Manevi değerlerimizin gücü

manevi-degerlerimizin-gucu

Türk sinemasının en büyük sanatçılarından olan Kadir İnanır, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Söz konusu ölüm olayı, sanat dünyasında ve demokratik kamuoyunda büyük bir üzüntüye yol açtı. Çok sayıda kişi ve kurum, ailesine ve sevenlerine yönelik taziye mesajları yayınladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da yazılı bir mesaj yayınlayarak değerli sanatçı Kadir İnanır’ı saygıyla andı. “Barış sürecinin başarısının ruhunu şad edeceğini” belirtti.

Kadir İnanır, bir Karadeniz çocuğuydu. Öğrenim yıllarında sinemaya atılarak, belki de Türk sinemasının en çok film yapan sanatçısı oldu. Filmlerinin önemli bir kısmı sosyal içerikliydi, toplumun sorunlarına dikkat çekiyordu. Önemli bir birikime ve aydın bir kişiliğe sahipti. 2013-15 yıllarındaki ‘Çözüm Süreci’nde oluşturulan “Akil İnsanlar Heyeti” içinde yer aldı. Kendi deyimiyle “2013 yılından sonra ağzından barış kelimesinden başka bir söz çıkmadı”. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı “Sürecin temel bir muhatabı” ve “Kendi halkının önderi” olarak tanımladı. Kürt halkı ve Barış Anneleri ile sıcak bir ilişki kurdu. Bu nedenle ölümüne en çok Kürtler üzüldü ve en çok Kürtler sahip çıktı.

Tıpkı Sırrı Süreyya Önder gibi, Kadir İnanır’ın ölümü de Türkiye’de çok geniş bir çevreyi bir araya getirdi. 28 Haziran günü İstanbul’da farklı kesimlerin katıldığı büyük bir cenaze töreni yapıldı. Sanatçının yakınlarından sonra törene en çok Kürtler katılım gösterdi. Sırrı Süreyya Önder’den farklı olarak Kadir İnanır için devlet töreni yapılmadı, siyasi çevrelerden de fazla bir açıklama gelmedi. Kadir İnanır, Türkiye’nin vicdanının katıldığı ve Kürtlerin yer aldığı anlamlı bir törenle toprağa verildi. Vasiyeti olan “Büyük Barış”ın gerçekleştirileceği açıklamalarıyla Türkiye toplumunun ve Kürtlerin kalbine gömüldü.

Kürt sorununun kabulü ve çözümü yönündeki gerçek demokratik tutumu nedeniyle şoven özel savaşçı çevreler tarafından görmezden gelinse de Kadir İnanır, Türkiye toplumunun en büyük manevi değerleri içinde yerini aldı. Önder Abdullah Öcalan, sinemada Yılmaz Güney ve Sırrı Süreyya Önder çizgisinin takipçisi olarak tanımladı. Sevenleri tarafından değerli Kürt dostu ve gerçek demokrat olduğu ifade edildi.

Kürt düşmanı ırkçı-faşist çevreler ne derlerse desinler, Kadir İnanır, Türkiye barışının ve demokratikleşmesinin en seçkin sembollerinden biri oldu. Çok açık ki, Kürt barışını gerçekleştiren demokratik Türkiye’de her zaman yaşayacak, bitmeyen bir saygı ve sevgiyle anılacak. Yaptığı filmler, şimdiye kadar olduğu gibi yeni kuşaklar tarafından da ilgi ve istekle seyredilecek.

Belli ki bu tür insanlar toplumları eğiten ve birleştiren temel manevi değerler oluyorlar. Maddiyatın ötesinde esas olarak bu tür değerler yaratmayı bilen toplumlar kültürlü ve gelişmiş bir düzeyi temsil ediyorlar. Türkiye toplumu da bağrından böyle değerler çıkardığı için ayakta kalıp geleceğe bakabiliyor. Türk siyasetinin çapsızlığına ve antidemokratik yapısına rağmen toplumu ayakta tutan temel güç söz konusu manevi değerler oluyor.

Kuşkusuz toplumların yarattığı manevi değerlerin en güçlüsü şehitlerdir. Her türlü özel savaş saldırısına rağmen Kürtleri eğiten ve birleştiren temel güç kahraman şehitleri oluyor. Önder Abdullah Öcalan öncülüğündeki Kürt varlık ve özgürlük mücadelesi son 50 yılda büyük bir şehitler ordusu yaratmış bulunuyor. Önderlik gerçeğiyle birlikte Kürt toplumunu eğiten, örgütleyen ve birleştiren işte bu şehitler gerçeğidir. Kürt özgürlük mücadelesini yenilmez kılan temel değerler de şehitlerimiz olmaktadır. Öyle ki, yılın her gününü anlamlı kılan büyük direniş şehitlerimiz vardır.

Kürt direniş ve özgürlük tarihinin en anlamlı günlerinden biri de 30 Haziran’dır. 30 Haziran 1996 günü Dêrsim’de Zîlan (Zeynep Kınacı) isimli kadın gerilla çok başarılı bir fedai eylemi yaparak ölümsüzlüğe ulaşmıştır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, söz konusu Zîlan duruşunu “Özgürlük Tanrıçalığı” olarak tanımlayarak tarihe mal etmiştir. PKK, 30 Haziran’ı ‘Fedailik Günü’ ve haziran ayını da ‘Fedailik Ayı’ olarak tanımlayıp, başta kadınlar ve gençler olmak üzere Kürt halkını Zîlan çizgisinde fedaileşmeye çağırmıştır.

Şimdi bu büyük fedailiğin 30. yıl dönümü yaşanmaktadır. Başta Kürt kadınları olmak üzere tüm devrimci ve özgürlükçü kadınlar, tüm Kürt halkı şehadetinin 30. yıl dönümünde Özgürlük Tanrıçası Zîlan’ı Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyanın dört bir yanında etkinliklerle anmaktadır. Her yerde Fedailik Günü kutlanmaktadır. Özgür yaşam komutanı Zîlan şahsında tüm özgürlük mücadelesi şehitleri etkinliklerle anılmaktadır.

Kuşkusuz PKK öncülüğündeki Kürt direnişinde fedailik çizgisini geliştiren 1982 Büyük Zindan Direnişi’dir. Mazlum Doğan ve Dörtler’in başlattığı bu direniş, Hayri Durmuş ve Kemal Pir öncülüğündeki 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi’yle yenilmez fedai çizgisini ortaya çıkarmıştır. Şimdi Haziran ayı sona ermekte ve bu büyük direnişle anılan Temmuz ayına girilmektedir. 44. yıl dönümünde 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi her yerde kutlanacak ve bu tarihi direnişin kahraman şehitleri Hayri Durmuş, Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz her yerde Kürtler ve dostları tarafından saygı ve minnetle anılacaktır.

PKK’nin son kongresinde ilan edilen büyük bir Temmuz şehidi daha vardır. 3 Temmuz 2018 akşamı, Kürt ihanetinin ihbarı sonucu gerçekleşen Türk hava saldırısında Önder Abdullah Öcalan’ın ilk yol arkadaşlarından olan Ali Haydar Kaytan (Fuat) katledilmiştir. PKK 12. Kongresi Ali Haydar Kaytan’ı “Hakikat Yoldaşı” olarak kararlaştırırken, şehadeti duyduğunda Önder Abdullah Öcalan da “Bundan sonraki mücadelenin sürekli esin kaynağı olacak” şeklinde değerlendirmiştir.

Yukarıda en güçlü manevi değerin şehitler olduğunu belirttik, çünkü şehitler, uğruna can verdikleri davanın haklılığının ve zaferinin şahitleridirler. Ali Haydar Kaytan, Kürdistan özgürlük ve sosyalizm davasına yaşamının 45 yılını ve sonunda da canını vererek söz konusu şahitliği en güçlü bir biçimde yapmıştır. Böylece Kürt varlık ve özgürlük maneviyatının en büyük değerlerinden biri haline gelmeyi başarmıştır.

Ali Haydar Kaytan, Önder Apo’yla birlikte Apocu grubun temellerini atan Çubuk Barajı toplantısına katılan gençlerden birisidir. Katılımından itibaren Önder Apo’ya kopmaz yoldaşlık bağlarıyla bağlanmış, her zaman fedai çizgisinde yaşayıp mücadele etmiştir. PKK’nin şairi, duygu ve düşünce gücüdür. Kürdistan’ın her yerinde ve her türlü görevde mücadele etmiştir. Gerillanın bilgesi ve dağın dervişi olarak yaşayıp çalışmıştır. Geride bıraktığı eserlerle Kürt gençlerini eğitmeye devam etmektedir.

Ali Haydar Kaytan, Dêrsim soykırımını her zaman bilincinde ve yüreğinde hissederek yaşamış, Önder Abdullah Öcalan’ın görüşlerini doğru intikam yaklaşımı olarak gönülden benimsemiştir. Söz konusu soykırıma duyduğu çok büyük bir öfkeyle yaşamış, devrimci görevlerine her zaman böyle bir öfkeyle yönelmiştir. Bu çerçevede Önder Abdullah Öcalan gerçeğini en iyi anlayan ve anlatan olmuştur. “Beni benden daha iyi anlatırdı” diyerek Önder Abdullah Öcalan da bu gerçeğe dikkat çekmiştir.

Hiç kuşkusuz Ali Haydar Kaytan gerçeği, Kürt varlık ve özgürlük mücadelesinin yarattığı en büyük değerlerden birisidir. Özellikle 15 Şubat 1999 komplosu ardından fedai eylem yapmak kendisinde derin bir tutku haline gelmiştir. 3 Temmuz 2018 günü şehadete ulaşarak, Haki Karer’le başlayan, Mazlum, Kemal, Hayri ve Saralarla devam eden, Agit komutasındaki gerilla kahramanlığında somutlaşan Büyük Şehitler Kervanı’nın son büyük halkalarından biri olmayı başarmıştır. Kürt gençleri ve kadınları, Kürt halkı, bu büyük önderini her zaman derin saygı, sevgi ve minnetle anacaktır. Şehadetinin 8. yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyor, 3 Temmuz’da Dağın Dervişi’nin daha doğru anlaşılması için her yerde etkinlikler yapılacağına inanıyoruz. 

Kaynak: Yeni Özgür Politika

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp