MEL (Mujeres en Luta), Brezilya’nın her bölgesinden kadınları bir araya getiren geniş bir kadın örgütlenme ağına sahip.
Kendisini kamusal alanları sahiplenen, acıyı mücadeleye ve hayalleri geleceğe uzanan yollara dönüştüren bir kadın ağı olarak tanımlıyor.
MEL’in bu ikinci buluşması, kadınlar açısından hayati öneme sahip konular etrafında örgütler ve mücadele platformları içinde yürütülen tartışma ve deneyimlerin paylaşılması üzerine kuruldu.
Kadınların eylem ve mücadelelerinin unutulmasına karşı verilen mücadeleden, toplumsal cinsiyet ve ırk temelli siyasi şiddete karşı mücadele için eylem protokollerinin oluşturulmasına; sosyal politikaların uygulanmasından ülke siyasetinde kadın temsilinin artırılmasına kadar pek çok konu ele alındı. Bu yıl ülkenin dört bir yanından gelen kadın delegasyonlarının katılımı, buluşmaya dair beklentileri aştı.
Partido dos Trabalhadores (PT), Partido Socialismo e Liberdade (PSOL), Movimento Esquerda Socialista (MES), Juntas, CONAQ, Kürtaj Cephesi, Ulusal Yerli Halklar Koordinasyonu ve diğer çeşitli örgütlerin temsilcileri; düzenlenen paneller ve kültürel etkinliklerde 3.000’den fazla kadın, temsilci, parlamenter ve sanatçıyı bir araya getirdi.
Buluşma boyunca iklim krizi, kadınlara yönelik bakım ve destek politikaları, kadınların anti-emperyalist mücadeledeki rolü, devlet kurumlarındaki ataerkil ve ırkçı politikaların çözümüne yönelik stratejiler, kadınlar için uzmanlaşmış destek mekanizmaları ve ekonomi alanında ilerici gündemlerin oluşturulması gibi önemli başlıklar tartışıldı. Ayrıca, yerli halklardan çalınan toprakların geri kazanılması amacıyla yürütülen “beden-toprak” mücadelesi, feminist özsavunma ve kadın cinayetlerine karşı çözüm arayışları da hafta sonunun öne çıkan konuları arasında yer aldı. Etkinlik sırasında, 14 Mart 2018’de öldürülen, PSOL temsilcisi ve siyah halkın önde gelen siyasetçilerinden biri olan Marielle Franco anıldı.
Buluşma, uluslararası dayanışmaya ayrılan bir panelde Venezuela, Kürdistan ve Küba gibi farklı coğrafyalardaki kadın mücadelelerinin deneyimlerini ve seslerini ağırladı. Ortak bir oturumda Venezuela’dan gelen Unión Comunera temsilcileri, ülkelerindeki toplumsal örgütlenme sürecini ve ABD tarafından Başkan Maduro’nun kaçırılmasının ardından ortaya çıkan mevcut siyasi durumu anlattılar.
Kürdistan Kadın Hareketi üyeleri ise barış sürecine ilişkin müzakerelerde yaşanan son gelişmeleri ve Rêber Apo’nun durumunu paylaştılar. Ayrıca, Rojava’nın Suriye geçici hükümetiyle entegrasyon süreci ve YPJ’yi savunmaya yönelik kampanya hakkında bilgi verdiler.
Küba halkıyla dayanışma delegasyonunun üyeleri ise Küba’ya gerçekleştirdikleri ziyaretin deneyimlerini aktardılar. Ülkenin maruz kaldığı ağır ambargonun yarattığı zorluklar ve bu durumun kadınlar üzerindeki etkileri üzerine tartışmalar yürütüldü.
Bu panelde yapılan tartışmalarda, örgütlerin ortak biçimde hareket etmesini sağlayacak uluslararası ağların kurulmasının gerekliliği vurgulandı. Özellikle son yıllarda kadınların rolünün, anti-patriyarkal ve anti-emperyalist mücadelelerin uluslararası düzeyde örgütlenmesi ve koordinasyonunda ne kadar belirleyici olduğu açıkça görüldü. Panel boyunca, Latin Amerika için de ilham kaynağı olarak görülen Rojava Devrimi’nin korunmasının gerekliliği üzerinde kapsamlı biçimde duruldu.
Buluşma, pazar günü etkinlik boyunca temsil edilen 50’den fazla örgütün imzaladığı ortak bir manifesto ile sona erdi. “Faşizme Karşı Kadınların Uluslararası Manifestosu” başlığını taşıyan sonuç bildirgesi şu sözlerle son buldu:
“Her yerel mücadelenin, küresel bir mücadelenin parçası olarak kendisini görmesini sağlayalım. Çünkü yaşamı ayakta tutan biz kadınlarız. Ve örgütlü gücümüzle faşizmi yeneceğiz. Dünyanın her yerinde, kadınlar olmadan demokrasi olmaz! 2027’de Feminist Enternasyonal’e doğru!”
Source: ANF News