Dilek Başalan: Gündemimizi barış odağına çekmeye çalışıyoruz

dilek-basalan:-gundemimizi-baris-odagina-cekmeye-calisiyoruz

Önder Apo, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından başlayan yeni süreçte kadınların öncü rol oynaması ve sürecin yürütücüsü olması gerektiğini belirtmişti.

Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar tarafından oluşturulan “Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi”, geçtiğimiz hafta bir açıklama yaparak, barış çabalarının değişen siyasi gündemler içerisinde geriye atılmasına karşı yeni bir çağrıda bulundu.

Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi aktivisti Dilek Başalan, çağrının anlamını ve kadınların barış mücadelesini ajansımıza değerlendirdi.

‘6-7 HAZİRAN’DA DERSİM’E GİDECEĞİZ’

Barış gündemine odaklanılması gerektiğini dile getiren Dilek Başalan, kadınların barışı bir hakikat olarak görmeleri gerektiğini belirterek şunlara dikkat çekti: “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen TBMM tarafından somut adımların atılmamış olması ve tıkanan süreci hatırlatmak amacıyla bir basın toplantısı düzenlemek istedik. Bu toplantıyla aslında kadınlara bir çağrımız vardı: barışı hep birlikte konuşmak, barışın neden bizler için önemli ve ertelenemez bir hakikat olduğunu duyurmak.

Meclis’te kurulan komisyona sunduğumuz rapor başlıklarını takip ettiğimizi, başlıkların hayata geçmesi için hep birlikte neler yapabileceğimizi ve beklentilerimizi konuşmaktı bir amacımız. Gündemlerin bu kadar hızlı değiştiği bir coğrafyada, gündemimizi barış odağına çekmek istedik.

Son toplantılarımız sonucunda özellikle Gülistan Doku cinayetinden yola çıkarak bir komisyon oluşturuldu. Komisyonun planlamasını da basın toplantımızda, 6-7 Haziran’da Dersime gideceğimizi deklare ederek tüm kadınlara çağrı yaptık. “

‘KADINLAR OLARAK SÜRECE TEDBİRLE BEKLEYEN BİR NOKTADA BAKIYORUZ’

Kadınların sürece yönelik hem dinamik hem de tedbirle bekleyen bir yerden baktığını söyleyen Dilek Başalan şöyle devam etti: “Aslında devam eden müzakere süreci başlamadan bir süre önce kadınlar olarak bir araya gelip bir tartışma başlatmıştık. Ardından böylesi bir sürecin başlamasıyla buluşmalarımız daha da sıklaştı ve hem toplantılarla hem de eylemleselliklerimizle birbirimizi duymayı ve ‘Barışa İhtiyacım Var’ etrafında farklılıklarımızla anlamlanlandırmayı, toplumsallaştırmayı başladık.

Erkek egemenliğinin savaş politikalarını nasıl güçlendirdiğini ve birbirini beslediğini biliyoruz. Kadınların her gün erkekler tarafından öldürüldüğü, kaybedildiği, yok sayıldığı bir coğrafyadayız. Yıllarca üniformalı şiddet var dedik ve ardındaki güçten bahsettik; şimdi ise tüm toplumun gördüğü, konuştuğu kurumsallaşan şiddete tanıklık ediyoruz. Erkek şiddetini, erkek devlet şiddetinden ayrı tutmadığımız için sürecin en çok sahiplenicilerindeniz diyebilirim.

Bunların yanı sıra kadınlar olarak sürece yaklaşımımız hem çok dinamik hem de tedbirle bekleyen bir noktada. Kadınların kazanımlarına çok yoğun saldırıların olduğu yıllar yaşadık ve maalesef hâlâ devam ediyor. Bu yüzden kadın mücadelesini merkezimize alarak tüm çalışmalarımızı planlıyor ve hayata geçiriyoruz.

Heyecan ve özlem elbette var; fakat politik bir hat çizilmediği sürece ve konuşulanlar somutlaşmadığı sürece kadınlar olarak daha fazla bir araya gelerek, mevcut yaşadıklarımızla ve geçmiş deneyimlerimizle de birlikte barışın toplumsallaşmasına dair neler yapabileceğimiz konusunda alanlar açmaya, farklı kesimlerle bir araya gelmeye ihtiyaç duyuyoruz.

Türkiye’de kadınların içinde barış geçen, çatışmasızlık geçen, demokratik cumhuriyet geçen bir sürece dair yaklaşımı, her zamanki gibi daha fazla örgütlenme daha fazla mücadele olmuştur. Dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle devam edeceğiz.”

‘FARKLILIKLARIMIZLA BİRLİKTE MÜCADELEYİ DAHA ANLAMLI VE KALICI HALE GETİRMEYİ BAŞARDIK’

Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınların mücadelesinin bir arada olma şeklinde sürdüğünü ve geçmişte de birlikte mücadele örnekleri bulunduğunu söyleyen Dilek Başalan, kadınların farklılıkları birlikte mücadele için anlamlandırdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürdistan ve Türkiye’deki kadın mücadelesinin geçmişi, bir arada olma halinin yansımalarını hep birlikte yaşadık. Aslında bu deneyim ve miras, sürecin ilerlemesinde daha da büyüyerek devam edecektir. Geçmişten bazı örnekler vermek gerekirse; ‘Arkadaşıma Dokunma Kampanyası’, ‘Kadınlar Birbirine Doğru Yürüyor’, ‘Barış İçin Kadın Girişimi’ gibi birçok kampanya ve çalışma ile Türkiyeli kadın/feminist hareketi ve Kürt kadın hareketi arasında kolektif barış odağında bir mücadele yürütülmüştür.

Dolayısıyla mücadele açısından bir birliktelik zaten var. Bunu toplumun her alanına yaymak da bu mücadelenin zorunluluklarından bir tanesidir.

Kadınlar olarak her zaman farklılıklarımızla birlikte mücadeleyi daha da anlamlı ve kalıcı hale getirmeyi başardık. Elbette belli dönemler ya da zamanlarda zorluklar yaşanmıştır ya da yaşanabilir; fakat kadın mücadelesinin en güzel yanı da dayanışmayla, eleştiri-özleştiri mekanizmasıyla zorlukları ya da anlaşmazlıkları politik bir duruşla aşmasıdır ve güçlenmesidir.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp