‘Asla sapılmayan ana doğrultu, sosyalizm olmuştur’

‘asla-sapilmayan-ana-dogrultu,-sosyalizm-olmustur’

1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla ajansımıza değerlendirmelerde bulunan özgürlük gerillası Zinar Yavuz Yoldaş, 1 Mayıs’ın devrimci hareketler açısından taşıdığı tarihsel anlam ve öneme dikkat çekti. Yoldaş, Kürt Özgürlük Hareketi ile Kürdistan özgürlük gerillalarının 1 Mayıs’a yaklaşımını ele alırken, günün Barış ve Demokratik Toplum sürecindeki önemine de vurgu yaptı. Kapitalist sistemin 1 Mayıs ve emekçilere yönelik saldırılarını değerlendiren Yoldaş, bu saldırılar karşısında halkların, kadınların ve gençlerin nasıl bir tutum alması gerektiğine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

1 Mayıs’ın devrimci hareketler için anlamı nedir? Kapitalist sistemin tarihten bugüne 1 Mayıs ve emekçiler üzerindeki saldırılarını nasıl ele alıyorsunuz?

Öncelikle 1 Mayıs şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz. 1 Mayıs’ı 1 Mayıs yapan; şehitlerin emeği, ödedikleri bedel ve bu uğurda direnişçi bir yaşamı esas alan irade ve kararlılık düzeyleridir. Bu anlamda 1 Mayıs, Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak anlam buluyor. Bu anlama içkin olan ise eşitlik ve özgürlük arayışıdır. Dünya devrimler tarihi, özellikle 19. ve 20. yüzyıl devrimci mücadelelerini bu özle değerlendirmek isabetli olacaktır.

Egemen güçler, sınıfsal anlamda hegemonik yapıda bulunanlar ve genel olarak da kapitalist modernite güçleri; ezilenlerin, emekçilerin eşitlik ve özgürlük taleplerini şiddetle bastırmayı esas almışlardır. Bu şiddet yöntemi, egemenler açısından bir varoluş biçimi olarak tarihsel anlamda yerini bulmaktadır. Çünkü şiddet; köleliliğin olduğu, eşitliğin ve özgürlüğün olmadığı antidemokratik bir ortamda gelişir ve egemen güçler bunu arzular.

1 Mayıs, böylesi bir ilişki ve çelişki ortamında; eşit ücret, nispeten daha adil çalışma koşulları, yani eşitlik talebinden, yaşam koşullarının özgürce örgütlendirilmesinden ve bu uğurda mücadele ederek gerekirse ölümü göze alabilmekten doğan bir mücadele ve direniş sembolü olmaktadır. Dikkat edersek 19. yüzyıl, kapitalist modernitenin daha da kendini tahakküm ettiği ve sistemini yapılandırdığı bir dönemdir. Kölece çalıştırılan işçiler ve emekçiler, düşük ücretler nedeniyle emeğinin karşılığını alamıyor ve ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalıyor.

Buna karşı işçi ile emekçilerin tutumu ve direnişi gelişiyor. Sonucunda kapitalist modernite güçlerinin bu direnişleri bastırmaları ve katliamlar gerçekleştirmeleri yaşanıyor. Ancak, günümüze kadar bu direniş mirası; ezilen halklar, emekçiler ve sosyalist devrimci hareketler tarafından unutulmuyor ve kendi mücadelelerinde yaşatılıyor.

Bu anlamda 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü, tarihsel toplumun komünal direniş geleneğinin önemli bir dönemeç noktasını oluşturmaktadır. Nasıl ki kapitalist modernist güçlerin baskı ve sömürü çarkını, kastik katil sistemin tarihsel oluşum sürecinin bir aşaması olarak değerlendiriyorsak; 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü de demokratik komünal toplumun özgürlükçü tarihsel geleneğinin bir aşaması olarak değerlendirmek gerekir.   

‘KÜRDİSTAN ÖZGÜRLÜK GERİLLASI BU KÖK ÜZERİNDE GELİŞİMİNİ SAĞLAMIŞTIR’

Kürt Özgürlük Hareketi için 1 Mayıs nasıl bir mücadele zemini yarattı? Gerilla için 1 Mayıs’ın anlam ve önemi nedir?

Kürt Özgürlük Hareketi için 1 Mayıs, tarihsel ve toplumsal bir yapıya sahip olmasının ötesinde, ontolojik bir anlama da sahiptir. 1 Mayıs, sosyalizm ile özdeşleşmiştir. Dolayısıyla sosyalizm, Kürt Özgürlük Hareketi’nin ideolojik ve zihinsel, paradigmatik doğrultusudur. Mücadelemizin başlangıcından günümüze kadar asla sapılmayan ana doğrultu, sosyalizm olmuştur. Hareketin gelişiminde, örgütlenip haklaşmasında ve gerillalaşmasında gün ve anlam olarak tarihsel misyonunu oynamıştır.

1977 1 Mayıs’ı, Türkiye sol, sosyalist ve devrimci hareketleri için olduğu kadar, Kürdistan Özgürlük Hareketi için de tarihi bir öneme sahiptir. Güçlü bir sosyalizm mücadelesi güçlü bir örgütlülükle olmalıdır, aksi halde kapitalist hegemon güçlerin faşist ve oligarşik yapılarının saldırılarına karşı konulamayacaktır. Bu sonuç, Hareket’in Kürdistan ve Türkiye’de hızlıca örgütlenmesini ve haklaşmasını beraberinde getirmiştir.

Haki Karer, Kemal Pir, Mazlum Doğan ve Mehmet Hayri Durmuş ve daha birçok önder kadroların Kürdistan’a yönelmesi; hareketin halkla buluşmasını, işçi ve emekçi kesimlerle bütünleşmesini sağlamış ve ciddi bir örgütlülük oluşturmuştur. Haki arkadaşın katledilmesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Hareketin ilkin işçi ve emekçi kesimler içerisinde güçlü bir şekilde örgütlenmiş olmasının bununla bağı vardır. Çünkü bu kadrolar, emekçi halk gibi çalışan, hatta onlardan daha fazla çalışarak, emek vererek bu kesimlerde takdir, beğeni ve en önemlisi de güven oluşturmuştur. Bu güven, asla mücadelelerinde yalnız bırakılmayacaklarının güvencesidir.

Kürdistan özgürlük gerillası, bu kök üzerinde gelişimini sağlamıştır. Bulunduğu her alanda yoksul emekçi kesimlerin hakkını savunmak kadar fedaice mücadelesini vermekten de geri kalmamıştır.  Gerilla mücadelesi ve gerillalaşan halk gerçekliği, bunun yolunu ve yöntemini göstermiştir.  Sosyalizm mücadelesi, dar kuramsal tartışmalardan çıkarılıp gerçek alanına, yani toplumun her alanına taşırılmış ve yaşamsallaştırılmıştır. Bu anlamda 1 Mayıs ve sosyalizm mücadelesi, bir gün değil, her günleştirilmiştir.

Önder Apo’nun “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır” tespiti ve yine 1 Mayıs 1992 değerlendirmesinde dile getirdiği “Kapitalist emperyalist sistemin tahripkarlığı karşısında doğanın ve insanlığın tek kurtuluş yolu sosyalizmdir” tespiti, Apocu Hareketin ve özgürlük gerillasının mücadele şiarı olmuştur. 

Kimi çevrelerin maksatlı diyebileceğimiz karalama saldırılarının aksine, Kürdistan özgürlük gerillası her eyleminde ve yaşamın her kıvrımında aldığı soluğu dahi ezilen halkların, işçi emekçi kesimlerin emek ve hak mücadelelerine hasretmiştir.  Eğer bugün Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da,ü hatta tüm ülkelerde işçi ve emekçi kesimlerin yaşamlarında bir refah ve örgütlülüklerinde bir düzey varsa, bunda Kürdistan özgürlük gerillasının payı büyüktür.  Bu gerçekliğin görülmesi önemlidir.

Önder Apo’nun başlattığı Demokratik Komünal Toplum Manifestosu sürecinde 1 Mayıs nasıl karşılanmalı?

“Acılarından derin anlam üretenler doğru yaşama en çok yaklaşanlardır” der Önder Apo. Başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, tam da bu tespitin pratik yaşamsal karşılığı olmaktadır. Reel sosyalist etkilerin düşünsel ve yaşamsal düzlemde getirdiği sınırlamalar, engellemeler, hatta tahribatlar bu yeni süreçle aşılmaya çalışılıyor. Değişim ve dönüşüm süreçleri cesaret ister. Kürt halkı, Apocu Hareket ve onun özgürlük gerillası, fedaice bir cesarete sahip olduğunu bu yeni süreçle bir kez daha göstermiş oldu, oluyor. Fikri anlamda değişemeyenlerin pratik yaşamda değişemeyecekleri açıktır. Dolayısıyla sosyalizm ve 1 Mayıs, çepeçevre kuşatılmış prangalarından kurtarılmalıdır.

1 Mayıs ve sosyalizm için Barış ve Demokratik Toplum Süreci, özgürleşme ve gerçek anlamına kavuşma sürecidir ve öyle de olacaktır. Apocu Hareket ve özgürlük gerillası bunun kararlılığındadır ve bunu da kendi değişim ile dönüşümünü gerçekleştirerek gösterecektir; göstermektedir de. Dolayısıyla 1 Mayıs, öncelikle bu bakış açısıyla karşılanmalıdır. Ardından dar kalıplara sıkıştırılan sosyalizm algı ve kavrayışı aşılmalıdır. Bunun için ise sosyalizm, kendi tarihsel anlam ve sosyolojisine kavuşabilmelidir. Yani artık varlık problemi, sosyalizm kuram ve mücadelesinde sorunsallaştırılmalıdır.

Toplumsal tüm kesimler, kendi özgün sorunları dahil çözümün bireysel olamayacağını; kolektif bilinç, irade ve mücadele ile olacağını görerek bir araya gelebilmeliler. Ulus-devletin ayrıştırıcılığı ve pozitivizmin parçalayıcı kodlarından kurtulunmalıdır. Bu açıdan yeni süreç, çok önemli fırsat ve yeni mücadele alanları sunmaktadır.

Farklılıkların, fikri düzeyde de olsa bir zenginlik olduğu görülmelidir. Tek renkliliğin doğaya aykırılılığı ortadayken, bunu topluma dayatmak en başta da emek, hak ve özgürlük mücadelesi yürütenler tarafından kabul edilmemelidir. 1 Mayıs, bu bilinç ve yaklaşımla karşılanırsa belki de ilk kez gerçek anlamıyla karşılanmış olacaktır. Önder Apo ve Kürdistan Özgürlük Hareketi bunun kapısını açmış, ilk adımı da atmıştır. 

Kapitalist sistemin halkların birliğini baltalayan ve emekçilerin, gençlerin, kadınların emeği üzerinde yürüttüğü sömürge politikalarına karşı ortak mücadele nasıl yürütülmeli? Halkların, kadınların, gençlerin ve emekçilerin ortak mücadele ruhunda buluşması neden önemli?

Şunu artık sosyalist bilincin temel ilkesi olarak kabul etmek gerekir: tarih, sınıflar savaşına değil; devlet ve komün savaşımına dayanıyor. Yani kastik toplumsal katil ile savunmacı komünler savaşımına dayanıyor. Günümüzde bu durum, kapitalist modernitenin ulus-devletçiliği ve onun etrafında kümelenmiş dar bir kesim ile geniş toplum kesimleri arasındaki çelişki ve mücadelelere tekabül etmektedir.

Toplum üzerinde geniş, derinlikli ve komplike bir saldırı söz konusudur. Dolayısıyla mücadele de bütünlüklü, derinlikli ve geniş toplum kesimlerini kapsamalıdır. 1 Mayıs kutlama ve eylemlerine katılanlar, şöyle sağına soluna, etrafına baktığında sömürgeci dar zümrenin dışında herkesin, toplumun tüm kesimlerinin orada olduğunu görecektir.  Kadınlardan gençlere, işçi emekçilerden farklı inanç guruplarına, yaşlılardan çocuklara herkes sömürülüyorsa -ki öyledir- o zaman mücadelelerin de birleştirilmesi gerekmektedir.

Demokratik Ulus ve Demokratik Toplumcu Sosyalizm budur, bunu gerekli kılmaktadır. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük arayış ve mücadelesi bu bilinç ve anlayışla yürütüldüğünde başarılı olur. Kadın ve gençlik kesimi, bu mücadelenin öncü, lokomotif gücü durumundadır. Unutmayalım ki sosyalizm, kadının özgürleşmesinden geçer. Apocu bilinçle kuşanmış Kürt kadını bugün bunun, Demokratik Toplumcu Sosyalizmin öncülüğünü de yapmaktadır. Kürdistan’ın heybetli dağlarından ova ve tüm şehirlere akan bir öncü mücadele gerçekliği vardır.

Gençlik, bu mücadelenin fedaisi olduğunu yeni süreçte de gösterecektir. Bunun yanı sıra, güçlü bir örgütlülükle sürece karşılık verilmelidir. Örgütlü olmayan toplum kesimleri hızlıca örgütlenmeli, var olan örgütlü kesimler ise örgütlülüklerini birleştirerek daha güçlü, kolektif örgütlülüğe kendilerini ulaştırmalıdır. Böyle yapılırsa eşitlik, özgürlük ve sosyalizm adına çekilen acılar, ödenen bedeller ve verilen mücadeleler boşa gitmemiş olur.

1 Mayıs / 1 Gulan ruhu ve Demokratik Toplumcu Sosyalizm, stratejik ve paradigmatik olarak bunu toplumdan beklemekte ve istemektedir.

Bu bilinç, inanç ve kararlılıkla işçi, emekçi ve tüm ezilen kesimlerin 1 Mayıs / 1 Gulan emek, dayanışma, özgürlük ve mücadele gününü kutluyor; 1 Mayıs, sosyalizm ve devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, amaçlarını gerçekleştirme sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs / Bijî 1 Gulan!

Yaşasın Demokratik Toplumcu Sosyalizm!

Yaşasın Demokratik Toplumcu Sosyalizmin Önderi Rêber Apo!

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp