Önder Apo’nun 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile başlayan süreç, devletin somut adımlar atmaması nedeniyle tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bir yılı aşkın süredir devam eden süreçte, devlet Meclis Komisyonu’nun oluşumu dışında kayda değer bir adım atmazken, Kürt tarafı ise başta PKK’nin feshi olmak üzere çeşitli adımlar atarak iradesini ortaya koydu. Sürecin en kritik başlıklarından biri ise Önder Apo’nun statüsünün ne olacağı.
Önder Apo’nun statüsü ve devletin atması gereken yasal adımlara dair İHD Amed Şube Yöneticisi Avukat Yakup Güven, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
Mevcut sürecin yalnızca silahların susmasıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Güven, şunları söyledi: “Öncelikle biz bu süreci çok önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Özellikle savaşın bitmesi, çatışmaların son bulması ve yaşam hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılması bakımından tarihsel bir yerde duruyor. Çünkü onlarca yıldır devam eden çatışmalı süreç sadece siyasal sonuçlar doğurmadı; aynı zamanda çok ağır insani sonuçlar yarattı. Binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insan doğrudan ya da dolaylı biçimde bu savaşın etkilerini yaşadı. Dolayısıyla bugün savaşın son bulmasına dair ortaya çıkan her imkan çok kıymetlidir.
Biz bu süreci iki temel başlık üzerinden değerlendiriyoruz. Birincisi, savaşın tamamen sona ermesi ve bir daha başlamaması. İkincisi ise bütün bu çatışmaların temel sebebi olan Kürt meselesinin çözümüdür. Çünkü ortada tarihsel bir mesele var. Kürt meselesi sadece bugünün ya da son birkaç on yılın meselesi değildir. Cumhuriyet’ten daha eski bir meseleyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla çözüm dediğimiz şey de yalnızca birkaç yasa değişikliğiyle sınırlı kalabilecek bir mesele değildir. Bu, bizi anayasal düzenlemelere kadar götürecek kadar derinlikli bir sorundur.”
‘PKK TARAFINDAN ATILAN ADIMLAR UMUT YARATTI’
Sürecin ilerleyebilmesi için tarafların karşılıklı sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Güven, Kürt tarafının son dönemde önemli adımlar attığını belirterek şunları söyledi:
“Geçtiğimiz süreçte PKK tarafından silahların yakılması ve örgütün kendisini feshetmesi yönünde ortaya konan irade, toplumda umut yaratan gelişmeler oldu. Çünkü uzun yıllardır devam eden savaşın taraflarından birinin bu ölçüde bir irade ortaya koyması önemliydi. Bu durum toplumun geniş kesimlerinde de karşılık buldu. İnsanlar artık çatışmanın değil, çözümün konuşulmasını istiyor.
Fakat sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için yalnızca bir tarafın adım atması yeterli değildir. Devletin de demokratikleşme yönünde güven verici somut adımlar atması gerekiyor. Üstelik bu adımlar toplumun hazır olmadığı adımlar da değil. Biz çok olağanüstü, toplumun kabul etmeyeceği düzenlemelerden söz etmiyoruz. Birçok konuda yasa değişikliğine bile ihtiyaç olmadan atılabilecek idari adımlar var. Bunların atılması bile toplumda büyük bir rahatlama yaratacaktır.”
‘KAYYUMLAR KALDIRILMALI, HUKUKİ BELİRSİZLİKLER GİDERİLMELİ’
Kayyum politikalarının sürmesinin çözüm tartışmalarıyla çeliştiğini ve devletin öncelikle demokratik siyaset üzerindeki baskıları kaldırması gerektiğine vurgu yapan Güven, şunları kaydetti:
“Örneğin halen uygulanmakta olan kayyum politikaları var. Halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine atamalar yapılması demokratik siyaseti zedeleyen uygulamalardır. Eğer gerçekten demokratik toplumdan ve çözümden söz ediyorsak, öncelikle bu uygulamaların son bulması gerekir.
Bunun yanında, silah bıraktıktan sonra Türkiye’ye gelecek olan örgüt mensuplarının hukuki durumlarının ne olacağı net değildir. İnsanların toplumsal yaşama nasıl dahil olacağı, sivil siyasette nasıl yer alacağı, hangi hukuki güvencelerin sağlanacağı açık biçimde düzenlenmelidir. Çünkü barış süreçleri aynı zamanda toplumsal entegrasyon süreçleridir. Eğer bu hukuki güvence sağlanmazsa süreç kırılgan hale gelir.”
‘HASTA MAHPUSLARIN YAŞAM HAKKI HER GÜN İHLAL EDİLİYOR’
Cezaevlerinde tutulan hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Güven, şunları belirtti: “Bugün cezaevlerinde çok sayıda ağır hasta mahpus bulunuyor. Biz sık sık yaşam hakkı ihlalleriyle karşılaşıyoruz. Tedaviye erişemeyen, cezaevinde yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda olan insanlar var. Bu mesele aslında çözüm sürecinden bağımsız olarak da ele alınması gereken insani bir meseledir. Çünkü burada doğrudan yaşam hakkı ihlali söz konusudur.
Öte yandan, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ciddi bir hukuk sorunu yaratıyor. Bugün birçok Kürt siyasetçi hakkında verilmiş AİHM kararlarına rağmen insanlar halen cezaevinde tutuluyor. Eğer devlet bu sürecin ilerlemesini istiyorsa, öncelikle iyi niyet göstergesi olarak bu kararları uygulamalıdır.”
‘KÜRTÇENİN STATÜSÜ VE ANAYASAL GÜVENCE MESELESİ ÇÖZÜMÜN MERKEZİNDEDİR’
Çatışmaların sona ermesinin tek başına Kürt meselesini çözmeye yetmeyeceğini ifade eden Güven, esas tartışmanın bundan sonra başlayacağına işaret ederek şunları söyledi:
“Bugün hasta mahpuslar tahliye edilse, siyasi mahpuslar serbest bırakılsa, TMK kaldırılsa bile önümüzde hala çözülmesi gereken bir Kürt meselesi olacak. Çünkü asıl mesele Kürtlerin bu ülkede nasıl tanınacağı meselesidir. Kürt dili devlet tarafından nasıl tanınacak? Anadilde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınacak mı? Kamu kurumlarında Kürtçenin statüsü ne olacak? Kürt halkının kolektif hakları nasıl güvence altına alınacak? Bunlar çözümün esas başlıklarıdır.
Ayrıca geçmişte Kürt coğrafyasında yaşanan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve ağır insan hakları ihlalleri konusunda devletin nasıl bir yüzleşme ortaya koyacağı da çok önemlidir. Faillerin bulunması ve yargılanması toplumsal barış açısından belirleyici olacaktır.”
‘DEVLET DE ABDULLAH ÖCALAN’IN BELİRLEYİCİ ROLÜNÜ GÖRÜYOR’
Önder Apo’nun süreçteki rolüne değinen Güven, devletin fiilen Önder Apo’yu muhatap aldığına dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Sayın Abdullah Öcalan uzun yıllardır ağır tecrit koşullarında tutulan bir isim. Fakat buna rağmen gördük ki çatışmaların sona erdirilmesi konusunda halen çok güçlü bir etkisi bulunuyor. Kendi örgütünü ikna edebilen, sürecin barışa evrilmesi konusunda belirleyici rol oynayabilen bir aktör konumunda.
Bugün devlet de toplum da şunu görüyor: Bu sürecin başarıya ulaşabilmesi açısından Öcalan’ın rolü belirleyicidir. Çünkü kendi örgütü üzerinde söz söyleme gücü olan, silahların tamamen devreden çıkarılması konusunda etkili olabilecek kişi odur. Rojava’da yaşanabilecek daha büyük bir savaşın önüne geçilmesinde de etkisinin görüldüğünü düşünüyoruz.”
‘ABDULLAH ÖCALAN’IN İLETİŞİM VE ÇALIŞMA KOŞULLARI DÜZENLENMELİ’
Sürecin ilerleyebilmesi için Önder Apo’nun koşullarının değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Güven şunları ifade etti:
“Bu süreç yalnızca ayda bir yapılan görüşmelerle yürütülebilecek bir süreç değildir. Eğer gerçekten barış hedefleniyorsa iletişim imkanlarının ihtiyaç duyulan ölçüde genişletilmesi gerekir. Sayın Öcalan’ın hem çalışma koşullarının hem iletişim koşullarının süreçle uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü burada yalnızca bireysel bir durumdan söz etmiyoruz. Sürecin başarıya ulaşması açısından gerekli bir zeminden söz ediyoruz. Kendi örgütüne doğrudan ulaşabilmesi, silahların tamamen ortadan kaldırılması konusunda etkili bir rol oynayabilmesi için devletin gerekli siyasi ve hukuki düzenlemeleri yapması gerekiyor.”
Source: ANF News