Meclis’te bir basın toplantısı düzenleyen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, konuşmasının başında Türkiye’de artan şiddet olaylarında devletin sorumluluğunun görmezden gelindiği tepkisinde bulunurken Mereş ve Sêwereg’de bulunan okullara yönelik saldırılar nedeniyle yasta ve öfkeli olduklarını hatırlattı.
OKULLAR SİLAH VE ŞİDDETİN ALANI HALİNE GELDİ
Ciddi bir toplumsal travmanın yaşandığının altını çizen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bugün ders zilleri yeniden çaldı. Her bir velinin çocuğunu büyük bir tedirginlikle okula gönderdiğini ve yine öğrencilerin de o psikolojiyle okullara güvensiz bir şekilde gittiğini ifade etmemiz gerekiyor” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili, okulların en güvenli yerler olması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Çocukların güldükleri, oynadıkları bir şey öğrendikleri, sosyalleştikleri yerler bugün ne yazık ki silahın ve şiddetin bir alanı haline gelmiş durumda. Ülke olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Siyasetçi olarak olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Yetişkinler olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Ebeveynler olarak çocukları korumakla sorumluyuz. Ancak bu sorumluluğun hakkıyla yerine getirilmediği gerçeğiyle de karşı karşıyız.”
SOSYAL DEVLET TASFİYE EDİLDİ
Gülistan Kılıç Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meclis’te haftalardır konuştuğumuz sosyal hizmetler kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi var. Gördüğünüz gibi adı bile çok uzun, okuması bile bir mesele haline gelmiş. Şimdi burada sosyal devletin ilkesinin bir gereği olarak çocukların, kadınların, yaşlıların, engellilerin korunmasına dair bir yasa teklifi getirdiğini ifade ediyor iktidar. Fakat teklifin bütününe baktığımızda bunun aslında tam tersine bir düzenleme olduğunu görüyoruz. Şimdi sağlık ve sosyal hizmetler, çalışma yaşamı, dijital alan gibi aslında birbiriyle çok doğrudan ilişkili olan alanlarda yapılan bu düzenlemenin hak temelli, eşitlikçi ve kamusal bir perspektiften çok uzak. Daha ziyade aslında sorunları parçalayan, birbirinden ayrıştıran ve kamusal bir perspektiften çok uzak kamusal yükümlülükleri geri çeken ve daha ziyade bu meseleyi bir piyasaya bırakan ya da bir lütuf, bir yardım meselesine dönüştüren bir yaklaşımın bütün yasanın ruhuna ve maddelerine sindiğini görebiliyoruz. Şimdi açık ve net ifade edelim: Burada teknik bir düzenlemenin çok ötesinde aslında sosyal devletin tasfiye edildiğini görüyoruz. Devletin sorumluluklarını görmezden geldiğini ve bu konuda aslında kendisini sürecin dışına atmaya çalışan bir düzenleme yaptığını da ifade edelim.”
GÜLİSTAN DOKU DOSYASI
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Gülistan Doku dosyasına da dikkat çekerek, “5 Ocak 2020’de Gülistan Doku Dersim’de kaybolmuştu, kaybedilmişti ve o günden bugüne de her birimiz ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya devam ediyoruz. Sokakta, Meclis’te binlerce defa sorduk. Binlerce soru önergesi verdik. Meclis’te konuştuk, araştırma önergeleri verdik. Araştırma komisyonu kurulsun dedik. Ancak yine iktidarın oylarıyla araştırma komisyonu kurulması taleplerimiz reddedildi” şeklinde konuştu.
İLAYDA ZORLU DOSYASI
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hatay’da aile evinde polis babasının beylik tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybeden üniversite öğrencisi İlayda Zorlu’nun ölümü ve ardından da bunun üzerinden gerçekleşen protesto eylemlerine de işaret etti.
DEM Parti Grup Başkanvekili şöyle konuştu: “Şimdi İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesinin tüm detaylarına ve buradaki sorumlulara da yakından bakılmalıdır. Gülistan Doku dosyası madem açıldı, madem oradaki ihlaller 6 yıl sonra, 7 yıl sonra ortaya çıkarılmaya başlandı. İlayda Zorlu’nun dosyasında böyle bir şeyin yaşanmasını istemediğimizi ve buna tahammülümüz olmadığını da ifade etmemiz gerekiyor.”
SÜRECİN İLERLEMESİ İÇİN YASAL ADIMLAR ATILMALI
Barış ve Demokratik Toplum Sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları ifade etti: “Daha önce de burada konuştuk: İktidar kanadından da kulislere yansıyan bilgiler, yaptıkları açıklamalar vardı. Nisan ayında yani Ramazan Bayramı’ndan sonra yasal düzenlemeleri yapacaklarına dönük bir bilgilendirme ve kanaat oluşmuştu. Ancak halihazırda hiçbir gelişme olmadığını görüyoruz. Sürecin ilerlemesi, sürecin derinleşmesi ve sonu kalıcı bir hale gelmesi için yasal adım atılması gerekli değil. Yasa yapma ihtiyacının zorunluluğu açık ve net. Çeşitli gerekçelerle yasal sürecin geciktirilmesini doğru bulmadığımızı, kabul etmediğimizi ve bunun sürece katkı sunmadığının da altını çizmek istiyorum. Bugünden yarına bütün siyasi partilerin sürecin ilerlemesi için sorumluluk alacakları bir noktada durması gerekiyor.
ESAS SORUMLULUK HÜKÜMETTE
Şimdi biz arada iktidara ve devlete sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Bunlar devlete ve iktidara görev biçmek, rol biçmek gibi bazı değerlendirmelerle karşılık buluyor. Oysa ki elbette iktidar sorumludur. Bu konuda icra makamındadır. Devletin tabii ki sorumluluğu vardır. Bu barış hepimizin barışıdır. Bu barış hepimize sorumluluk yüklüyor. Kürt sorun demokratik çözümünde atılması gereken adımlar konusunda her birimizin sorumluluğu var. Her birimizin yapması gerekenler var. Ancak bu konudaki esas sorumluluğun hükümette olduğunu, devlette olduğunun da altını çizelim. Halihazırda şu anda bize ulaşan paylaşılan bir yeni gelişme yok.”
Source: ANF News