Enternasyonaldeki sessizlik Bernd

enternasyonaldeki-sessizlik-bernd

Bernd Ruprecht ile yolumuz 2000’li yıllarda, Almanya’da gerçekleştirilen coşkulu Newroz kutlamaları ve büyük festival meydanlarında kesişiyordu. Ben 2004 yılından itibaren Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) çalışmalarında yer almaya başlamıştım. Bunun sonucunda o büyük etkinliklerde stand açanken, hemen yanı başımızda ya da çok yakınımızda Informationstelle Kurdistan (ISKU) da standı açardı. O dönem YXK standında Almanca çıkan Ronahî dergisi başta olmak üzere Almanca ama ağırlıkla Türkçe kitaplar bulunurdu. Yaşar Kemal’den Bookchin’e, Wallerstein’dan Rosa Luxemburg’a, Fanon’dan Negri’ye, Galeano’dan ve Che Guevara’ya kadar uzanan geniş bir yelpazemiz vardı. Bu yazarların pek çoğu, 1999 yılında uluslararası bir komplo ile esir alınan Rêber Apo’nun esaret koşullarında okurken referans gösterdiği isimlerdi. Hüseyin Çelebi’nin “Mektuplar” kitabı ise olmazsa olmazlarımızdandı. Çünkü YXK onun etkisi ve izinde kurulmuştu. 80’li ve 90’lı yıllarda Almanya’da Özgürlük Hareketi ile tanışan tüm Alman dost ve arkadaşlarda Hüseyin’in etkisi vardı. Yani Özgürlük Hareketi’ni dışarıya ilk anlatanlarımızdan ve etkisi en belirgin olanımızdır…

HÜSEYİN ÇELEBİ’NİN İZİNDE

Kürtlerin Almanya’da kendilerini ifade etme süreci her zaman zorlu geçti; özellikle 90’lı yıllar bu sürecin en sancılı dönemi oldu. Kuşkusuz bu sancının en derini, Kasım 1993’te yürürlüğe giren yasaklarla yaşandı. Bu baskı ortamına bir yanıt olarak, Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne dair bilgileri kamuoyuna ulaştırmak amacıyla 1994 yılında ISKU kuruldu. Kurum 1998’de Köln’e taşındığında Bernd de çalışmalara dahil oldu. Değişen zaman ve koşullar yeni ekipleri beraberinde getirse de temel amacına sadık kalan ISKU; Bernd ve Annett tarafından 1999’da önce Berlin’e, 2000’li yılların başında ise Hamburg’a taşındı. Bernd, Berlin’de kalmayı tercih etse de evinden yürüttüğü çalışmalarla Hamburg’daki yoldaşlarına her türlü desteği sunmaya devam etti.

ISKU standındaki arkadaşlar, Almanya’daki o kalabalık eylemlerde her daim farklı bir soluk, özgün bir duruş sergilerdi. Devrimci bir ısrarla enformasyon standını açar; 1982’den beri değişik periyotlarla yayınlanan Kürdistan Report dergisinin yeni sayılarını ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni anlatan -o dönem sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen- kitapları, az sayıda ilgi gösterene sunarlardı. Hafızamda yer eden kitapların bazıları şunlardı; “Licht am Horizont”, “Im Dschungel der Städte, in den Bergen Kurdistans… Leben und Kampf von Andrea Wolf”, Carla Solina’nın “Der Weg in die Berge” ve Abdullah Öcalan’ın AHİM savunmalarından oluşan “Gilgameschs Erben – Vom sumerischen Priesterstaat zur demokratischen Zivilisation”. Elbette bu seçkiye zaman zaman dünya ilerici ve devrimci literatürünün Almanca baskıları da eşlik ederdi. 

Zaman akıp geçerken çok şey değişti ama o standın arkasındaki güzel insanlar hiç değişmedi. Wolfgang Struwe, Annett Bender ve Bernd Ruprecht… Onlar, o dönem o küçük devrimci komünün sarsılmaz üçlüsüydü. Bugün güncel tartışmalarda anlatılan komünün, bir ihtiyacı karşılamak üzere bir grup insanın örgütlü çabası olduğundan ısrar ediyorlardı. Zaman zaman Agnes, Anja, Ellen, Monika, Micha ve Elmar gelip onlara omuz verirdi. Eğer büyük bir eylem varsa Robert, Beate, Eva ve Doris de mutlaka uğrar, standı ziyaret eder, gelenler ile sohbet ederlerdi. Bu grubun en belirgin ortak noktası, hayatlarına etki yapan Hüseyin Çelebi ve heval Ronahi yani Andrea Wolf’tur. Hüseyin ile bizzat tanışmamış olsalar da onun bıraktığı mücadele mirası tıpkı o dönemki YXK’liler gibi onları da derinden etkilemişti. Andrea Wolf ise bu mirası kuşanıp etkisini Kürdistan dağlarına kadar taşıyanların öncüsüydü. Tüm bu yürekleri birleştiren ise kuşkusuz Abdullah Öcalan’ın ideolojik fikirleriydi. Tüm bu arkadaşlarımız, sosyalizmin kapitalist saldırganlık ile gözden düşürülmeye çalışıldığı bir dönemde, Rêber Apo’nun demokratik sosyalizme dair mücadele ve perspektifinden etkilenmişlerdi.

GİZLİ VE DEVRİMCİ İTTİFAK

YXK ve ISKU, 2000’li yıllarda Almanya’da adı konulmamış, “gizli ve devrimci” bir ittifakın paydaşları gibiydi. Hareketin sesini öğrencilere ve dış kamuoyuna duyurmak için kısıtlı imkânlarla, fakat devasa bir inançla çalışıyorlardı. Wolfgang, Annett ve Bernd, YXK’li arkadaşlar için devrimci kültürün yaşayan birer timsaliydiler. Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin dostlarının kalesi Hamburg’da durmaksızın çabalıyor ve üretiyorlardı. Bernd, bu “gizli” ittifakın en sessiz ama en çalışkan üyesiydi. Az konuşur, çok iş yapardı. Sessizliği mütevazılığındandı; kimseyi incitmeyen, dingin bir ruh hali vardı. 

2004-2010 yılları arasında YXK’de çalışırken ISKU bizim için güvenli bir limandı. Orada soluklanır, Özgürlük Hareketi’ni dünyaya ve kamuoyuna anlatmanın yolları üzerine uzun tartışmalar yürütürdük. Wolfgang burada en tecrübeli olanımızdı. 90’lı yıllardaki enformasyon çalışmalarına kıyasla 2000’lerde bir nebze zayıflamış olsa da ISKU; Kürdistan Report, haftalık “Nûçe” bülteni ve web sitesindeki günlük çevirilerle bu boşluğu tek başına dolduruyordu. Bu devasa emeğin mutfağında Bernd’in çabası daimiydi ve bu bir hazineydi. Bu anlamda, Almanca yayınlar için yapılan ‘Hareketin editörü’ tanımı ona çok yakışıyordu. Bazı öğrenci arkadaşlar, ISKU’nun önemli çeviri çalışmalarına destek sunuyordu. Hatta Wolfgang ve Bernd, bunun neden daha örgütlü yapılmadığını eleştiriyor ve duruma anlam veremiyorlardı. Fakat çabalarının bir gün sonuç vereceğini de biliyor ve ısrar ediyorlardı.

ISKU’NUN ÖĞRETİSİ

2010 yılında bir grup arkadaşla Civaka Azad – Kurdisches Zentrum für Öffentlichkeitsarbeit (Kürtlerin Kamuoyu Çalışma Merkezi) çalışma merkezini Frankfurt’ta oluşturduğumuzda, ISKU artık sadece bir liman değil, bizim için bir deryaya dönüştü. O dönemki çalışmalarımızın uluslararası yankısı, bu yazının konusu değil belki ama ISKU’daki arkadaşlarımızın katkısı çok önemli. Artık haberlerin ötesine geçerek röportajlar, günlük basın bültenleri, analiz ve yorumlar hazırlıyor; başta basın ve siyaset olmak üzere kamuoyunu yoğun bir biçimde bilgilendiriyorduk. O dönemde, Civaka Azad çalışmaları aracılığı ile Rêber Apo’nun Demokratik Konfederalizm, Demokratik Ulus ve Demokratik Özerklik gibi konularını Almancaya çevirip yansıtmanın yanı sıra; Demokratik, Ekolojik ve Kadın Özgürlükçü Paradigma ile 2012’de gerçekleşen Rojava Devrimi’ni -özellikle de o yıllarda Türkiye ile PKK arasında yürütülen ‘Çözüm Süreci’ bağlamında- Almanya siyasetine ve kamuoyuna aktarırken ISKU bünyesindeki arkadaşlardan önemli bir destek alıyorduk. Öyle ki, yıllarca bizi takip eden Alman bir gazeteci hayretler içinde, “Yazılarınızda tek bir hata yok, bu kadar düzgün bir Almancayı kim yazıyor?” diye sormuştu. İşte o mükemmelliğin ardındaki görünmez kahramanlar Bernd ve Wolfgang’dı. Almanca bilmek ile o dilde edebi, siyasi ve vurucu yazmak arasındaki o ince çizgiyi biz onlardan öğrendik. Bunu Bernd hayattayken ona yeterince söyleyememiş olmanın burukluğunu şimdi daha çok yaşıyorum.

KURDISTAN REPORT VE BERND

2010-2015 yılları arasında Kürdistan Report dergisinin yayın kurulu toplantılarına katılıyordum. İki ayda bir yaptığımız toplantılara en geç gelenimiz Bernd oluyordu. Çünkü ciğerlerindeki hastalık, bol merdivenli buluşma yerimizde basamakları çıkmasını zorlaştırıyordu. Geldiğinde nefesi tükenmişçesine dakikalarca zorluk çekerdi. Biz bu durumuna üzülürken, o hiçbir şey olmamış gibi, ‘Haydi başlayın’ derdi.

Sessiz, mütevazı ve saygılı arkadaşımız Bernd’in sağlığı 2010’lu yıllardan itibaren kötüleşmeye başlamıştı. Ancak o, buna rağmen son yıllara kadar Hamburg’da ISKU merkezinde Wolfgang ve Annett’e Kürdistan Report dergisini çıkarmakta ve çevirileri düzeltmeye destek olmaktan geri durmadı. Onun bu ‘sözsüz’ desteği; öğrenci çalışmalarından gelen ve bugün de yürütülen kamuoyu çalışmalarına önemli katkılar sunmaya devam eden Mako ve Ali başta olmak üzere, hepimizin ona olan saygısını katlayarak artırdı. O eski ‘gizli ittifak’ artık yerini açık, daha da büyümüş ve genişlemiş bir yoldaşlığa bırakmıştı. 

DOSTLUK AKADEMİSİ 

Bugün belki Newrozlarda ve festivallerde o eski ISKU standı yok, ancak onların ilmek ilmek ördüğü o dostluk ve arkadaşlık köprüsü sayesinde, artık meydanlarda birçok kurum tarafından sunulan Almanca, İngilizce ve diğer dillerdeki materyallerle binlerce dostumuzla buluşuyoruz. Bernd, Wolfgang ve Annett’in ısrarla çabalayarak sürdürdüğü o küçük komün, zamanla bir nevi ‘akademiye’ dönüştü. Bugün farklı dillerde yürütülen enformasyon çalışmalarının, yayımlanan onlarca kitabın ve çeşitli faaliyetlerin temelinde o komünün ve okulun öğretileri vardır. Özgürlük Hareketi etrafında oluşan dayanışma ağı, çoğalan dostlar ve enternasyonal arkadaşlar için bu öğreti bir mihenk taşıdır.

Bernd, son yıllarına kadar Kürdistan Report başta olmak üzere pek çok çalışmanın editörlüğünü üstlenerek bu mirasın bugünlere taşınmasını ve yeni meyveler vermesini sağlayanlardandı. O, böyle yaşamayı ve üretmeyi bir zorunluluk olarak değil, bilinçli bir sosyalist devrimcinin tercihi olarak görüyordu. Bir devrimci için asıl olan, ne kadar yaşadığı değil, ardında bıraktığı izin derinliğidir. Bernd, bu izin mimarlarından olan arkadaşımız ve öğretmenimiz. İyi ki, Bernd ile arkadaşlık ve yoldaşlık yaptık. Onu tanıyanlara ve birlikte çalışan herkese selam olsun.

ANMA VE TÖREN

Bernd Ruprecht için 16 Mayıs günü saat 17.00’de Berlin’deki Nav-Berlin merkezinde bir anma etkinliği düzenlenecek. Bernd, bu etkinlikten bir gün sonra, 17 Mayıs saat 13.00’te yapılacak cenaze töreninin ardından Oderaue/Neuwustrow Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp