Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) düzenlediği “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” İstanbul Bakırköy’deki Cem Karaca Kültür Merkezi’nde sürüyor. “Çatışma Çözümlerinde Deneyimler” başlıklı oturumda konuşan siyasetçi Azime Işık, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin sunum yaptı.
Uzun yıllar hapishanede tutulduğunu kaldığını ve delil yetersizliği nedeniyle tahliye edildiğini hatırlatan Azime Işık, Türkiye’deki tecrit sistemine vurgu yaptı. Barış ve Demokratik Toplum Sürecine değinen Azime Işık, “Suçsuz yere cezaevinde kaldım. Süreç olduğu için bırakıldığımı düşünüyorum. Şu an 3 binin üzerinde PKK’li tutsak var. Dönüşümden bahsedeceksek adalet kıstasının benimsenmesi gerekir” dedi.
KÜRTLERİN YÜZDE 90’I HAPİSTE
Azime Işık, son 10 yılda artan baskıcı uygulamalara dikkati çekerek, şehir tipi hapishanelerin “bir lütufmuş gibi” sunulduğunu ifade etti. Tecrit uygulamasının ilk olarak İmralı’da başladığını söyleyen Azime Kılıç, “Türkiye’de gettolar yok, ama bu şehir hapishaneleri var. Hapishanelerde genel olarak işkence vardır. Son 10 yılda tecrit vardı. Eskiden toplu koğuşlarda kalıyorduk ve aktiviteler yapıyorduk. Tecrit ilk olarak İmralı’da başladı. Sayın Öcalan’ın İmralı’da tutuldu ve ona kişiye özel bir hapishane yapıldı. Bu sorgulanmadı çünkü ‘terörist başı’ vardı gibi algılanıyordu. Daha sonra bu temel bir uygulama haline dönüştü. İlk önce Kürtlere uygulanan tecrit herkese yayılır hale geldi. Hapishanelerin durumu toplumda yaşamaya başladı. Hapishaneler mevcut hükümetlerin aynasıdır. Kürtlerin yüzde 90’ı hapiste. Adli, siyasi tutukluların çoğu Kürt. Belki Kürtler toplama kampında değil, ama çok yüksek sayıda Kürt cezaevine konuldu” diye konuştu.
‘TEK KİŞİLİK HÜCRE ÇOK CİDDİ BİR İŞKENCEDİR’
Azime Işık, kalabalık koğuşlardan tek kişilik hücre sistemine geçişin ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Tek kişilik hücrede bir insanı mahkum etmek çok ciddi bir işkencedir. Yüksek güvenlikli hapishanelerin havalandırmalarında elektrik var, kuşlar bile ölüyor” ifadelerini kullandı.
‘TUTSAK KADINLAR İKİ MİSLİ ZORLUK YAŞIYOR’
Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir cezaevinde olan tutukluların durumuna da dikkat çeken Azime Işık, denetimli serbestlik yasasında yapılan değişikliklerin tutsakların tahliyesini geciktirdiğini söyledi.
Cezaevi İdari ve Gözlem Kurulları’nın “pişman mısın” sorularıyla tahliyeleri engellediğini belirten Azime Işık, “34-35 yıl cezaevinde kalan arkadaşlarımız var. Aileleri de bir nevi tutsaklık yaşıyor” dedi.
Kadın tutsakların koşullarının daha ağır olduğuna işaret eden Azime Işık, “Tutsak kadınlar iki misli zorlukla karşılaşıyor. Hapishanedeki kadınların durumunun incelenmesi gereken önemli bir deneyim olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Azime Işık,, ağır tecrit uygulanan hapishanelerin kapatılması ve özgürlük yasalarının çıkarılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Öte yandan Kürtlere dönük süreklileşen bir baskı politikası var. Bunun kaldırılması lazım.”
WILLIAMS: ÖCALAN’IN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN ÇAĞRI YAPIYORUZ
Nobel Barış Ödülü sahibi olan aktivist Jody Williams da telekonferansla katıldığı oturumda, “Militarizmden Arındırma ve Çatışmaların Etkilerini Ortadan Kaldırma” başlığıyla sunumunu gerçekleştirdi. Williams, “Türk hükümeti gerçek değişim yaratma konusunda isteksiz davranıyor. Bu rahatsız edici. Çağrısı, kardeşlik ve barış çağrısı. Öcalan barış için çabaladı. Zorlu koşullarına rağmen, barışa olan bağlılığını mahpus olmasına rağmen sürdürdü. Nobel Ödülü sahipleri olarak biz bu girişimi tanıyor ve destekliyoruz. Serbest bırakılması için çağrı yapıyoruz. Kendisi Kürt halkının lideridir ve özgür olması gerekir. Umut edebilmesi gerekir. Bu harekete ve bu halka yardım edebilmesi için ve başka bir Türkiye ve demokrasi çerçevesi için farklı insanlar ve halklar arasında bunun yapılabilmesi, bölgenin geri kalanına bir sembol olabilmesi için serbest bırakılması gerekir. Değişimin mümkün olabildiği mesajının bölgeye verilmesi için Öcalan’ın serbest bırakılması gerekiyor” dedi.
Barışçıl değişimin ütopik bir hayal olmadığını belirten Williams, bunun olabilmesi için de birlikte çabalayarak herkesin ihtiyaçlarının karşılandığına emin olmak gerektiğini ve bunun barışa giden gerçek yol olduğunu söyledi.
Source: ANF News