DBP: Tarihsel görev, süreci ortak mücadeleye dönüştürmektir

dbp:-tarihsel-gorev,-sureci-ortak-mucadeleye-donusturmektir

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 19 Temmuz’da Wan’da gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesinde Kürdistan, bölgesel ve küresel gelişmeleri değerlendirirken, Kürtlerin önündeki tarihsel bir göreve dikkat çekti.

Bildirgede, “Önümüzde duran tarihsel görev; parti örgütlülüğümüzü büyütmek, demokratik siyaseti güçlendirmek, kadın ve gençlik örgütlülüğünü geliştirmek ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni toplumun bütün kesimlerinin ortak mücadelesi haline getirmektir” denildi. 

ABD-İRAN SAVAŞI

Bildirge şöyle:

“Ortadoğu, kapitalist modernitenin derinleşen yapısal krizlerinin yeni bir paylaşım ve yeniden dizayn sürecine tanıklık etmektedir. Bölge halklarının iradesini yok sayan, sınırları ve siyasal dengeleri kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi hedefleyen küresel hegomonik güçler, halkların özgürlük, demokrasi ve eşitlik taleplerini değil; kendi ekonomik, askeri ve stratejik çıkarlarını esas almaktadır. Bugün İran ile ABD arasında yaşanan çatışmalar da bu tarihsel gerçeklikten bağımsız değildir. 

ABD’nin İran’a yönelik müdahaleleri, iddia edildiği gibi halklara demokrasi getirme ya da otoriter rejimleri ortadan kaldırma amacı taşımamaktadır. Tersine bu müdahaleler, kriz içindeki kapitalist dünya sisteminin kendi hegemonyasını yeniden tahkim etme girişimlerinin bir parçasıdır. Aynı şekilde İran’daki molla rejimi de yıllardır başta Kürt halkı olmak üzere farklı halklara, kadınlara, gençlere ve tüm toplumsal muhalefete karşı inkârı, baskıyı ve şiddeti esas alan politikalarını sürdürmektedir. Dolayısıyla bugün yaşanan çatışma, halkların özgürlüğü ile diktatörlük-rejim arasında değil; iki farklı hegomonik siyasal anlayışın bölge üzerindeki hakimiyet mücadelesidir.

ÖZ  YÖNETİM VE ORTAK YAŞAM İRADESİ

Bu nedenle ne emperyal müdahaleler ne de otoriter devlet yapıları, Ortadoğu halklarının geleceğini belirleyebilir. Halkların iradesi dışında kurulan her siyasal denklem tarihin çöp sepetine gitmeye mahkumdur. Tarih göstermiştir ki tepeden inşa edilen rejimler zor aygıtlarıyla ayakta tutulmaya çalışılan statükolar da halkların özgürlük arayışını sonsuza kadar bastıramamaktadır. Ortadoğu’da ve dünyanın birçok bölgesinde dile getirilen özgürlük talepleri, önümüze halkların iradesini esas alan yönetim modellerini bir tarihsel sorumluluk olarak çıkarmaktadır. Ortadoğu’nun gerçek alternatifi, halkların kendi demokratik iradesini esas alan demokratik toplum paradigmasıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik ulus perspektifi; halkların, inançların, kültürlerin ve kimliklerin eşit, özgür ve ortak yaşamını mümkün kılan en güçlü demokratik çözüm modeli olarak önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Bölgeyi kalıcı barışa taşıyacak olan temel güç devletlerin savaş politikaları değildir. Barışın ve özgürlüğün en dinamik gücü halkların ortak demokratik örgütlülüğü, öz yönetimi ve ortak yaşam iradesidir.

KÜRT HALKININ BİRLİĞİ HER ZAMANKİNDEN DAHA HAYATİ

Bu tarihsel dönemde Kürt halkının birliği her zamankinden daha hayati bir önem taşımaktadır. Rojhilat’ta Kürt siyasi parti ve örgütleri arasında gelişen birlikteliği tarihsel değerde görüyoruz. Bunun yalnızca Kürt ulusal birliği açısından değil, bütün Ortadoğu halklarının demokratik geleceği bakımından da önemli bir gelişme olduğuna inanıyoruz. Bu birlik arayışının güçlenmesi, toplumsallaşması ve tüm ezilen halkları kapsayan demokratik bir hatta dönüşmesi ortak sorumluluğumuzdur. Öte yandan İran rejiminin son süreçte Kürt siyasi parti ve örgütlerine yönelik geliştirdiği baskılar, tehditler ve saldırılar kabul edilemez niteliktedir. Kürt halkının demokratik örgütlenme hakkını ve özgürlüğünü hedef alan bu saldırıları en güçlü biçimde kınıyor; uluslararası kamuoyunu, insan hakları kurumlarını ve demokratik çevreleri bu hukuksuz uygulamalara karşı açık tutum almaya çağırıyoruz.

TÜM HALKLAR DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA ÖZNE OLMALI

Bugün Ortadoğu’nun ihtiyacı yeni savaşlar, yeni sınırlar ve yeni hegemonya ilişkileri değildir. Ortadoğu halklarının en büyük ihtiyacı örgütlülüğünü büyüten, kadın özgürlüğünü esas alan, ekolojik yaşamı savunan, demokratik siyaseti güçlendiren ve halkların ortak geleceğini inşa eden yeni bir toplumsal paradigmadır. Demokratik komünler, meclisler, yerel örgütlenmeler ve halkların ortak iradesi, emperyal müdahalelerin de otoriter rejimlerin de karşısındaki en güçlü demokratik seçenektir. Bu nedenle bütün halkları, demokratik toplumun inşasında özne olmaya davet ediyoruz. Özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.

POZİTİF HUKUK İŞLETİLMELİ

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu tarihsel inisiyatif, kararlı duruş ve yaptığı çağrılar sayesinde bugüne kadar ilerlemiş artık yalnızca siyasal aktörlerin değil, toplumun geniş kesimlerinin sahip çıktığı toplumsal bir zemine kavuşmuştur. Sürecin kalıcı ve başarılı bir sonuca ulaşabilmesi için Sayın Öcalan’ın hukuki statüsünün güvence altına alınması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması temel bir gerekliliktir. Aynı zamanda sürecin hukuki güvencelere kavuşturulmasının zamanı gelmiştir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni kalıcılaştıracak bir çerçeve yasa gecikmeksizin çıkarılmalı, demokratik siyasetin önünü açacak ve toplumsal barışı güçlendirecek şekilde pozitif hukuk işletilmelidir.

KADINLAR, KURUCU ÖZNEDİR

Kadınlar, demokratik toplumun ve onurlu barışın yalnızca muhatabı değil, kurucu öznesidir. Demokratik toplum ve barış sürecinin kalıcı, adil ve özgürlükçü bir zeminde gelişebilmesi; kadınların eşit temsili, özgür iradesi ve örgütlü mücadelesinin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki kurucu rolünün güçlendirilmesi, eşbaşkanlık sistemi ve eşit temsil ilkesinin tavizsiz biçimde korunması, kadın kazanımlarına yönelik her türlü saldırıya karşı ortak mücadele yürütülmesi temel önceliğimizdir. Kadın özgürlüğünü esas almayan hiçbir toplumsal dönüşümün demokratikleşmeyi sağlayamayacağı bilinciyle; yaşamın her alanında kadın özgürlüğünü, kadın emeğinin görünürlüğünü, şiddetsiz bir yaşam hakkını ve kadınların siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel alanda kurucu özne olarak güçlenmesini demokratik toplumun vazgeçilmez ilkeleri olarak görüyoruz. Barışın toplumsallaşması ve demokratik toplumun inşası için, kadın öncülüğünün ve kadın özgürlük çizgisinin yaşamın bütün alanlarında belirleyici hale gelmesi amacıyla mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz.

ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI

Parti Meclisi toplantımızda önemle ele aldığımız başlıklardan biri de Kürdistan’da giderek derinleşen özel savaş politikaları olmuştur. Toplumsal dokuyu parçalamayı, halkın ortak yaşam iradesini zayıflatmayı ve örgütlü toplumu çözmeyi hedefleyen bu politikalar, başta gençler ve kadınlar olmak üzere toplumun bütün kesimlerini hedef almaktadır. Uyuşturucu, fuhuş, kumar, dijital bağımlılık, yozlaşma ve her türlü toplumsal çürüme birbirinden bağımsız olgular değil; halkı örgütsüz, kimliksiz ve geleceksiz bırakmayı amaçlayan sistematik devlet politikalarının farklı araçlarıdır. Özellikle gençlik üzerinde yaratılmak istenen umutsuzluk duygusu, gençliğin üretimden ve örgütlü toplumsal yaşamdan koparılması, geleceksizlik duygusunun yaygınlaştırılması; artan intiharlar, şiddet olayları ve toplumsal çözülme ile birlikte değerlendirilmelidir. Aynı şekilde kadınlara yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin, emek sömürüsünün ve yaşamın her alanındaki eşitsizliklerin derinleşmesi de demokratik toplum karşıtı anlayışların bir sonucudur. Toplumun ahlaki ve politik değerlerini hedef alan bu saldırılar karşısında sessiz kalmayacağız.

‘BARIŞIN SÖZÜNÜ HALKLA KURUYORUZ’

Bu sebeplerle mücadelemiz yalnızca siyasal alanda değil; yaşamın her alanında örgütlü toplumun yeniden inşasını hedefleyen çok yönlü bir demokratik mücadeledir. Gençliği yaşamın kurucu gücü, kadınları ise demokratik toplumun öncü ve kurucu öznesi olarak görüyoruz. Gençlerin özgür düşünce, üretim, kültür, sanat, spor ve demokratik siyaset alanlarında örgütlenmesini; kadınların ise yaşamın tüm alanlarında eşit, özgür ve belirleyici biçimde yer almasını demokratik toplum mücadelesinin vazgeçilmez koşulu olarak görüyoruz. Tüm bu değerlendirmeler neticesinde, gelecek dönem planlaması kapsamında; eğitim süreçlerinin derinleştirilmesi, kongrelerin tamamlanması, ‘Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz’ şiarı ile başlatmış olduğumuz halk toplantılarının devamı hedeflenmektedir. 

 TARİHSEL GÖREV

Önümüzde duran tarihsel görev; parti örgütlülüğümüzü büyütmek, demokratik siyaseti güçlendirmek, kadın ve gençlik örgütlülüğünü geliştirmek ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni toplumun bütün kesimlerinin ortak mücadelesi haline getirmektir. Bugün her zamankinden daha fazla birlik, örgütlülük ve demokratik dayanışmaya ihtiyaç vardır. Demokratik Bölgeler Partisi olarak inanıyoruz ki, halkların ortak iradesi, kadın özgürlüğü, gençliğin dinamizmi ve örgütlü toplumun özgücüyle barış mutlaka kazanacak, demokratik toplum mutlaka inşa edilecektir. Tarihin bu kritik kavşağında bütün halklarımızı, demokratik kurumları, emek ve meslek örgütlerini, kadınları, gençleri ve vicdan sahibi herkesi barış ve demokratik toplum mücadelesini büyütmeye, ortak geleceğimizi birlikte kurmaya çağırıyoruz.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp