Her emek bir özgürlük tohumudur

her-emek-bir-ozgurluk-tohumudur

Başlamadan önce şu soru sorulmalı: İnsan emeğiyle mi yaşar, yoksa emeği için mi yaşar?

1 Mayıs’ın kökeni, 1886’da ABD’nin Chicago kentinde işçilerin sekiz saatlik iş günü talebiyle başlattığı büyük grevlere dayanır. Bu süreçte yaşanan Haymarket Olayı, işçi hareketinin sembolü haline gelmiş; idam edilen işçi önderleri, 1 Mayıs’ı yalnızca bir mücadele günü değil, aynı zamanda bir anma ve dayanışma gününe dönüştürmüştür. 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal ise 1 Mayıs’ı tüm dünyada işçi sınıfının ortak günü ilan ederek bu tarihi, küresel bir bayrama dönüşmüştür.

Tarihsel olarak 1 Mayıs, modern kapitalist düzenin yarattığı eşitsizliklere karşı bir başkaldırıdır. Sanayi devrimiyle birlikte insan emeği, makinenin uzantısına indirgenmiş; zaman ve beden sermayenin denetimine bırakılmıştır. Kapitalist modernite, emeği metalaştırarak insanı kendi hakikatinden koparmıştır. Üreten insan, tüketen ve itaat eden bir varlığa indirgenmiştir. Oysa emek, insanın doğayla ve toplumla kurduğu en derin bağdır. Bu bağ koptuğunda insan yalnızca yoksullaşmaz; yaşamın anlamını da yitirir.

Buna karşı yükselen işçi hareketleri, yalnızca daha kısa çalışma saatleri değil; insan onurunun tanınmasını talep etmektir. Bu talep, geçmişte kalmış bir an değil, bugün de farklı biçimlerde süren bir mücadeledir. Çünkü kastik katil, her türlü kılıflara bürünerek sömürü biçimini değiştirir, fakat özü sürer; günümüzde de daha ince politikalarla sürmektedir.

Ayrıca kadın emeği, tarih boyunca görünmez kılınmış en derin hakikattir. Yaşamın her alanında üretmesine rağmen değersizleştirilen kadın, aslında toplumun özünü taşır. Kadın özgürleşmeden emek özgürleşemez; emek özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Bu yüzden 1 Mayıs, aynı zamanda kadın özgürlüğünün günüdür.

1 Mayıs, yalnızca takvimde yer alan bir gün değildir; insanlığın kendini yeniden inşa iradesinin tarihsel bir ifadesidir. Emek, bu bağlamda sadece ekonomik bir kategori değil; insanın varoluşunu anlamlandırdığı, kendini dünyaya kattığı bir eylem biçimidir. Bu yüzden 1 Mayıs, yalnızca işçilerin değil, insan olmanın anlamını sorgulayan herkesin günüdür. Çünkü insan, çalıştıkça değil; emek ve değer ilişkisinin varoluştaki rolünü bilince çıkardıkça özgürleşmeye adım attığının farkına varır. 

Özgür bir toplum ancak özgür emekle mümkündür. Özgür emek, ne devletin ne de sermayenin tahakkümünü kabul eder. Emek, ancak demokratik toplum içinde, ortaklaşa ve etik-politik bir bilinçle örgütlendiğinde özgürleşir. Bu nedenle 1 Mayıs, yalnızca hak talep etme günü değil; yeni bir yaşamın inşa çağrısıdır.

1 Mayıs PKK’nin doğuşunda aldığı ad ile bağını kurmuştur. 1 Mayıs, bu anlamıyla işçilerin, çalışanların ve emekçilerin partisi olarak adını alır.  1 Mayıs bir bayram iken, PKK de bunu özgürlük silsilelerine dönüştürerek sosyalist bir yaşamın kaynağına evriltti.

1 Mayıs, PKK açısından yalnızca işçi sınıfının günü değil, emek mücadelesi ile halkların özgürlük arayışının birleştiği bir semboldür. Hareket, bugünü Kürt halkına yönelik baskı ile ekonomik sömürüyü birlikte ele alan bir bilinçlenme alanı olarak görür ve kolektif direniş gibi başlıklarla genişletir. Böylece 1 Mayıs’a hem ulusal hem de halkların kardeşliğine, inanç özgürlüğüne, sınıfsal ve toplumsal boyutların iç içe geçtiği daha kapsamlı bir anlam kazandırır.

1 Mayıs sadece işçilerin günü değil; emek, kimlik, kadın özgürlüğü ve halkların kendi kaderini tayin hakkının birleştiği bir mücadele zeminidir. Bu da 1 Mayıs’a klasik anlamının ötesinde çok katmanlı bir politik ve ideolojik içerik kazandırır.

1 Mayıs, iktidar ile emek arasındaki gerilimin görünür olduğu alandır. Sistemler bugünü törenselleştirerek etkisizleştirmek ister; oysa 1 Mayıs, doğası gereği kontrol edilemeyen bir hafızadır. Sokakta, bedende ve seste yeniden doğar. Bu yönüyle yalnızca bir hak arama günü değil; politik öznenin doğduğu andır. İnsan, “ben varım” dediği yerde siyasal olur.

Emek, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin aynasıdır. Emeğine yabancılaşan insan, kendine yabancılaşır. Bu nedenle 1 Mayıs, bir farkındalık çağrısıdır. Çünkü özgürlük, insanın emeğiyle kurduğu bağda saklıdır. Emeğini kaybeden zamanını, zamanını kaybeden ise kendini kaybeder.

Sonuç olarak 1 Mayıs, geçmişin hafızası, bugünün mücadelesi ve geleceğin kuruluşudur. Bugün, insanın kendi hakikatine dönüş çağrısıdır. Emek sadece yaşamak için değil, insan kalabilmek için gereklidir.

Her emek bir özgürlük tohumudur.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp