Ekrem İmamoğlu’nun yönetimindeki CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB), dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ithamları sonrası başlayan “güvenlik soruşturması” adı altındaki cadı avı 4. yılında işçileri mağdur etmeye devam ediyor. Cadı avının hedefi olan İBB’ye bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. iştirakinde şimdiye kadar 120’den fazla işçinin haksız ve hukuksuz bir biçimde işinin elinden alındığı belirtiliyor. Bu işçi kıyımına karşı hem hukuki süreç başlatan hem de direnişe geçen “güvenlik soruşturması” mağduru işçilerden Özgür Balkır ANF’ye konuştu. İşten çıkarılma gerekçesi karşısında hala şaşkınlığını üzerinden atamayan Balkır, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası ona sahip çıkmak için Saraçhane’deki protestolara katılmasının işten atılma gerekçesi yapıldığına dikkat çekti.
SEN DE Mİ BRÜTÜS!
Özgür Balkır, “sabitçi” personeli olarak çalıştığı İBB’ye bağlı Ağaç A.Ş. iştirakindeki işinden, 14 Mayıs 2026 tarihinde “güvenlik soruşturması” bahanesiyle çıkarıldığını belirtti. İşten çıkarılmasından çok işten çıkarılmasında öne sürülen gerekçelerin kendisini şaşırttığını ifade eden Balkır, “Saraçhane protestolarına katıldığım için evimin basılması yetmedi, bir de hukuksuzluğun muhatabı olan İBB tarafından işimden edildim” dedi. Ağaç A.Ş. yönetiminin işten çıkarma gerekçesi olarak Saraçhane protestolarının yanı sıra, 2009-2010 yıllarında Amerika karşıtı bir basın açıklamasına ve 1 Mayıs’a katılmasını da gösterdiğine dikkat çeken Balkır, “Beni en çok şaşırtan nokta, Ağaç A.Ş. yönetiminden Pınar Hanım’a neden işten çıkarıldığımı sorduğumda, bana gerekçe olarak Saraçhane protestolarına katılmamı söylemesi oldu. Çünkü Saraçhane protestoları sonuç itibariyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptalinden ve tutuklanmasından sonra başlayan halkın genel bir tepkisiydi ve bizzat beni işten atan İBB yönetimine karşı yapılmış bir hukuksuzluktu. İBB bürokratları bununla da yetinmedi, geçen sene Saraçhane’de kutlanan 1 Mayıs işçi bayramına katılmamı hatta 2009-2010 yılındaki ‘Amerika defol bu vatan bizim” kampanyası kapsamında yapılan bir basın açıklamasında yer almamı da işten atılmamın gerekçeleri arasında saydılar” dedi.
GÖZALTINA ALINDIĞI SARAÇHANE PROTESTOLARI İŞİNİN FESHİNİN DE GEREKÇESİ OLDU!
Saraçhane’deki protestolar gerekçe gösterilerek polis tarafından evi basılıp gözaltına alınması yetmiyormuş gibi aynı gerekçe öne sürülerek işinden de edildiğine dikkat çeken Balkır, “Bu durumu Pınar Hanım’a anlattım. Uzun namlulu silahlı özel harekat polisleri tarafından evimin basıldığını, evde olan kızlarımın ve eşimin darp edildiğini anlattım. Ben işte olduğum için evde yoktum o esnada. Özel harekat polisleri evin kapısını kırarak içeriye girmiş. Trafik kazası geçiren ve tedavi sürecinde olan eşim polis tarafından yere fırlatılmış, iki kızımdan birinin alnına silah dayamışlar, köpeğime tekme atmışlar. Kızlarım beni arayıp haber verdiğinde koşarak eve gittim. Gelir gelmez özel harekat polisleri başıma çöktü, dipçikle bana vurdular, merdivene yatırıp darp ederek gözaltına aldılar. Mahalleliyi korkuttular. İrade gaspına karşı anayasal protesto hakkımı kullandığım için evim basıldı, ailem perişan edildi, işkenceyle gözaltına alındım, Vatan Emniyet’te 4 gün tutuldum ama yetmedi, bir de işimi de elimden aldılar” diye tepki gösterdi.
MAHKÛMİYET YOK PEŞİN HÜKÜM VAR!
Ne 1 Mayıs’tan ne de Saraçhane protestolarından herhangi bir mahkûmiyeti bulunmamasına rağmen “güvenlik soruşturması” bahanesiyle işten atıldığını da belirten Balkır, “Saraçhane protestolarından gözaltına alındığımda zaten adli kontrolle serbest bırakıldım. Mahkemem devam ediyor. Bu hususu Ağaç A.Ş. yönetimine de açıkça belirttim. 2009-2010 yıllarındaki ABD karşıtı basın açıklamasından ise hiç gözaltına alınmadım bile. Onu nasıl önüme getirdiler anlamadım. Sabıka sicilim temiz. Anayasal protesto hakkımı kullandığım için gözaltına alındığım dosyalardan da beraat etmişim. 1 Mayıs dersen ben zaten işçiyim ve 1 Mayıs’a katılmamı da kimse engelleyemez. Zaten Pınar Hanım 1 Mayıs’ı söylediği zaman aramızda tartışma da çıktı. Dediğim gibi geriye bir tek Saraçhane protestolarından dolayı mahkemem sürüyor. O da hükme bağlanmadı” diye konuştu.
‘AİLE ORTAMIMI DA BOZDULAR, HAKKIMI HELAL ETMİYORUM!’
İşten atıldığı ve iş arkadaşlarıyla birlikte direniş başlattığı için ev ortamının da bozulduğunu anlatan Balkır, şunları kaydetti: “Benim iki çocuğum var. İkisi de üniversitede okuyor. Geçen defa kızım benden para istediğinde onun yüzüne bakamadım. Beşiktaş Belediyesi önünde direnen işçi arkadaşımız Turan Çil ile dayanışmak için onu ziyaret ettiğimde bir açıklama yapmıştım. Kızım bana, ‘Baba basın açıklamalarına gitme, arkadaşlarım gördü, rezil oldum’ dedi bana ve yüzüme kapısını kapattı. Çok zoruma gitti, çok üzüldüm. Bir baba olarak yerin dibine girdim. Çünkü arkadaşlarımız da biz de utanılacak bir şey yapmıyoruz, ekmeğim için direniyorum sonuçta. Kızlarımı da anlamaya çalışıyorum. Saraçhane protestoları gerekçe gösterilerek evimizin basılmasından dolayı psikolojileri bozuldu, kafalarına silah dayandı ve yine aynı durumu yaşamaktan korkuyorlar, o yüzden de direnişe gitmemden dolayı tedirginler. Kızlarımın ikisi de sağlık okuyor. Kızım en son bir hastanede staj yapacaktı ama benim durumum öne sürülerek alınmamış staja. Eşimle de aram bozuldu. Yani İBB benim işimi elimden alarak hayatımı da mahvetti. Onlara hakkımı helal etmiyorum. Bugün ev kirası 25.000 TL’den aşağı değil. İki çocuk okutuyorum ve verdikleri tazminat da beni kurtarmıyor. Direnmekten başka bir çarem yok. Bu ekmek ve onur mücadelesi ve haksızca elimden alınan işime iade edilene kadar da bu mücadelem sürecek.”
Source: ANF News