Şehit Rustem Cûdî (Maxmûr) Mülteci Kampı’nda bulunan İştar Meclisi yaptığı açıklamayla kadın katliamlarına sert tepki gösterdi. Açıklamada, toplumun bu saldırılara ancak örgütlü bir duruşla karşı koyabileceği belirtilerek tüm kadınlara şiddete karşı ortak mücadeleyi geliştirme çağrısı yapıldı.
Açıklama, İştar Meclisi üyelerinin katılımıyla meclis binası önünde yapıldı. İştar Meclisi adına açıklama Amara Bulut tarafından okundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Son dönemlerde dünyada ve özellikle Orta Doğu’da kadın cinayeti vakalarının artması tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. İştar Meclisi olarak kadınlara karşı işlenen suçların sıradan veya münferit olaylar olmadığını vurguluyoruz. Bunlar doğrudan siyasi durumla, krizlerin derinleşmesiyle ve mevcut savaşın yıkıcı sonuçlarıyla bağlantılıdır. Bölgenin son zamanlarda savaş yangınından, çatışmalardan ve devletlerin büyük tehlikelerinden geçtiğini görüyoruz. Savaş ortamı toplum içindeki şiddet kültürünü derinleştirmekte, kastik katil zihniyetini ve cinsiyetçi kültürü güçlendirmektedir. Siyasi krizler arttığında toplumsal güvenlik ortadan kalkıyor ve bunun en ağır bedelini kadınlar ödeyerek hedef haline geliyor. Bir yandan barış tartışmaları ve arayışları yürütülürken, diğer yandan kadın üzerindeki şiddetin derinleştirilmesinin tesadüf olmadığını, bunun savaş kültürünü toplum içinde yayıcı politikaların bir sonucu olduğunu görüyoruz.
‘DEVLET CEZASIZLIK POLİTİKALARIYLA FAİLLERİ KORUYOR’
Devletlerin yürüttüğü savaşlar adaletin önünü kesmekte, toplum içinde silahı meşrulaştırmakta ve şiddet kültürünü günlük bir norma dönüştürmektedir. Barış tartışmaları yürütüldüğünde, iktidarların ve faillerin toplum üzerindeki kontrollerini kaybetmemek adına kadınlara yönelik saldırılarını artırdıklarını görüyoruz. Yine cezasızlık, suçlular karşısındaki sessizlik ve koruyucu yasaların bulunmayışı, faillerin suçlarını rahatça sürdürmelerine yol açmaktadır. Bu durum, ataerkil zihniyetin sadece yasaların değiştirilmesiyle değişmeyeceğini göstermektedir.
ÇÖZÜM YOLU; DEMOKRATİK EKOLOJİK VE KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ TOPLUM PARADİGMASIDIR’
Kadın özgürlüğünün olmadığı bir yasanın toplum için hiçbir anlamı olmayacaktır. Nitekim Önder Abdullah Öcalan, toplumlar üzerindeki tüm bu kriz, işgal ve soykırım savaşlarının ortasında barış sürecini başlatmış ve kadının özgürlüğünü tüm kötülüklerin ve sorunların ortadan kaldırılmasının temeli olarak belirlemiştir. Ayrıca şiddetin ve savaşın bu şekilde derinleşmesine karşı temel çözümün; demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasının geliştirilmesiyle mümkün olduğunu ifade etmiştir.
İştar Meclisi olarak cinsiyetçilere ve evde, sokakta kadına yöneltilen şiddete karşı sesimizi daha da yükselteceğimizi açıkça beyan ediyoruz. Baskılar arttıkça direnişimiz da güçlenecektir. Kadınların kurban olmadığını, toplumu yeniden inşa edecek güce sahip olduklarını söylüyoruz. Kadın mücadelesi ve örgütlülüğü; katil ve savaş yanlısı zihniyetin önündeki en büyük engeldir. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı bugün dünyanın dört bir yanında direnişin sembolü haline gelmiştir. Bu temel üzerinde, sonuna kadar ‘Jin, Jiyan, Azadî’ ruhuyla özgür kadınların birlik ve beraberlik mücadelesini güçlendirecek ve onurlu bir zafere kadar yürüyeceğiz.”
Açıklama, “Bijî Serok Apo” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganlarıyla sona erdi.
Source: ANF News