BİYOÇEŞİTLİLİK TEHDİT ALTINDA
Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi’nin (UNEA) Nairobi’de düzenlenen 7. oturumu kapsamında yayımlanan yeni bir çalışma, dünya çapında biyolojik çeşitliliği korumaya yönelik finansmanın küresel hedefleri karşılamaktan çok uzak olduğunu gösterdi. Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamında belirlenen ve 2030’a kadar dünyanın kara ve okyanus alanlarının en az yüzde 30’unun korunmasını amaçlayan 30×30 hedefi, uluslararası fonlardaki ciddi açık nedeniyle risk altında.
İndufor tarafından hazırlanan ve Campaign for Nature, Pew Charitable Trusts ile Rainforest Foundation Norway tarafından finanse edilen rapor, dünya liderlerinin 2022’de kabul ettiği çerçeveden bu yana uluslararası fon akışlarının ilk kapsamlı analizini sunuyor. Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde doğa koruma faaliyetlerini desteklemeyi amaçlayan uluslararası fonlar son on yılda yüzde 150 oranında artarak 2024 yılında 1 milyar doların biraz üzerine çıktı, ancak bu artış hâlâ 30×30 hedefini gerçekleştirmek için gereken miktarın çok gerisinde.
Raporun yazarlarından Michael Owen, korunan alanlara yönelik fon akışlarına dair kamuya açık verilerin yetersizliğine dikkat çekerek, “Donörler arasında şeffaflık eşit değil. 30×30 hedefinin ne durumda olduğunu anlamak için gereken veriler dağınık ve çözünürlüğü düşük. Geliştirdiğimiz 30×30 Fonlama Paneli, bu verileri merkezileştirmek ve mevcut durumu görünür kılmak için tasarlandı” dedi.
FON AÇIĞI 4 MİLYAR DOLAR
Rapor, gelişmiş ülkelerin yalnızca korunan alanların yönetimi ve korunması için ihtiyaç duyulan yıllık finansmanın 4 milyar dolar altında olduğunu belirtiyor. Oysa sadece yeni korunan alanların kurulması, mevcut alanlarda görev yapan korucuların desteklenmesi ve yerli halklar ile yerel toplulukların korunmasına yönelik çalışmaların yürütülmesi için 2025’e kadar yıllık 4 milyar dolar, 2030’a kadar ise 6 milyar dolar fon gerekiyor.
Campaign for Nature Direktörü Brian O’Donnell, özellikle küçük ada devletlerinin ve okyanus ekosistemlerinin ciddi şekilde yetersiz fon aldığını vurgulayarak, “Deniz koruma finansmanı acilen artırılmalı. Aksi hâlde yok oluşları durdurmak, iklim hedeflerine ulaşmak ve doğanın sağladığı temiz hava, su, fırtına koruması gibi yaşamsal hizmetleri sürdürmek mümkün olmayacak” dedi.
Rainforest Foundation Norway’den Anders Haug Larsen ise, “Hem kaynak mobilizasyonunda hem de doğayı koruma konusunda yolumuz çok uzun. Hükümetlerin, donörlerin ve yerelde çalışan aktörlerin —özellikle Yerli Halklar ve yerel toplulukların— birlikte hareket etmesi gerekiyor. Zaman daralıyor” uyarısında bulundu.
AFRİKA EN ÇOK FON ALAN BÖLGE, OKYANUS EKOSİSTEMLERİ İSE YOKSULLAŞIYOR
Verilere göre 2014’ten bu yana uluslararası fonlar artış gösterse de dağılım dengesiz. Afrika, 2024 itibarıyla tüm uluslararası koruma fonlarının yüzde 48’ini alırken, Küçük Ada Devletleri yalnızca yıllık 48 milyon dolar ile toplam fonların yüzde 4,5’ine erişebildi. Bu durum, GBF’nin 19. hedefinde altı çizilen önceliklendirme taahhüdüyle çelişiyor.
Ayrıca fonların yüzde 82’si mevcut korunan alanların güçlendirilmesine giderken, yeni alanların kurulması oldukça sınırlı destek alıyor. Deniz ekosistemleri ise gezegenin yüzde 71’ini oluşturmasına rağmen uluslararası fonların yalnızca yüzde 14’ünü alabiliyor.
FONLARIN 33 KAT DAHA HIZLI ARTIRILMASI GEREKİYOR
Rapor, 2030’a kadar belirlenen hedeflere ulaşabilmek için uluslararası koruma fonlarının yıllık en az yüzde 33 oranında artırılması gerektiğini belirtiyor. Oysa 2020–2024 döneminde bu artış sadece yüzde 11 seviyesinde kaldı. Mevcut gidişat devam ederse, uluslararası fonlama 2030 yılında gereken finansman seviyesinden yaklaşık 4 milyar dolar eksik olacak.
Öte yandan korunan alanların finansmanı, tüm biyolojik çeşitlilik finansmanının yalnızca yüzde 20’sini oluşturuyor. Buna rağmen bu alanlar, iklim dengesi, gıda güvenliği, su kaynaklarının korunması ve felaketlere karşı toplumsal direncin artırılmasında belirleyici rol oynuyor.
ACİL KÜRESEL EYLEM ÇAĞRISI
UNEA delegeleri, yeni finans panelinin stratejik planlama açısından önemli bir araç olduğunu belirterek, “verilen taahhütlerin somut eyleme dönüşmesi için” hükümetlere, çok taraflı kurumlara, özel sektöre ve küresel bağışçılara güçlü bir çağrı yaptı.
Rapor, 30×30 hedefinin başarısının, fonların doğru bölgelere aktarılması, şeffaflık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve Yerli Halklar ile yerel toplulukların hak temelli bir yaklaşımla desteklenmesine bağlı olduğunu vurguluyor.
Source: ANF News