Çiftçiler: ‘DEDAŞ’ın zulmünden dolayı arazilerimizi satmak zorunda kalıyoruz’

ciftciler:-‘dedas’in-zulmunden-dolayi-arazilerimizi-satmak-zorunda-kaliyoruz’

KÜRDİSTAN’DA ÇİFTÇİ SORUNLARI

Kürdistan’da tarımsal üretim yapan çiftçilerin, elektrik dağıtım şirketi Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) uygulamalarına ilişkin şikayetleri arttı. Özellikle sulama dönemlerinde yaşanan elektrik kesintileri, yüksek faturalar ve sayaç okuma sorunları, tarımsal üretimi ciddi şekilde etkiliyor.

Çiftçiler, bazı kırsal mahallelerde kullanılmayan ya da düşük tüketim yapılan elektrik için yüksek faturalar kesildiğini aktararak, bu durumun üretim maliyetlerini sürdürülemez hale getirdiğine dikkat çekiyor. Tarım arazilerinin büyük bölümünde sulama sistemlerinin elektrikle çalıştığını belirten üreticiler, kesintilerin ürün verimliliğini doğrudan düşürdüğünü vurguluyor.

Amed’in Bismil ilçesinde üretim yapan çiftçiler, yaşadıkları sorunları ANF’ye anlattı.

‘TOPRAĞIMI BIRAKIP GİDECEĞİM’

Çiftçi Mehmet Yüksel, DEDAŞ’ın çiftçilere yönelik uygulamaların keyfi olduğunu belirterek yaşadıklarını şöyle anlattı: “DEDAŞ tamamen keyfine göre hareket ediyor. Sahaya gelen elemanların ne yazdığı ne gördüğü tamamen onların insafına kalmış. Eğer seni sevmişse, hoşuna gitmişse ona göre yazıyor; gitmemişse ona göre ceza yazıyor.

2025 yılında pamuk ekmiştim, sezona başlamak için nisan ayının başında tarlaya indim. Daha ilk gün, senkron kolunu kaldırır kaldırmaz trafodan ses geldi. Bunun üzerine hemen dilekçe verdim, gelip kontrol etmeleri için. Ama ne gelen oldu ne giden. İki gün sonra hafta sonuna denk geldi, pazartesi tekrar gittim, yine dilekçe verdim ‘okuma alamıyorum’ diye. Yine kimse gelmedi. Aradan bir ay geçti, tekrar dilekçe verdim, yine gelen olmadı. Eylül ayında bir daha dilekçe verdim, yine gelen olmadı. Ama buna rağmen bana 1 milyon 580 bin TL’ye yakın kaçak cezası çıkardılar.

Bununla da bitmedi, üstüne bir de 550 bin TL ekstra fatura çıkardılar. Toplamda 2 milyon lirayı aşan bir borçla karşı karşıya kaldım. Ben pamuğu satmışım, dönüm başına 13 bin liraya. Ama maliyetim 18 bin lira, yani zaten zarar ediyorum. Bu şartlarda bir de böyle cezalarla karşılaşınca insan ne yapacağını şaşırıyor. Elektrik olmayınca sulama yapamıyoruz, sulama yapamayınca ürün kuruyor ya da verim düşüyor. Geç sulama yaptığımız için verim kaybı yaşıyoruz, bu da doğrudan gelirimize yansıyor.

Sözde ‘köylere dönüş’ diyorlar ama bu şartlarda kim köyde kalabilir? Zaten zor şartlarda üretim yapıyoruz; gübre pahalı, ilaç pahalı, işçi maliyeti yüksek. Bir de üstüne bu cezalar gelince çiftçi dayanamaz. Biz yine ‘baba toprağıdır’ diye bırakmıyoruz ama bu böyle giderse herkes köyü terk edecek. Açık söylüyorum, bu gidişle toprağı bırakıp gideceğiz.”

‘ELEKTRİK KULLANMADIĞIM HALDE CEZA GELİYOR’

Yüksek gelen faturalar ve yaşadığı mağduriyet nedeniyle arazisini satmak zorunda kaldığına dikkat çeken İbrahim Şimşek tepkisini şöyle dile getirdi: “200 dönüm arazim vardı, ama ben bunun 50 dönümünü satmak zorunda kaldım, sırf bu elektrik borçları yüzünden. Sürekli cezalar geliyor ve neye göre kesildiği belli değil. Ben bu yıl hiç sondaj çalıştırmadım ve elektrik kullanmadım, ama buna rağmen ceza geldi. Yaklaşık 2 milyon liraya yakın ödeme yaptım. Bu sadece fatura değil, ekstra cezalar da var içinde.

Ödeyemeyince mecbur kaldım, arazi sattım. Yani insan kendi toprağını satmak zorunda kalır mı? Ama kalıyor işte. Bu sadece benim yaşadığım bir şey değil, köyde herkes aynı durumda. Kimi 500 bin ödüyor, kimi 1 milyon. Herkese kafalarına göre ceza yazıyorlar. Bu durum artık sürdürülebilir değil. Ben artık çiftçiliği bırakma aşamasına geldim. Kardeşime de söyledim, ‘bu yıl son’ dedim. Böyle giderse kimse bu işi yapamaz.”

‘KAZANDIĞIM HER ŞEYİ ELEKTRİĞE VERDİM’

Kaçak elektrik kullanımı adı altında haksız bir şekilde kendilerine yüksek faturalar kesildiğini söyleyen İlhami Çelebi de şöyle konuştu: “Pınarbaşı ve Olası köylerinde çiftçilik yapıyorum. 2020 yılına kadar durumum gayet iyiydi, hatta çevreme borç verebilecek durumdaydım. Ama 2020’de sondaj vurduktan sonra her şey tersine döndü. İlk yıl mısır ektim, öyle bir fatura geldi ki anlatamam. Ödemek için 2012 model servis aracımı sattım, ürünümü sattım ve hepsini götürüp elektriğe verdim. Sonraki yıl pamuk ektim, o parayı da yine elektriğe, ilaca ve işçiye verdim. Kâr diye bir şey kalmadı.

Şimdi bana 1 milyon 46 bin TL ceza kesilmiş. Sondajım arızalı ama buna rağmen ‘kaçak’ demişler. Benim o dönem pamuğum bile yoktu, ikinci ürün ekmemiştim ama yine de ceza yazılmış. Bir ara ev yapmayı planlıyordum, malzeme alacaktım ama bu borçlar yüzünden vazgeçtim. Mahkemeden tedbir kararı aldım ama buna rağmen hesabıma bloke koymuşlar. Gidiyorum, ‘yanlışlık olmuş’ diyorlar. İyi de yanlışlık yaptıysan neden düzeltmiyorsun?

Ben 60 tonluk ürün elde etmişim ama gelen ceza 1 milyonun üzerinde. O ürünü de satsam, elimde ne varsa da satsam o borcu kapatamıyorum. İlk yıl arabamı sattım, minibüsümü sattım, kazancım sıfır oldu. Bu yıl ise daha ağır bir durumla karşı karşıyayım. Gelip kabloyu yerinden çekiyorlar, sallıyorlar, sonra ‘kaçak’ diyorlar. Bu nasıl bir mantık? Sondaj zaten çalışmıyor.

Şu anda toprağımı satmak için uğraşıyorum, emlakçılara verdim ama alıcı yok. Mecburen ekip biçmeye devam ediyorum ama kazandığım her şeyi elektriğe veriyorum. Böyle üretim olmaz. Bu şartlarda çiftçinin ayakta kalması mümkün değil.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp