‘Hozan Mizgîn’in yolundan ayrılmayacağız’

‘hozan-mizgin’in-yolundan-ayrilmayacagiz’

Şehit Hozan Mizgîn (Gurbet Aydın), 1962 yılında Êlih’in (Batman) Bileyder köyünde doğan Kürt bir sanatçı ve devrimcidir. Kürt hareketi içerisinde hem sanatı hem de siyasi kimliğiyle önemli bir sembol olarak yer edinmiştir. 1980 yılında PKK’ye katılmış ve Êlih’ten harekete katılan ilk kadınlardan biri olmuştur. Lübnan’daki Bekaa Vadisi’nde eğitim görmüş, daha sonra hem Avrupa’da hem de bölgede (örneğin Garzan bölgesinde) çeşitli sorumluluklar üstlenmiştir. Kültürel ve sanatsal çalışmalara öncülük etmiş, Hunerkom ve Koma Berxwedan gibi Avrupa’daki önemli grupların kuruluşunda rol almıştır. “Gula Cîhanê” ve “Çemê Hezil” gibi tanınmış eserleri bulunmaktadır. 11 Mayıs 1992’de Bedlîs’in Tetwan (Tatvan) ilçesinde bir eve yönelik operasyonda teslim olmamış ve çatışmada yaşamını yitirerek şehitler kervanına katılmıştır.

Mücadele yoldaşı Dîlan Sipêrtî, Hozan Mizgîn’in şehadetinin yıldönümü vesilesiyle ANF’ye konuştu. Mayıs Ayı Şehitlerini anarak konuşmasına başlayan Dîlan Sipêrtî, “Mayıs ayı şehitler ayıdır. Büyük öncülerimiz ve kahramanlarımızın birçoğu Mayıs ayında şehit düştü. Heval Haki Karer, Hozan Mizgîn, Sırrı Süreyya Önder, idam edilen Deniz Gezmiş, Şîrîn Elemhulî ve üç yoldaşı yine Hewlêr katliamında şehit düşen arkadaşlarımız, bu arkadaşlar şahsında bütün Mayıs Ayı Şehitlerini anıyorum. Şehitleri anlatmak zordur fakat bu hareketin gerçeği budur. Biz de bu gerçeklik içinde büyüdük. Biz de Önder Apo ve şehitlerin hakikatine katıldık. Bir kez daha heval Mizgîn şahsında bütün özgürlük mücadelesi şehitlerini anıyoruz” diye konuştu.

ŞEHİT MIZGÎN ZAMANINI BOŞA GEÇİRMEZDİ

Dîlan Sipêrtî, ölümsüz komutan ve sanatçı Hozan Mizgîn’le tanışmasını ve duruşunu şu sözlerle anlattı: “1991 yılında şehit Mizgîn’i tanıdım. Herekol Dağı’ndaydık. Herekol Dağı Botan’dadır, Mir’in Herekolu diye bilinir. Orada yaklaşık 300 arkadaş toplanmıştı. Arkadaşların hazırlıkları yapılmıştı, iç eyaletlere geçiş süreciydi. Bir program hazırlanmıştı ve arkadaşların Amed, Garzan, Gürpınar gibi yerlere geçmesi kararlaştırılmıştı. Tüm arkadaşlar toplandığında Hozan Mizgîn de moral hazırlığı yapıyordu; çünkü arkadaşlar yola çıkacaktı. Hozan Mizgîn’in söylediği türkü göç ve yürüyüş üzerineydi; Garzan ve Botan yürüyüşünü anlatıyordu. O türküyü söylediğinde duygularımız çok değişmişti. Hozan Mizgîn’i gördüğümde gidip ona sarıldım.

Bana ‘Biz daha önce nerede karşılaştık?’ diye sordu. Ben de ‘Daha önce karşılaşmadık ama senin adını çok duydum. Seni Koma Berxwedan’dan ve şarkılarından tanıyorum. Çocukluğumdan beri dinliyorum, Koma Berxwedan beni çok etkilemişti. Hozan Mizgîn’in sesi hepimizi çok etkilemişti’ dedim. Hozan Mizgîn çok mutlu olmuştu. Bana ‘Sen de Koma Berxwedan’ı dinliyor musun?’ dedi, ben de ‘Evet, dinliyorum’ dedim. Artık akşama doğruydu, hazırlıklarımızı yapıyorduk, yola çıkacaktık. Heval Mizgîn de ‘Ben de yürüyüşteyim, Garzan yürüyüşünde birlikteyiz’ dedi. Heval Mizgîn bunu söyledikten sonra yüzümdeki gülümseme hiç eksik olmadı. Birlikte yola çıkmak benim için çok farklı bir duyguydu, çok farklı bir heyecandı. Birlikte Garzan’a doğru ilerleyecektik. Bu da büyük bir gurur kaynağıydı.

Kadın arkadaşlar olarak sadece dört kişiydik; heval Mizgîn, Roza Ereb, Rahîme Sipêrtî ve Nergîz Qamişlo. Bu grubun coşkusu ve morali konusunda öncülüğü heval Mizgîn yapıyordu. O kadar yürümemize rağmen akşam olduğunda yorgunluğumuzu unutuyorduk, bu da Mîzgîn yoldaş sayesindeydi. Dinlenme zamanlarında bile heval Mizgîn dinlenmezdi; hemen defterini ve kalemini çıkarıp yazardı. Ya bir stran yazardı, ya günlük tutardı ya da bir arkadaşla sohbet ederdi. Şehit Mizgîn’in kişiliğinde yorgunluk diye bir şey yoktu, zamanını boş geçirmezdi. Mücadeleci yaşamı tamamen gözler önündeydi.”

HALK TARAFINDAN ÇOK SEVİLİYORDU

Dîlan Sipêrtî konuşmasının devamında şehit Mizgîn’in komutanlık yönüne ilişkin şunları belirtti: “Şehit Hozan Mizgîn hem bir komutandı hem de bir sanatçıydı; Apocu çizgide mücadele eden bir kadın militandı. Her alanda vardı, Hozan Mizgîn’in birçok kimliği vardı. Sadece kadın arkadaşlar için değil, genel olarak bütün ağır sorumlulukları alıyordu. Büyüklerle büyük, küçüklerle küçük olurdu. Halkın içindeydi. Bu yüzden herkes onu seviyordu. Hem bütün arkadaşlar arasında hem de halk içinde özel bir yere sahipti. Onun yerini doldurmak zordur. Garzan eyaletine geçtiğinde hem cephe çalışmalarını yürütüyordu hem askeri faaliyetlerde yer alıyordu. Milis çalışmalarını organize ediyor, milisleri dağa yönlendiriyor, arkadaşlara erzak gönderiyor, cephane ulaştırıyordu ve aynı zamanda eyalet komutanıydı. Ama bütün bu görevlerine rağmen kendisini diğerlerinden ayırmıyordu; tam anlamıyla bir yoldaştı.

Yaşamında yoldaşlık, mütevazilik ve samimiyet vardı; dolu dolu bir insandı. Bu yüzden Önder Apo Hozan Mizgîn’e çok güvenirdi. Önder Ap, ‘Heval Mizgîn’in bulunduğu yerde büyük gelişmeler olur’ derdi. Gerçekten de böyleydi. Örneğin Koma Berxwedan’da öncüydü. Yüzlerce stran besteledi ve her stranda derin bir anlam ve önem vardı. Ülke üzerine söylediği stranlarla, yurt sevgisini savaşçılarda ve halkta canlı tuttu. Zindan üzerine söylediği stranlarla halkın zindan direnişini yeniden yaşattı. Söylediği her stran anlam yüklüydü. Şehit Mizgîn’in sanatı halkın sanatıydı, devrim sanatıydı. Çok büyük etkiler yarattı. O dönemde küçük kasetler vardı; insanlar onun stranlarını duyunca hemen kasetlerini ve teyplerini çıkarır, Şehit Mizgîn’in sesini kaydederdi. Toplantılarında hem siyaset vardı hem sanat vardı; halkla iç içe, toplumsal bir ruh taşıyordu. Toplantılar ağırlaştığında ‘Bir durun, size bir türkü söyleyeyim’ derdi.

Bu yüzden heval Mizgîn saatlerce konuşsa bile kimse sıkılmazdı. Biz buna bizzat tanıklık ettik, böyle arkadaşlarla yoldaşlık yaptığımız için çok şanslıydık. Birlikte halkın arasına girdik, birlikte savaşa girdik, birlikte o yürüyüşe çıktık. Bundan daha kutsal ve daha güzel bir şey yoktur. Heval Mizgîn kültür ve sanat alanında herkesin kalbinde yer etti. Avrupa’da çalışmalara başladı; öyle bir dönemde başladı ki kimse Kürtçe bir türkü söyleyemiyordu, kimse ‘Ben Kürdüm’ diyemiyordu, kimse Kürt kimliği üzerine konuşamıyordu. Hozan Mizgîn imkan yarattı, oluşturdu ve öncülük etti. Kendi sanatını; devrim sanatı, halk sanatı, Ortadoğu sanatı, şehitlerin sanatı, ülkenin ve yurtseverlerin sanatı haline getirdi.

Heval Egîd’in dünyada tanınmasını sağlayan şeylerden biri de Mizgîn’in onun için söylediği türküydü. Heval Mîzgîn sesi ve ezgileriyle silahlı mücadeleyi dünyaya tanıttı. Komutan Egîd’in kişiliğini dünyaya tanıttı. Amed zindanı üzerine söylediği türkülerde heval Mazlum’un kişiliğini tanıttı. Hozan Mizgîn’in türkülerinde ve sesinde bütün şehit yoldaşların kişiliğini, onların ruhunu tanırsınız.”

YOKTAN VAR EDİYORDU

Şehit Mizgîn ile çok fazla anıları olduğunu vurgulayan Dîlan Sipêrtî, “Garzan’a doğru yürüdüğümüz zamanlarda, yorulduğumuz anlarda heval Mizgîn hepimizi toplardı, bize türküler söylerdi. Bize büyük bir moral ve manevi güç verirdi. Garzan’a geçtiğimizde de halk toplantıları yaptı, komiteler kurdu; milis komiteleri ve kadın komiteleri oluşturdu. Hâlâ bugün bile heval Mizgîn’in milisleri vardır. Eşi benzeri olmayan çalışmalar yürüttü. Bugün konuştuğumuz komite çalışmalarını düşünün; biz şimdi 2026 yılındayız ama heval Mizgîn daha 1991-92 yıllarında kendi milis komitelerini kurmuştu. O dönemde birçok komite oluşturmuştu. Gerçekten de insan ne kadar anlatsa anlatsın, ne kalem ne de beyaz sayfalar heval Mizgîn’i anlatmaya yeter.

Hozan Mizgîn sanatında kimseyi taklit etmedi. Avrupa’da bu sanatı geliştirdi, Koma Berxwedan içinde de kimseyi taklit etmedi; başkasının türkülerini sahiplenmedi, kimsenin tarzını kopyalamadı. Kendi türkülerini kendisi yarattı, üretti. Kürt kültürüne ve geleneklerine göre kendisini şekillendiriyordu. Yokluk içinde varlık yaratıyordu. Kürt kıyafetleri giyiyor, başını bağlıyor, kefiyesi başında oluyordu. Bugün de sanatçılarımız emek veriyor ama sanatımızın içinde çok fazla taklit var. Heval Mizgîn kültür ve sanat alanında büyük emek verdi. Koma Berxwedan hâlâ çalışmalarını şehitlerin emeğiyle sürdürüyor. Hozan Mizgîn, Hozan Sefkan, Hozan Serhed ve heval Delîla gibi sanatçılarımız öncülük etti. Bugün Kürt sanatı üzerine çok çalışma yürütülüyor ama eksiklikleri de var. Kapitalist moderniteyi taklit ediyorlar. Kürt sanatı üzerine konuşuyor ama kıyafeti Kürt değil, tarzı Kürt değil; Kürt sanatı üzerine konuşuyor ama dili Kürtçe değil.

Yani büyük bir taklitçilik var; kapitalist modernitenin taklidi var. Önder Apo da diyor ki: ‘Taklitçilik insanın özü olamaz.’ Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir. İnsan da kendi kökü üzerinde yeşermelidir. Sanat da kendi kökü üzerinde büyümelidir. Biz Kürdüz ve Kürt kalacağız; sanatımız da Kürtçe olacaktır. Birçok sanatçımız var ama sanatıyla kişiliği birbirini tamamlamıyor; taklitçilik var. Bir sanatçı kendi yaşamında Kürtlüğü gerçekleştirmezse sanatında da Kürtlüğü yaratamaz ve üretken olamaz. Bugün kapitalist modernite Kürt kültürünü ters yüz ediyor, Kürt müziğini yozlaştırıyor. Bize ait olmayan şeyleri yapmamıza gerek yok. Heval Mizgîn derdi ki; ‘Başkalarını taklit etmek ve başkalarının kıyafetlerini giymek zorunda değiliz.’ Her toplum kendi ulusal kimliğiyle, kıyafetiyle, diliyle ve gelenekleriyle tanınır” dedi.

‘KÜRT KÜLTÜRÜNDEN VE KIYAFETİMDEN VAZGEÇMEYECEĞİM’

Dîlan Sipêrtî, Hozan Mizgîn’in Kürt kültürü ve kimliğine nasıl sahip çıktığını şu ifadelerle dile getirdi: “Heval Mizgîn, ‘Ben kendi kıyafetimden, Kürt kültüründen vazgeçmeyeceğim. Halkımın rahatsız olacağı hiçbir şeyi yapmayacağım, ona yaklaşmayacağım” derdi. Bir gün ona, ‘Heval Mizgîn, sen Avrupa’da yaşadın ama yine de başını böyle bağlıyordun, Kürt kıyafetleri giyiyordun. Avrupa’da yeşil, kırmızı ve sarı kefiye takıyordun, Kürt kıyafetleri giyiyordun’ dedim. Heval Mizgîn bana şöyle dedi: ‘Dîlan yoldaş, insanın toplumunun rahatsız olacağı şeyleri yapmaması gerekir. Eğer bu kültür ve sanat bizim toplumumuza aitse, o zaman her şeyimiz de toplumumuza uygun olmalıdır. Eğer sanatımız toplumumuzu rahatsız ediyorsa, o sanat toplumumuza hizmet etmez. Örneğin insanlar benim kıyafetimden etkileniyordu.’

1992 yılında Garzan’da birlikteydik. Heval Mizgîn bizimle birlikteydi. Bir gün kadın arkadaşlarla konuştu, sohbet etti ve şöyle dedi: ‘Bu sefer gideceğim ama kısa sürede geri döneceğim.’ Şu an hâlâ hatırlıyorum; ‘Tetwan’da bazı işlerim var, onları bitirip yeniden dağa döneceğim’ demişti. Tekrar yanımıza gelmesi gerekiyordu, Tetwan’a geçti. Bize bir not göndermişti. ‘Kadın arkadaşlar için bir ihtiyaç olursa göndereyim’ demişti. Sayımız çok azdı, o dönemde sadece dört kadın arkadaştık ama bu kadar az olmamıza rağmen heval Mizgîn bize yine de birçok şey göndermişti. Ben ona, ‘Heval Mizgîn, bu kadar şeyi göndermişsiniz, biz bunları ne yapacağız’ dedim. Heval Mizgîn şöyle dedi: ‘Bugün dört kişiyiz ama yarın binler olacağız.’ O dönemde Garzan’da sadece dört kadın arkadaştık. Ama heval  Mizgîn her zaman geleceği düşünüyordu; kadın ordulaşmasını, kadınların öncülüğünü ve kadınların katılımını hesaplıyordu.”

SON VEDASIYDI

Dîlan Sipêrtî, konuşmasının sonunda şehit Mizgîn’in son vedasını ve şehadetinin Kürdistan’daki etkisini şu sözlerle dile getirdi: “Heval Mizgîn bizden ayrıldığı gün biz Garzan’ın Sason tarafındaydık. ‘Bir toplantı yapmaya gideceğim, bu sefer çabuk döneceğim’ dedi. Biz de hazırlıklarımızı yapıyorduk. Heval Mizgîn gelip bizimle vedalaştı. Bu bize çok ağır geldi. Sanki içimize doğmuş gibiydi. Vedalaşırken bize sarıldı, hepimiz ağladık. Şehit Kemal yoldaş da oradaydı, ‘Ben bu kadın arkadaşları anlamıyorum; hem gülüyorlar hem ağlıyorlar’ diyordu. Biz öyleydik; Mizgîn yoldaş bizimle şakalaşıyordu, biz de ağlıyorduk. Çünkü heval Mizgîn’in Tetwan’a gidip geri döneceğini düşünüyorduk; gülmelerimizle ağlamalarımız iç içeydi. Mizgîn arkadaş giderken neredeyse on kez dönüp bize baktı. Her birkaç adımda bir arkasını dönüp bize bakıyordu. İnsan nasıl anlatır bilmiyorum; sanki şehit düşeceğini hissediyordu, sanki bu son vedasıydı. Belki fiziki olarak son vedaydı ama ruhen hâlâ kalbimizde yaşamaya devam ediyor. Her dönüp baktığında gözlerimiz de onun üzerindeydi. Gerçekten hepimiz çok etkilenmiştik.

Tetwan’a gidince yurtsever bir ailenin yanında kaldı. Orada çalışmalarını yürüttü, birkaç toplantı yaptı, hazırlıklarını yaptı. Biz de geri dönmesini bekliyorduk. Heval Mizgîn ‘Bir hafta içinde döneceğim’ demişti. Kaldığı eve düşman baskın yaptı. Baskın sırasında yurtsever aile aslında kendisini kurtarabilirdi, kıyafet değiştirip çıkabilirdi. Ama heval Mizgîn şu mesajı verdi: ‘Apocu bir militan bir kadın asla işgalcilere teslim olmaz.’ Düşman evi tamamen kuşatmıştı. Evin sahibi olan kadın onun yanına geldiğinde heval Mizgîn ona ‘Küçük bir ses duyarsan korkma, hiçbir şey olmaz’ dedi. Sonra odalardan birine giderek silahıyla kendisini vurdu ve şehit düştü. Böyle bir atmosferde, eylemini gerçekleştirmeden önce bile ev sahibine moral ve güç veriyordu. ‘Korkma, bir şey olmaz’ diyordu. İşte Apocu ruh ve fedailik budur. Biz böyle bir şey olacağını beklemiyorduk. Heval Mizgîn’in yeniden aramıza döneceğini umut ediyorduk.

Şehadet haberini aldığımızda ise Tetwan’da binlerce insan ayağa kalktı. Halk tamamen sahip çıktı. Heval Mizgîn’in şehit düştüğü yer halkın ziyaret ettiği bir mekân haline geldi. Nasıl ki Botan’da Binevş Agal’ın mezarı halk için bir ziyaret yeri olmuşsa, şehit Hozan Mizgîn de Garzan halkının ziyaret mekanıdır. Biz heval Mizgîn’in şehit düştüğünü kabullenemiyorduk ama halk ayağa kalkarak ona sahip çıktı. Heval Mizgîn’in kişiliği nasıl büyükse, şehadeti de büyük oldu. Halk ona sahip çıktı, ayaklandı, cenazesini sahiplendi ve omuzlarda taşıdı.

Özellikle biz kadın arkadaşlar için heval Mizgîn’in şehadetini kabul etmek çok zordu; onun fiziksel olarak bizden ayrılmasını kabullenmek ağırdı. Biz de yoldaşları olarak söz verdik; Hozan Mizgîn’in silahını yerde bırakmayacağız, yolundan ayrılmayacağız. Apocu ruhu ve fedai kadın çizgisini sürdüreceğiz. Onun mücadelesini devam ettireceğiz. Bugüne kadar da sözümüze ve hedeflerimize bağlı kaldık. Önder Apo’nun ve şehitlerin çizgisini kendimize esas aldık.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp