Direnişin sesi Hozan Zinar

direnisin-sesi-hozan-zinar

Kürt halkının özgürlük mücadelesi yalnızca meydanlarda, zindanlarda ve dağlarda değil; stranlarda, ağıtlarda, halaylarda ve dillerden düşmeyen ezgilerde de kendini var etti. Bu mücadelenin sanat alanındaki en güçlü seslerinden biri olan Hozan Zinar, aramızdan ayrılışının yıldönümünde, ardında bıraktığı eserler ve mücadele mirasıyla anılıyor.

Hozan Zinar, yaşamını Kürt halkının özgürlük arayışına, diline, kültürüne ve sanatına adayan sanatçılardan biri oldu. Kaleme aldığı ve seslendirdiği eserler, zamanla yalnızca döneminin politik ve sanatsal üretimleri olmaktan çıktı; Kürt halkının ortak hafızasında yer edinen klasikleşmiş stranlara dönüştü. “Biz Apo’ya söz vermişiz” eseri başta olmak üzere, Koma Berxwedan bünyesinde seslendirdiği “Şirîna Kurdistanê”, “De Bimeş”, “Mendo Tuye”, “Çemê Mûşê” ve “Munzur Çayı” gibi eserler, Kürt halkının yüreğinde derin izler bıraktı.

EKECİK’TEN AVRUPA’YA UZANAN BİR YAŞAM

Hozan Zinar, 1954 yılında Orta Anadolu’nun Aksaray iline bağlı Ekecik’in Sağırkaraca köyünde dünyaya geldi. Ekecik Kürtleri arasında büyüyen Zinar, henüz genç yaşlarında Kürt halkının kimlik, kültür ve özgürlük mücadelesiyle tanıştı. On altı yaşına geldiğinde Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile kurduğu bağ, yaşamının bütün yönünü belirledi.

1972 yılında ailesiyle birlikte Hollanda’nın Amsterdam kentine yerleşti. Henüz on sekiz yaşındayken Ford Fabrikası’nda çalışmaya başladı. İşçilik yılları, onun yalnızca emek mücadelesiyle değil, aynı zamanda sendikal ve demokratik mücadeleyle de tanıştığı bir dönem oldu. Avrupa’daki Kürt ve Türkiyeli emekçiler arasında yürütülen politik çalışmalar, Hozan Zinar’ın hem düşünsel hem de sanatsal gelişiminde önemli bir yer tuttu.

SAHNELERE İLK ÇIKIŞ: HOZAN HARABİ

Hozan Zinar’ın sanat yolculuğu 1976 yılında Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği Derneği’nde başladı. İlk dönemlerde “Hozan Harabi” adıyla sahnelere çıktı. Konserlerde, etkinliklerde ve işçi derneklerinde seslendirdiği türküler, onun politik sanatla kurduğu ilişkinin ilk adımları oldu.

Ancak 1980’li yılların başına gelindiğinde Kürt ve Kürdistan meselesi etrafında yaşadığı tartışmalar, onun HTİB çevresiyle yollarını ayırmasına neden oldu. Hozan Zinar için sanat, yalnızca ezgi üretmek değil; halkın inkar edilen kimliğini, dilini ve özgürlük arayışını görünür kılmanın bir yoluydu.

1981 yılında Hollanda’nın Den Haag kentinde 12 Eylül faşizmini protesto etmek amacıyla düzenlenen etkinlikte sahneye çıktı. Burada, 1979 yılında Siverek’te Bucak aşiretiyle yaşanan çatışmada yaşamını yitiren PKK’nin önde gelen kadrolarından Salih Kandal için bestelediği “Lo Saliho” eserini seslendirdi. Bu çıkış, Hozan Zinar’ın özgürlük mücadelesi içindeki sanatsal duruşunu daha belirgin hale getirdi.

HUNER-KOM VE KOMA BERXWEDAN YILLARI

1982 yılında bir grup yurtseverle birlikte Amsterdam Kürt Kültür Merkezi’nin kuruluş çalışmalarında yer aldı. 1983 yılında ise Huner-Kom yapılanmasının kuruluş çalışmalarına katıldı ve Hollanda’daki sanat çalışmalarının sorumluluğunu üstlendi.

Huner-Kom, Avrupa’daki Kürt sanat çalışmalarının örgütlü bir hatta kavuşmasında önemli rol oynadı. Bu dönem, Kürt müziğinin sürgün koşullarında yeniden üretildiği, kasetler aracılığıyla halka ulaştırıldığı, yasaklanan dilin stranlarla yeniden canlandırıldığı bir dönemdi. Hozan Zinar, bu tarihsel süreçte yalnızca bir sanatçı olarak değil, aynı zamanda örgütleyici, emekçi ve öncü bir kültür insanı olarak yer aldı.

Koma Berxwedan çalışmaları da onun sanat yaşamında özel bir yere sahip oldu. Koma Berxwedan, Kürt özgürlük mücadelesinin müzik alanındaki en güçlü kolektiflerinden biri olarak, 1980’li ve 1990’lı yıllarda Kürt halkının direniş hafızasında silinmez izler bıraktı. Hozan Zinar’ın sesi ve besteleri de bu kolektif hafızanın temel parçalarından biri haline geldi.

BEKAA’DA EĞİTİM, DAĞLARA GİTME İSTEĞİ

Hozan Zinar, yalnızca Avrupa’daki kültür ve sanat çalışmalarıyla yetinmedi. 1989 yılında Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Mahsum Korkmaz Akademisi’ne gitti. Burada Önder Apo’nun yanında bir yıl ideolojik eğitim gördü.

Akademi süreci, onun yaşamında belirleyici bir dönem oldu. Siyasi ve ideolojik eğitimle birlikte askeri eğitimlere de katıldı. Bu eğitimlerden biri sırasında isabet eden şarapnel parçası nedeniyle sağ ayağından yaralandı. Lübnan’da bir süre tedavi gördükten sonra Kürdistan dağlarına gitmek istedi. Ancak yürümekte yaşadığı zorluklar nedeniyle yeniden Avrupa’ya dönmek zorunda kaldı.

Bu geri dönüş, onun mücadeleden uzaklaşması anlamına gelmedi. Tam tersine, Avrupa’daki politik ve sanatsal çalışmalara daha güçlü biçimde katıldı. İngiltere’den İskandinavya ülkelerine, Yunanistan’dan Hollanda’ya kadar birçok ülkede eylem, etkinlik, konser ve kültür çalışmasında yer aldı.

DİLLERDEN DÜŞMEYEN ESERLER

Hozan Zinar’ı Kürt sanat tarihinde özel kılan en önemli yönlerden biri, eserlerinin halk arasında yaygınlaşma gücüydü. Onun stranları, yalnızca sahnelerde ya da kasetlerde kalan eserler olmadı; yürüyüşlerde, anmalarda, evlerde, düğünlerde, cenazelerde, direniş alanlarında ve halk buluşmalarında söylendi.

“Biz Apo’ya söz vermişiz” eseri, bu anlamda onun sanat anlayışını en açık biçimde yansıtan eserlerden biri oldu. Bu stran, bir dönemin politik ruhunu, bağlılık duygusunu ve direniş kararlılığını ifade eden güçlü bir simgeye dönüştü.

Şirîna Kurdistanê”, “De Bimeş”, “Mendo Tuye”, “Çemê Mûşê” ve “Munzur Çayı” gibi eserleri de Kürt halkının kolektif belleğinde yer etti. Hozan Zinar’ın sanatında memleket özlemi, direniş, bağlılık, acı, umut ve halk sevgisi iç içe geçti. Onun sesi, sürgünün yalnızlığını da, ülkeye dönüş özlemini de, mücadeleye bağlılığı da taşıdı.

SON GÜNLERE KADAR MÜCADELE

Hozan Zinar’ın yaşamı kişisel acılarla da sınandı. 1998 yılında eşini genç yaşta kaybetti. Bu acıyı bir ömür yüreğinde taşıdı. 2004 yılında kendisine kanser teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. Ancak sağlık sorunları, onun siyasi ve sanatsal faaliyetlerden kopmasına neden olmadı.

Hastalıkla mücadele ettiği yıllarda da etkinliklere katıldı, halkıyla buluştu, özgürlük mücadelesinden geri durmadı. Son olarak 15 Şubat 2010 tarihinde Fransa’nın Strasbourg kentinde Önder Apo’ya yönelik uluslararası komplonun protesto edildiği yürüyüşe katıldı.

Mayıs 2011’de babası Emrullah İz’in ölümüyle sarsıldı ve beyin kanaması geçirdi. Amsterdam’da tedavi gördüğü hastanede üç hafta yaşam mücadelesi verdi. Hozan Zinar, 29 Mayıs 2011’de yaşamını yitirdi.

Dört çocuk babası olan Hozan Zinar, memleketi Ekecik’te toprağa verildi. Onun mezarı, öğrencisi ve çok sevdiği PKK gerillası İbrahim Kılıç’ın, yani Zinar Andok’un da ebedi istirahatgahının bulunduğu topraklarda yer aldı.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp