Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Önder Apo’ya yönelik gerçekleştirilen 15 Şubat Komplosu’nun 27. yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları belirtti:
Özgürlük Mücadelemizin mimarı, Önder APO şahsında tüm ezilen halklar ve kadınlara dönük 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslar arası komplonun 27. yılındayız. Tarihe insanlık açısından kara bir gün olarak geçen 15 Şubat Komplosu’nu gerçekleştiren ve bu komploya destek veren tüm güçleri büyük bir öfke ve nefretle kınıyoruz. 15 Şubat Komplosu’na ve komplocu güçlere karşı direnerek tüm kirli politika ve saldırıları boşa çıkaran özgürlük ve demokrasi şehitlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Kürt kadınlarının, Kürt halkının ve dostlarımızın uluslararası komplo karşısındaki soluksuz direnişini selamlıyoruz
Önder APO’ya yönelik 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslararası komplo, Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmeyi, halkların demokratik ve eşit yaşam arayışını dağıtmayı, kadın özgürlüğü temelinde gelişen toplumsal dönüşümü durdurmayı hedefleyen kapsamlı bir plan olarak yürütülmüştür. Bu komploya dahil olan devletler ve siyasi güçler, Ortadoğu’da inkâr, imha ve işbirlikçilik üzerine kurulu düzenin devamını kendi çıkarları açısından vazgeçilmez görmüşlerdir. Kürt halkının özgürlüğü temelinde gelişen mücadele doğrudan hedef alınmıştır. Uluslararası komplo, aynı zamanda kadın özgürlük mücadelesine yönelmiş bir saldırıdır. Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi erkek egemen sisteminin temel dayanaklarını sarsan bir güç olarak görülmüştür. Kadın kurtuluş ideolojisinin, sadece Kürt toplumunda değil, bölgesel ve küresel ölçekte yarattığı etki, bu ideolojiyi hedef haline getirmiştir. Erkek egemen sistem, kadın özgürlüğünün toplumsal yaşamda kalıcı hale gelmesini kendi varlığı
Bu nedenle 15 Şubat komplosu, yalnızca Önder APO’nun şahsına yönelmemiş; onunla birlikte şekillenen özgürlük fikrine, bu fikrin örgütlü mücadelesine, kadın merkezli toplumsal dönüşüm anlayışına ve halkların demokratik geleceğine yönelmiştir. Komplo sürecine karşı halkların geliştirdiği direniş, bu hesapları boşa çıkarmıştır. Kürdistan’ın dört parçasında ve yurt dışında ortaya çıkan kitlesel eylemler, halkların iradesinin teslim alınamayacağını açık biçimde ortaya koymuştur. “Güneşimizi Karartamazsınız” direnişi, bu sürecin tarihsel bir duruş olduğunu göstermiştir.
ÖNDER APO KOMPLOYU BOŞA ÇIKARDI
Önder APO, ağır tecrit koşullarında yürüttüğü düşünsel ve politik mücadele ile komployu boşa çıkarmıştır. Zindan koşullarında geliştirilen yoğunlaşma, kapitalist modernitenin yapısal krizlerine yönelik kapsamlı çözümlemeleri derinleştirmiş; demokratik toplum, demokratik modernite ve demokratik sosyalizm perspektifleri bu süreçte sistemli bir bütünlük kazanmış ve toplumun demokratik ve özgür temelde yeniden inşasını hedefleyen evrensel bir siyasal çizgi olarak güçlenmiştir. Bu çizgi, devlet merkezli iktidar anlayışına karşı toplumu esas alan bir yaklaşımı, ulus-devlet yerine demokratik ulusu, erkek egemenliğine karşı kadın özgürlüğünü ve doğa talanına karşı ekolojik yaşamı temel almıştır. Kadın özgürlüğü, bu perspektifin merkezine yerleşmiş; özgür toplumun ancak kadın öncülüğünde inşa edilebileceği anlayışı güç kazanmıştır. Kadınların öz örgütlülüğü, siyasal ve toplumsal alandaki öncülüğü, özgür yaşamın sürekliliğini sağlayan temel dinamiklerden biri olmuştur. Kadın mücadelesi, toplumsal yaşamın bütününü dönüştüren bir özgürlük hamlesi olarak gelişmiştir.
ROJAVA’DA AÇIĞA ÇIKAN ÖZGÜR YAŞAM İRADESİNE SAHİP ÇIKIYORUZ
Rojava Devrimi bunun somut karşılığı olmuştur. Rojava Devrimi, kadınların öncülüğünde gelişmiş; kadın özgürlüğünü toplumsal yaşamın merkezine yerleştirmiştir. Bu nedenle Rojava’ya ve Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelen saldırılar, aynı zamanda kadınların özgür yaşam iddiasına, demokratik toplumun kurucu değerlerine ve halkların birlikte yaşama iradesine yönelmiştir. Kadınlara dönük özel hedeflemeler, şiddet ve sindirme politikaları, uluslararası komplonun daha tehlikeli ve güncellenmiş biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak halkların ve kadınların ortaya koyduğu direniş, bu saldırıları engellemiştir. Rojava’ya sahip çıkma iradesi, Kürt halkının özgürlük kazanımlarına ve kadın devrimine sahip çıkma iradesiyle birleşmiştir. Kadınlar olarak Rojava’da açığa çıkan özgür yaşam iradesine sahip çıkıyoruz. Bu irade, kadınların tarihsel direnişinin bugüne taşınmış ifadesidir. Kadın öncülüğünde inşa edilen bu toplumsal dönüşüm, her saldırıya karşı korunması ve büyütülmesi gereken ortak bir değerdir. Bu bilinçle, özgür ve eşit bir yaşam için yürüttüğümüz mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor; herkesi bu sorumluluğun parçası olmaya çağırıyoruz.
ULUSAL BİRLİK İRADESİNİ GÜÇLENDİRELİM
Uluslararası komplonun güncel biçimler altında sürdürüldüğü bu dönemde, Kürt halkı açısından ulusal birlik bilinci daha güçlü biçimde açığa çıkmıştır. Kürdistan’ın dört parçasında ve diasporada gelişen sahiplenme, özgürlük kazanımlarına dönük saldırıların tüm Kürt halkını hedef aldığı gerçeğini daha net ortaya koymuştur. Ulusal birlik, bu süreçte dar siyasal yaklaşımların ötesine geçerek, halkın tarihsel varlığına ve geleceğine sahip çıkma iradesi olarak güç kazanmıştır. Kadınlar olarak, halkımızın ortak geleceği açısından ulusal birliğin daha güçlü ve kalıcı biçimde inşa edilmesinde sorumluluk alıyoruz. Kadınların birleştirici gücüyle, ulusal birliğin güçlendirilmesi için her alanda daha etkin bir rol üstlenme kararlılığındayız. Bu bilinçle, tüm kadınları ve toplumsal dinamikleri ulusal birlik iradesini güçlendirmeye çağırıyoruz.
14 ŞUBAT’TA STRASBOURG’DA OLALIM
Uluslararası komplonun yirmi yedinci yılında, Önder APO’nun özgürlüğü ile kadın özgürlüğü ve halkların demokratik yaşam iradesi arasındaki kopmaz bağ daha görünür hale gelmiştir. Bu bağ, mücadelenin yönünü ve sürekliliğini belirlemektedir. Önder APO’nun geliştirdiği “Demokratik Toplum ve Barış” süreci, bugün barış ve çözüm arayışlarının en gerçekçi ve toplumsal karşılığı olan zemini oluşturmaktadır. Özellikle son bir yıldır ortaya konulan düşünsel ve politik yoğunlaşma, barışı toplumsal demokratikleşme süreciyle birlikte ele alan bir yaklaşımı güçlendirmiştir. Demokratik toplumun inşası, kalıcı barışın temel güvencesi olarak ele alınmaktadır. Kadın özgürlüğünü merkezine almayan hiçbir çözümün halklar açısından gerçek bir barış anlamı taşımayacağı bu süreçte daha açık biçimde ortaya konulmuştur. Bu süreç bir kez daha ortaya koymuştur ki; Önder APO’nun geliştirdiği “Demokratik Toplum ve Barış” süreci Ortadoğu’da gelişecek özgür bir yaşamın temelini oluşturmaktadır. Kadınlar olarak, demokratik toplumun inşasını esas alan bu süreci sahipleniyoruz. Bu sürecin toplumsallaşması ve güçlenmesi, kadınların örgütlü iradesiyle mümkün olacaktır.
Bu temelde, TJK-E olarak bir kez daha 15 Şubat uluslar arası komplosuna karşı mücadele kararlılığımızı belirtiyoruz. Başta kadınlar olmak üzere tüm halklar, gençler ve demokrasi güçlerini 14 Şubat’ta Strasbourg’da yapılacak olan büyük yürüyüşe katılmaya, özgürlük ve demokratik toplum mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki; mücadelemiz, Önder APO’nun fiziki özgürlüğü sağlanan,a Kürt halkının statüsü güvence altına alınana ve halkların özgür, eşit, demokratik yaşamı kalıcı hale gelene kadar sürecektir.”
Source: ANF News