Dağlardan dağlara bir efsaneydi yaşananlar. Binlerce şehidin hikâyesini çocukluğumuzdan beri dinleyerek geldik dağlara; o binlerce arkadaşın arkadaşı olmak için mücadeleye atıldık. O kahramanlık hikayeleri masalların vazgeçilmezi olsa da bir kahramanı daha o masala eklemek kolay olmuyor. Büyüyünce, acısını ve sevincini paylaştığın yoldaşlarının aslında masalların da ötesinde koca bir dünya olduğunu görüyorsun. Bu toprakların kahramanları çoktur, anlatmak da yaşamak kadar zordur.
İlk defa Dilmaf adını duymak insanı sorgulatıyor. Kendine biçtiği misyonun adını almış bir gerilla daha ve daha on binlerce gerillaya eklemlenen isimler zincirimiz… Yüreğini ve zihnini mücadele gerçekliğine adamış bir “hak arayışçısı” olmak, isim almakla başlar. Onu da Efrîn’den dağa çeken bu olmuş olmalı. Kendine biçtiği misyonla adına sahip çıkma çabasında bir fedai.
Tanıyanlar belirtiyor: “Dürüst ve fedakardı; en önemlisi de her bir yoldaşına yüreğinde yer açabiliyordu. Bu kadar dost canlısı bir yoldaş, her bir yoldaşı yüreğinde taşıdığı gibi, her bir yoldaş da yüreğinde ona bir yer veriyor.” Dilmaf dendiğinde yüzde bir tebessüm belirir; onunla yoldaş olmanın gururu ve tanımanın sevinci kaplar insanı. Yüreğinin zarif sıcaklığı, her zaman kapısı açık bir mekan gibi orada öylece durur.
YÜREĞİNİ DAĞLARA AÇAN BİR KAHRAMAN
Gerilla Dilmaf, Efrîn’de gözlerini dünyaya açar, açar açmaz da direniş gerçekliğinin içerisinde bulur kendini. Toprağına, ülkesine bağlı bir aileye sahip olmak, gerilla Dilmaf’ta bu duyguların daha da büyümesine neden olur. Daha çocukluğunda başlar kahramanlık öykülerini dinlemeye ve daha çocuk yaşında kimliğinin, aslında kimliksizliğinin farkına varır. Her ne kadar asimilasyoncu kurumlarda okusa da bir yanı onu her zaman özgürlüğün mekanı olan dağlara çeker. Ülkesinin değerlerine bağlı, ulusal özellikleriyle kendini oluşturma bilincinde biri olarak yapılan hiçbir haksızlığı kabul etmez.
Onu Efrîn’den dağlara çeken güçlü bir nedeni vardı. Hepimizin nedenleri aynı olsa da sosyo-politiğimiz gereği farklı gelişir. Anne ve babasından aldığı kültür, ahlak ve yurtseverlik bilincinin nasıl geliştiğini anlatırdı. Özgürlük mücadelesini en çok ailesinden dinlemiş. Ailesinin çocuklarına verdiği sevgi, gerilla Dilmaf’ta derin bir yer edinmişti. Ailesi şahsında halkına olan sevgisiyle yönünü dağlara vermiş. Dağa gelmek onun için değerlerine sahip çıkmaktı. Kendisini çocukluğundan beri buna hazırlayan devrimci ruhlu bir gerillaydı Dilmaf.
Gözlerini açtığı Efrîn toprakları, direnişin kök salıp geliştiği tarihi bir dönemden geçmekteydi. Dünyada umutların tüketildiği, savaşların arttığı bir dönemde, insanlarda yeniden yeşeren umutlar bir tomurcuk gibi kendini topraktan dışarı vurur.
Önder Apo, “ölü Kürt’ü dirilten” bir önder oldu. Yaşlıların, Kürdistan’ın özgürlüğü için savaşacak ve mücadele edecek bir önderi bir mesih gibi beklemesi; gençlerin arayışlarına yön vererek dağlara çekilmesi, kadınların tüm ezilenler adına “ezilenlerin ulusu” olma özelliğini taşıdıklarını fark ederek mücadeleye katılması, Önder Apo’nun gelişiyle bir mucizenin yeniden yaşanması misali oldu.
Zeytin ağaçları gibi eskimeyen köklerinde başı dik, direnişçi bir halk olan Efrîn halkının, kendini savunmak için her zaman devlet dışında demokrasi arayışları olmuştur. Bu nedenle Nuri Dersimi ve daha birçok Kürt aydını ve siyasetçisi buraları kendine yurt edinmiştir. Devletin dışladıklarına yuva açan bir şahin gibi korumayı bilmiştir. Korudukları değerlerden öğrendikleri çok fazla direniş kültürü olmuştur.
Öncüsü bol, önderi bir olan Apocu Hareket’in devraldığı mirasa sahiplik eden bu topraklar, kendinden binlerce kahraman yaratmıştır. Binlerce fedaiyi içinde barındırmış, zamanı geldiğinde düşmanlarına karşı savaşmayı da bilmiştir. Efsanevi yiğitliklerin yaşandığı mekanlardan biri olmuştur Efrîn. Son verdiği savaşta da bu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Dilmaf’ın Efrîn’i özgürlük mücadelesine çeken birçok neden vardır. Önder Apo’nun İmralı’da esaret koşulları altında olması, yıllardır verilen bedeller ve devrim umudunun yeniden yeşermesi gibi birçok etken söz konusudur. Onu en çok etkileyen neden ise halkın yaşadığı gaflettir. Kendisi için savaşanlara ihanet edenlere karşı mücadeleye atılarak Efrîn halkına bir mesaj verir.
Çekdar Amed arkadaşın Efrîn’de katledilmesinden çok etkilenen gerilla Dilmaf, “söz”ünü verir. Bir daha halkının bu konuma gelmemesi için mücadeleye atılır. 2014 yılında Rojava’nın tarihi direnişinde özgürlük saflarına katılarak DAİŞ çetelerine karşı birçok savaşta yer alır ve çatışmaların en şiddetli olduğu alanlarda bulunur.
Efrîn’in çeteler tarafından kuşatılmasına karşı Efrîn’e geçer ve büyüdüğü topraklar üzerinde çetelere karşı savaşır; sonrasında da bir süre daha burada kalır. Her zaman bu özelliğini korumuş bir savaşçı olarak uzun yıllar Rojava sahasında kalır.
SAVAŞ NEREDEYSE DİLMAF ORADAYDI
Özgürlüğün mekanı olan dağlara gelmek, gerilla Dilmaf için hayallerine kavuşmaktı. Bundan dolayı 2021 yılında yönünü özgürlük dağlarına çevirir. Savaşın şiddetli yürütüldüğü cephelerde ‘Ben de orada olmalıyım’ diyerek kendini zor günün militanı olarak kanıtladı.
Hedeflediği özgür yaşamda kendini yeniden yaratmak ve taktikte yeni açılımların sahibi olarak Kürdistan’da yapılan tüm saldırılara karşı güçlü duruş sergileme çabası içerisinde oldu. Pratiği ile düşüncesini birleştiren hak arayışçısı gerilla Dilmaf, öncü militanlık esaslarına göre adanmış bir yaşamın temsilcisi oldu. Yürüttüğü pratik faaliyetleri devrimci bir titizlikle yaparak arkadaşlarının saygısını kazandı; emeği ve fedakarlığı ile her zaman aranan bir gerilla oldu.
Zap’ta saldırıların şiddetlendiği bir dönemde dağlara ulaşmış ve kendini daha da donatarak bu savaşa hazırlamak istemişti. Bundan dolayı uzmanlık alanında branş eğitimi alarak kendini yetkinleştirmiş bir gerilla olarak mezun olmuştu. Bu eğitimin gerilla Dilmaf’ın üzerinde çok derin etkileri vardı. Büyük amaçlarına ve hayallerine kavuşabilmesi için bu savaşın kazanılması gerektiğine inandığından, kendini bir zafer kadrosu olarak ele aldı ve pratiğini bu temel üzerinde yürüttü.
DİRENİŞİN MİRASINI KİŞİLİĞİNDE SOMUTLAŞTIRDI
Bu kutsal topraklarda yaşayan halkın yiğit bir evladı olan Dilmaf, devraldığı mirasa sahip çıkma adına pratiğini her zaman buna göre örgütlemiş, Apoculuğun fedailiğinde kendini eritmiş bir militan gerçekliğine sahipti. Fotoğraflarına bakarken gözlerindeki ışıltıda, her şeye rağmen kararlı bir militanın devrim inancı görünür. Gülüşünde hayata, yoldaşlığa dair ve en önemlisi ise Önder Apo’ya dair sevgisi yansır.
Gerilla Dilmaf, var olanın ötesinde bir arayışı kendinde yaratma çabası içerisinde oldu hep. “Gerçeğin mayası gözle görülmez, yüreğiyle bakabilmeli insan…” diye bir söz var. En çok da özgür yaşama katılan, Önder Apo’ya katılan militan gerçekliğinde açığa çıkar bu. Hakikat her zaman olduğu gibi görünmez; bazen şekli, bazen sesi, bazen duruşu farklı olur. Bundan dolayı, bakan ama görmeyen gözlerin hakikatle bir bağı olmaz.
Buna dair bir öykü var: Bir gün bir adam camiye namaz kılmaya gider; önünde namaz kıldığı adam peltek olduğu için duayı doğru telaffuz edemez. Namaz kılan adam günaha gireceğini düşünerek camiyi terk eder. Gaipten bir ses gelir: “Sen şimdi günaha girdin. Önemli olan hakikattir; nasıl dile geldiğini göremedin, zikrin yürekten geldiğini göremedin, dilde olana baktın.”
O zaman adam nasıl bir hata yaptığını görür ve geri döner; fakat o zat orada değildir. Gerilla Dilmaf da hakikati yüreğiyle görmeyi başarmış ve kendini bu hakikate adamıştı. Söylenen değil, yapılan onun için esastı.
SAVAŞMAK, AKIL VE YÜREK İSTER
Gerilla Dilmaf, kendine biçtiği misyon gereği her zaman katılımını güçlendirmeye çalıştı. Bundan dolayı askeri, ideolojik ve örgütsel anlamda kendini yetkin kılmak için her konuda kendini eğitmeye yöneldi. Gördüğü eğitimler onda kimlik yarattı ve iradesini güçlendirdi.
Eğitmek, “terbiye etmek”ten gelir; insanın nefsini terbiye etmesinden ileri gelen öz bilinç işidir. Bunun için azim, istek ve kararlılık gerekir. Nefsi terbiye etmek, her an sınama halinde olmaktır. Eğitimin belli bir dönemi kapsamadığını, her vakit devam ettiğini gerilla Dilmaf da anlamış ve kendini her yönden geliştirerek yetkin bir gerilla olma arayışını sürdürmüştü.
Savaşmak için ne gerektiğini gerilla Dilmaf iyi bilirdi. Eğer bir savaşçının aklı ve yüreği yetmezse, yeterli cephane ve lojistiği olsa da savaşamaz. Bunun içindir ki örgütün en stratejik çalışmalarından birinde yer aldı. Omuzladığı yükün ağırlığının bilincinde olarak, savaşta arkadaşlarına destek olabilmek için gece gündüz emek harcadı. Gece gündüz Önder Apo’ya ulaşabilmenin hayali ile önündeki her bendi yıktı ve yolunu hem kendisi hem de yoldaşları için açtı. Bu, onun en belirgin özelliğiydi.
Aklı ve yüreği ile hareket eden gerilla Dilmaf için savaş; her zaman kendini mücadeleye adamak, Önder Apo’ya layık bir militan olmak ve yoldaşlarının yoldaşı olmaktı. Bunun için son anına kadar riskli ve tehlikeli çalışmalarda yer aldı ve mücadele tarihine bir fedakarlık abidesi olarak adını yazdırdı.
Onu dinlemek, onunla yaşamak kadar anlamlıyken; özgürlük mücadelesi içerisinde onu tanımak bir şanstı bizim için.
Kürt halkının derin acıları ve büyük öfkeleri, çoğu zaman yılın en soğuk ayı olan şubat ayında yoğunlaşır. Şêx Sait’in yakalanmasından başlayan olaylar zincirinde, Önder Apo’ya yönelik süreç ve Efrîn’in silahlı gruplar tarafından işgal edilmesine kadar birçok gelişme şubat ayında yaşandı.
Gerilla Dilmaf da bir şubat günü (6 Şubat 2025) görevi başındayken geçirdiği bir kaza sonucu hayatını kaybetti ve aramızdan ayrıldı.
Source: ANF News