Depremde hasar gören evine bakmak isterken asker ve polisler tarafından ‘şüpheli’ diye gözaltına alındı, işkence gördü, işkenceden iki gün sonra şüpheli bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Ailesi ise üç yıldır adalet için çabalıyor.
Şubat depremlerinde hasar gören evine 13 Şubat günü girip bir battaniye alıp çıkan Tahsin Nihadioğlu, evin kendisine ait olduğuna inandıramadığı için polis ve asker tarafından işkenceye maruz kaldı. 15 Şubat günü ise işkenceden birkaç gün sonra bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Kaza ile ilgili dava kapatıldı, işkence davasında ise ceza alan kimse bulunmuyor. Aile, 3 yıldır Tahsin Nihadioğlu için adalet istemeye devam ediyor.
Tahsin Nihadioğlu, 6 Şubat depremlerinden sonra Antalya’ya geçmişti ancak çalıştığı Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘çalışmak’ için geri çağrılmış, o da Hatay’a geri gitmişti. İşçilerle birlikte kaldığı çadırda üşüdüğü için yıkılan evine giderek bir battaniye alan Nihadioğlu, evinden çıkışta asker ve polisler tarafından ‘talancı’ diye yakalanarak saatler süren bir işkenceden geçirildi. Yapılan işkence kayıt altına alınmadı. Nihadioğlu, saatler süren işkenceden sonra Hatay Defne ilçesinde bulunan ve depremzedelerin kaldığı Sevgi Parkı’na bırakıldı.
Yaşadığı işkencelerden sonra Antalya’ya gitmek isteyen Nihadioğlu, yolda geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. Nihadioğlu’na çarpan Otokoç firmasına ait aracın şoförü ise mahkemede kusursuz bulunarak dosya kapatıldı. İşkence ile ilgili açılan dava ise sürüncemede bırakıldı.
Davanın avukatı Ali Eriz, yaşanan hukuksuzluklara ilişkin şunları söyledi: “Tanıkların tamamı dinlenmedi. O zaman milletvekili olan ve Tahsin ile arkadaşını işkenceci polislerin elinden alan ve konuyu haber yaptıran Barış Atay ile sağlık görevlilerinin bir kısmı dinlenmedi. Polislerin ifadeleri yeterli görüldü. Tüm deliller toplanmadan ve yeterli araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verildi. Şu an Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş durumdayız.
Cinayet dosyası ile ilgili alınan raporlarda Tahsin’in tam kusurlu olduğuna dair raporlar verilmiş ve raporlara karşı yapılan itirazlar dikkate alınmamış. Dosyada yapılan itirazlara rağmen alınan tüm raporlarda kusurlu olarak Tahsin gösterilmiş. Şoförün hızlı olması, ilçeler arası uğrak bir kavşak olan bölgedeki aydınlatma eksikliği sebebiyle kamu görevlilerinin sorumluluğu araştırılmamış. İşkence olayından sonra olması sebebiyle arada bağlantı var mı yok mu incelenmemiş.
Dosyalar arasında bağ olup olmadığı önemli bir araştırma konusu ancak ne Kırıkhan Savcılığı ne de Hatay Savcılığı bu konuda araştırma yapmamış, hatta arada bağlantı kurmaktan kaçındıkları görünüyor.”
Tahsin Nihadioğlu’nun kardeşi Zeynel Nihadioğlu, o dönem yaşananlara dair şunları söyledi: “İşkence süreciyle ilgili, kardeşimin öldükten sonra üzerindeki telefonda polis aracının fotoğrafı çıktı. Ölümünden sonra Hatay Valiliği işkenceci 4 polisin soruşturulmasına izin vermedi. Fakat Emniyet Genel Müdürlüğü işkencecilerin ifadesini aldı. İşkenceciler, yapılan tetkiklerde suç unsuruna rastlanmadığını, itimat ettikleri için de Barış Atay’a teslim ettiklerini söyledi. ‘İşkence yapmadık, sadece araca davet ettik’ şeklinde ifade verdiler. Valiliğin soruşturma izni vermemesine karşı Adana Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtık. İlgili mahkeme işkence olayının soruşturulmasına karar verdi ve dosyayı Hatay’a gönderdi. Ancak Hatay’daki mahkemeler tüm itirazlarımızı reddederek soruşturma izni vermedi. Onlara göre somut delil yoktu. İşkence olayını Anayasa Mahkemesi’ne taşıdık. Şu an karar bekliyoruz. Olası bir ret durumunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız.”
İşkence olayına tanık olan dönemin milletvekili Barış Atay ile gazeteciler Umut Taştan ve Seçil Özer’in ifadelerinin ısrarlarına rağmen dosyaya girmediğini belirten Nihadioğlu, “İşkencenin başta Barış Atay olmak üzere çok fazla tanığı vardı. Ancak tanık ifadelerinin alınması konusunda oldukça yavaş davranılıyor. 2 yıl sonra işkence mağduru ve tanığı Halil Yakut’un ifadesi alınabildi. Sevgi Parkı’nda bulunan sağlık çadırında hemşire Seda Kaya işkence izlerini tespit ettiğini beyan eden ifade verdi. Buna rağmen soruşturma izni yok. Kültür Radyo Televizyonu’nda Seçil Özer’in sunduğu Başka Bir Gün programında gazeteci Umut Taştan canlı yayında ‘işkence izlerine ben de tanığım’ demiştir. Bunun da dosyaya girmesini istedik. Buna rağmen izin yok” dedi.
Dosyaya girmesi için bulundukları taleplerin ya reddedildiğini ya da olumsuz cevaplar verildiğini belirten Nihadioğlu sözlerine şöyle devam etti: “Polis telsiz kayıtlarının incelenmesini istedik. ‘Polislerin telsizleri hangi birimden aldıkları anlaşılmamıştır’ denildi. İşkence yapılan Elektrik Mahallesi’ndeki MOBESE kayıtlarının incelenmesini istedik. 9 ay sonra cevap geldi. Dediler ki 30 gün kayıt yapılıyor. O nedenle kayıtlar silinmiş. 15 Şubat 2023 tarihinde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan doktorlar ‘trafik kazası/darp’ şeklinde rapor tutmuşlar. Darp raporunun da dosyaya girmesini engellediler. Tüm bu somut delillere rağmen iddialar soyut denilerek sürekli reddedilen bir işkence dosyasıdır. Hukuk işlemediği için sürekli sokaklarda, meydanlarda, mücadele alanlarında oluyoruz.”
Source: ANF News