İskoçya milli futbol takımı, 19 Kasım’da 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri C Grubu’nun 6’ncı ve son maçında Danimarka’yı 4-2 mağlup ederek grubunu lider olarak tamamladı. İskoçya, 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet sonucu topladığı 13 puanla Danimarka’nın 2 puan önünde grubu lider bitirdi ve 1998’den sonra ilk kez Dünya Kupası bileti aldı. Türkiye’nin henüz biletini alamadığı 2026 FİFA Dünya Kupası’na şimdiden adını yazdırdı.
İskoçya bağımsız bir devlet midir ki FİFA Dünya Kupası’na katılıyor? Hayır, İskoçya bağımsız bir devlet değil. Birleşik Krallık’ı oluşturan İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda gibi dört ülkeden biri. Bu girişten sonra hafızamızı zorlayarak yakın tarihe, 2014 yılına gidelim.
Takvimler 18 Eylül 2014’ü gösterdiğinde İskoçya toplumu bağımsızlık referandumu için sandık başına gitti. Birleşik Krallık ve İskoçya arasında 15 Ekim 2012’te imzalanan Edinburg Anlaşması’na dayanan İskoçya bağımsızlık referandumu düzenledi. Referandumda toplam seçmen sayısının yüzde 85’i oy kullandı. Oy kullanalardan yüzde 55’inin birlik yönünde, yani Birleşik Krallık ile verili hukuki ilişkinin sürmesini istedi, yüzde 45’i ise bağımsızlık istediğini belirtti. Aradan geçen zaman diliminde bağımsız devlet talebi sürdürülse de Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkmasına rağmen İskoçya, hala Birleşik Krallık içerisinde yer alıyor. Şimdi bu ilişkinin tarihini de hatırlatarak yakından bakalım.
BİRLEŞİK KRALLIK’A BAĞLANMASI
İskoçlar ile İngilizlerin karşı karşıya gelmelerinin tarihi, 13. yüzyıla kadar uzanıyor. 12. yüzyıldan itibaren askeri, ekonomik ve nüfus üstünlüğünü geliştiren İngilizler, adanın önce batısına sonra kuzeyine doğru ilerlemeye başladı. İlk hedef, Galler oldu. 13. yüzyılda Galler, İngiliz yönetimince işgal edildi. Galler’den sonra kuzeye yönelen İngilizlerin, hedefinde İskoçya vardı. Uzun süren savaşlar sonrasında İskoç Kralı 3. Alexander’ın ölümü sonrası yaşanan iktidar mücadelesinde İngiltere Kralı 1. Edward’dan hakemlik talebi, İskoçya açısından önemli bir kırılma noktası oldu. 1. Edward kendisine yakın gördüğü John de Bolliol’u kral olarak belirledi. Zaman içinde gizli ya da açık bir şekilde İskoç soyluları İngilizler ile iş birliği yaptı. Soy, miras ve iktidar kavgalarına sürekli hakem olarak İngilizlerin müdahil olduğu İskoçya, 5 Nisan 1603’te İngiltere ile Kraliyetlerin Birleşmesi (Union of Crowns) adlı bir emirname imzaladı ve hukuken Birleşik Krallık’a bağlandı. 30 yıldan sonra başlayan savaşlar, işgaller ve iktidar mücadeleleri, 1702’de bir birlik anlaşması (The Act of Union) imzalandı. 1707’de ise İskoçya ile İngiltere tek krallık, tek parlamento haline geldi. Artık her iki ülkenin yetkileri Londra’daki (Westminister) parlamentonun bünyesinde birleştirildi. Anlaşma kapsamında İskoç hukuku ve mahkemeleri korundu, Birleşik Krallık Parlamentosu’nda 45 halk temsilcisi ve 16 lorddan oluşan yetersiz bir temsil hakkı verildi. Antlaşmaya ekli ayrı kanunlarla, İskoçya Presbiteryen Kilisesi ve İngiltere Episkopal Kilisesi’nin değişime karşı korunması sağlandı. Bu sistem, bazı değişikliklerle korundu. 20. yüzyılın sonlarında Birleşik Krallık, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki hükümetlere devredilen belirli yetkiler, ‘devolution’ adı verilen yetki devrinin olduğu bir süreçten geçti. Bu bölgelerin eğitim, sağlık ve ulaşım gibi iç işlerinin belirli yönlerini yönetmelerine izin verildi; savunma ve dışişleri gibi alanların Birleşik Krallık hükümetinin kontrolü altında kalması belirlendi.
ANAYASAL DÖNÜŞÜM
İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın oluşturduğu Birleşik Krallık, yazılı bir anayasaya sahip olmayan, yazısız anayasa denilen bir sistemle yönetiliyor. Kanunlar, teamüller, içtihatlardan oluşan anayasal sistemde her ülkenin statüsü anayasal nitelik taşıyan bir yasa ile belirlenir. Birleşik Krallık ile İskoçya arasındaki ilişki, üniter ama çok uluslu bir devlet içinde ‘devolution’ temelli bir idari–anayasal yapıdır. Federal olmayıp, üniter bir devlet olan Birleşik Kralık’ta asimetrik ‘devolution’ modeli uygulanıyor. Her ülkenin yetkileri ve kurumları farklıdır. İskoçya’nın statüsü anayasal nitelik taşıyan ‘Scotland Act’ ile düzenlenmiştir. 1997’deki referandumda İskoçların yüzde 74’ü İskoç Parlamentosu’nu destekledi. 1998’de İskoçya Yasası (Scotland Act) kabul edildi. İskoç Parlamentosu’nda 129 üye bulunuyor; bunların 73’ü seçim bölgesi üyesi, 56’sı ise ek üye sistemi kapsamında bölgesel üyedir. En büyük parti veya partiler Yürütme Kurulu’nu oluşturur.
DEVREDİLEN YETKİLER
İskoçya Yasası’nda 2004 ve 2016 yıllarında bazı değişiklikler olsa da İskoçya’ya geniş yetkiler devredildi. Eğitim, sağlık hizmetleri, adalet sistemi ve polis, yerel yönetimler, tarım, balıkçılık, çevre, ulaştırma ve iç ekonomik politika bazı yönleri ile İskoçya Parlamentosu’na devredildi. Ceza ve medeni hukuk da devredilen yetkiler arasında yer aldı. İskoçya’nın İngiltere’den tamamen ayrı bir hukuk sistemi vardır. Zaten 1702’deki anlaşmada bile hukuk sistemine karışılmamıştı. İskoçya, Birleşik Krallık içinde ayrı bir hukuk sistemine sahip tek ülkedir. Anayasa hukuku, dış politika vb. üst konularda ise Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi en üst otoritedir. Ayrıca vergi yetkileri, 2016’daki düzenlemeyle daha da artırıldı; gelir vergisinin önemli bölümü İskoçya tarafından belirlenebilir hale geldi.
ONAY ALMA GELENEĞİ
Birleşik Krallık hükümetinin sorumluluk alanları “ayrılmış”, İskoç hükümetinin sorumluluk alanları ise “devredilmiş” durumdadır. Buna göre; İskoç Parlamentosu, devredilen sorumlulukları dışında yasa yapamaz. Buna karşılık Birleşik Krallık hükümetinin, devredilen alanları etkileyebilecek yasalar çıkarırken İskoç Parlamentosu’nun onayını alacağına dair bir gelenek vardır.
İskoçya ile Birleşik Krallık arasındaki ilişki, üniter bir devlet içinde anayasal olarak tanınmış geniş özerkliğe dayanan fakat nihai egemenliğin Westminster’da kaldığı ‘yetki devri’ modelidir. İskoçya’nın güçlü bir idari ve hukuki özerkliği vardır, ancak anayasal egemenlik Birleşik Krallık’a aittir.
TÜRKİYE NE KADAR YAKIN?
Kuzey ve Doğu Suriye’nin ademi merkeziyetçilik talebini bile ‘güvenlik tehdidi’ olarak gören Türkiye Cumhuriyeti, Kürt meselesinin çözümü için İskoçya-Birleşik Krallık arasındaki hukuki ve siyasi rabıtayı model olarak görebilir mi?
Source: ANF News