağları, sayısız nehir, ırmak ve şelaleleri, oradan bakınca insanın içine güven veren dağların gölgesinin düştüğü bayır ve kırlarıyla Kurdistan’ın ender bir parçasıdır. Bu coğrafya yüzyıllar boyunca dosta güven, düşmana korku salmıştır. Bir dağ kuytusunda fişeğini kendi kanına susamışlara doğrultan nice asinin, kahramanın başını yasladığı bu dağlar gerillaya da ana kucağı olmuştur.

İlk kurşun burada atıldı ve bu ilk kurşun milyonları peşinden sürükledi. Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesi, ilk kurşunun atıldığı ve mücadeleye gönül verenlerin olduğu bir yer oldu. Bundandır ki Türk devleti burada çok büyük saldırılar gerçekleştirmekten geri durmadı. Yakılan köyler, işkenceler, faili meçhuller ile birlikte toplu katliamlar Kürt halkının göç yollarına naçar olmasına neden oldu. Ahmet’in ailesi de bu ailelerden biridir. Ahmet’in yazgısında göç yollarında bir gençlik yaşamak olsa da ülkesinin dağlarında varlık mücadelesine nefer olmak da vardır.

YABANCILAŞMAYI HİÇNİR ZAMAN KABULLENMEZ

Ahmet, Sêrt’te mücadele ile gönül bağı kurmuş olan bir çevre ve aile içerisinde doğar. Ailesi mücadelenin bir parçasıdır. Ahmet’in ailesi bu mücadeleyi kendi olabilmek, özgürce kendi ata topraklarında yaşayabilmek için verir. Bundan dolayı niceleri gibi zulme ve gadre uğrar. Sistemin dayattığı yoksulluk ve onursuzluğa daha fazla katlanamayan binlerce aile gibi, Ahmet’in ailesi de göç yolarına düşer ve binlerce Botanlının mesken tuttuğu Mersin iline yerleşir. Ahmet bir bakıma yabancılık çekmeden büyür; çünkü çevresinde kendileri gibi Kürtlüğün onurunu koruma pahasına göçe zorlanmış ve oraya yerleşmiş yüzlerce aile vardır.

İnsan inandığı değerleriyle yaşadı mı mekan anlamsız olur. Çünkü bir gün mücadele sonuca erecek ve hak eden hakkını alacaktır. Ahmet, ailesinin çektiklerine bir bir tanık olur, duyar ve bir bakıma bunları kendi benliğinde yaşar. Gençlik çağlarına eriştiğinde fikirleri olgunlaşmaya ve içinde bir şeyler yapma isteği duymaya başladığında, özünün açığa çıkmaya başladığını kavramakta gecikmez. Devlet okullarında bir süreye kadar eğitim gören Ahmet, daha sonra okulu bırakarak yaşamına bir emekçi olarak devam etme kararı alır. Bu kararıyla emek kavramı onun yaşamında yer edinir artık. Hem okul okuduğu süre zarfında hem de kapitalist modernite yaşantısının özendirici yanılgıları içerisinde erimeyerek, atalarından aldığı Botanlı özünü her şart ve koşulda korumasını bilir.

KENDİ YAZGISINI YAZMAYI SEÇER

Göç, Kürt halkı için bir kader değildir; zoraki kabul etmek zorunda kaldığı bir tercihtir. Bu tercih, onun kendi özünden, varlığından ve halk gerçekliğinden kopmasını sağlayamamıştır. Binlerce Kürt genci göç yollarında büyümüş ve kendi topraklarından koparılmanın, eziyet görmenin ve onursuzca muamelelere katlanmak zorunda bırakılmanın intikamını almak için Kürt Özgürlük Hareketi’nin saflarına akın akın katılmıştır. Ahmet’in ailesinden ve çevresinden de gerilla saflarına katılımların olması, onu gerilla mücadelesine daha fazla yakınlaştırır ve büyük bir sempati duyar. Hem kendisi ve ailesine hem de Kürt halkına yaşatılan acıların ve dayatılan yaşamın hakiki bir yaşam olmadığının bilinciyle özgür yaşamın arayışı içerisinde olur. Ahmet, gençlik çalışmaları içerisinde aktif bir şekilde çalışmalara katılmaya başlar. Onun için amaç bellidir, yol açıktır. Adım adım arşınlamak ister bu yolu.

Anlamak, özümsemek ve yaşamına uygulamak için yürümek ister. Bu yürüyüşü hazmedemeyen Türk devlet güçleri, yüzlerce Kürt gencine yaptığı gibi Ahmet’i de 2011 yılında yakalayarak altı ay tutsak eder. Zindanlar tarih boyunca egemenler için yıldırma mekanı, direnenler için ise kendini anlama ve anladıklarını bilince çıkarma mekanı olmuştur. Ahmet de zindan sürecinde kendisini, çevresini, mücadelesini, halk ve düşman geçekliğini daha fazla kavrama ve bunu bilince çıkarma fırsatı yakalar.

Zindan sürecinden sonra Kürdistan’da gerilla mücadelesinin zirveleştiği dönemlerden biri olan 2012 yılının baharında, bir süredir içini kemiren ve yerinde duramamasına neden olan kararı vererek gerilla saflarına katılım kararı verir.

İSMİYLE ÖZDEŞ OLMANIN ÇABASI

Anlam arayışına yeni bir isimle devam edecektir. Dağ alanlarına ulaştıktan sonra Piling Rüstem ismini alarak ilk eğitimini Metina alanında görür. Eğitim sürecinden sonra Heftanin alanında ilk pratiğine başlar. Heftanin alanında sadece gerillacılığı öğrenmez, aynı zamanda gerilla olmanın duygusunu, fikrini, sevgisini ve yoldaşlığın erdemine kavuşmanın da ilk ve önemli adımlarını atar. Sağlam bir devrimci kişilik sahibi olmak için çaba sarfetmeyi bilir ve bu çabasını yaşamında attığı her adımda, karşısına çıkan her bir olayda ve çevresindeki mücadele deviniminin içerisinde elde edeceği tüm tecrübelerle elde edebileceğini kavrar.

Pratik alanda kaldığı süre boyunca yaşamı en ince ayrıntısına kadar öğrenerek yaşar. Bir süre sonra askeri akademilere geçer ve güçlü bir eğitim görür. Eğitimden sonra aldığı tecrübe ve kazandığı düzeyden dolayı yoldaşlarına da ders vermeye başlar. Hem askerlik sanatında hem de komutanlıkta yetkinleşir. Aynı zamanda Apocu militan ölçü ve ilkelerinde derinleşerek doğru yoldaşlığın ve doğru mücadelenin yolunu tutar.

AMACI BÜYÜDÜKÇE ENGELLER ANLAMSIZLAŞIR  

Bireyin amacı ve bu amaca ulaşma istemi ne derece büyük olursa, karşısına çıkacak engeller de ne kadar büyük olsalar bile, o ölçüde küçülür. Piling’in de isteği büyüdükçe karşısındaki engeller anlamsızlaşır. Ayağının düz taban olmasından dolayı çektiği zorluklar aklına bile gelmemeye başlar. Gerilla demek, sonsuzmuş gibi yürümek; yürümek ve yürümek akla gelir. Çünkü gerilla için yeni umutlara, fikirlere ve anlamlara kavuşmak, yürümek demektir.

Gerilla Piling de ayağından dolayı zorlansa da bunu kendisine dert etmez. Zorluğu aşmanın, amacın kutsallığına hizmet ettiğini kendisine şiar edinir. Komutan Egîd’in düz taban olmasına rağmen Kürdistan’ın en büyük gerilla komutanı olmasını kendisine örnek alır.

HAKİKAT YOLUNDA GÜÇLÜ ANILAR BİRİKTİRİR

Onun hayali, gerillanın ayak bastığı her yere ulaşmak, orada yaşamı, mücadeleyi, özgürlüğü ve yoldaşlığın en güzelini yaşamak ve yaşatmaktır. Kandil’den Çarçella alanına geçerken bu duyguları ve istemleri de beraberinde taşır. Güzel ahlakı ve güzel yoldaşlığıyla, tertemiz bir devrimci kişilik sahibi olarak yoldaşlarının gönlünde ve hafızasında yer edinir. Alandaki birçok eyleme katkısını sunarak rol sahibi olur.

Ayrıca pratik kişiliği sayesinde Çarçella alanının tüm zorluklarıyla başa çıkar. Düşmanıyla yüz yüze gelmenin, yılların öfkesini ve intikamını almanın çabasını verir. Bunun için katıldığı eylemlerde gözü pek bir şekilde yerini alır. Zagrosların efsanevi büyük komutanlarından olan Reşit Serdar’ların izinden yürüyerek, kendisi için zafere ulaşmaktan başka hiçbir yolu kabul etmez.

GERİDE BİR DOLU MİRAS BIRAKIR

İnsan ne ile yaşar? Veya insan ne için yaşar? Sorularının yanıtı, insanın anlam arayışında önemli duraklar ve dönemeçlerdir. O da bu duraklardan geçebilmek ve yoluna devam edebilmenin uğraşısıyla devrim yürüyüşünü sürdürürken talihsiz ve zamansız bir şekilde 2017 yılının bir bahar gününde, görevinin başındayken uçurumdan düşerek şehadete ulaşır. Kendini mücadelenin anlamı içerisinde ölümsüzleştirerek, zamansız ayrıldığı bu dünyadan unutulmaz izler bırakarak ayrıldı.

Onun özlemlerini, istemlerini ve hayallerini gerçekleştirecek binlerce yoldaşına ve Kürt halkına büyük bir miras bıraktı. Onların anısı, ilelebet mücadele için atan yüreklerde yer edinecek ve yok olmayacaktır.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp