Kürdistan’ın görkemli dağlarında, sisin vadilere çöktüğü, karın aylarca toprağı terk etmediği geçitlerde yıllardır süren bir direnişin izleri taşınıyor. Botan’ın kayalık yamaçlarından Cîlo’nun buz tutmuş zirvelerine kadar uzanan bu coğrafyada nice yaşam; yarım kalmış mektuplara, ulaşamamış selamlara ve hasret dolu bekleyişlere sığdı. Kürt halkının onlarca yıldır sürdürdüğü özgürlük mücadelesi, kimi zaman bir annenin ağıdında, kimi zaman bir gerillanın omzundaki yükte, kimi zaman da iki kardeş arasında gidip gelen birkaç satırlık mektupta hayat buldu.
Demhat Faraşîn ve kardeşi Arjîn Newroz’un hikayesi de bu dağların hafızasına kazınan hikayelerden biri oldu. Demhat, Botan sahasında üst düzey bir komutan olarak mücadeleyi büyütürken, küçük kardeşi Arjîn de 2013 yılında onun izinden yürüyerek Kürdistan dağlarına yöneldi. Aynı gökyüzünün altında, aynı direniş hattında olmalarına rağmen yolları bir türlü kesişmedi. Biri Cîlo’nun sert rüzgarları altında mevzilerde direniyor, diğeri Botan’ın derin vadilerinde operasyonlara karşı mücadele yürütüyordu. Aralarındaki tek köprü ise gecikerek ulaşan mektuplar ve kısa telsiz konuşmalarıydı.
Arjîn’in 2014 yılında abisine yazdığı ilk mektup, yıllardır birbirini göremeyen iki kardeşin dağlara bıraktığı bir ses oldu. İmkanların sınırlılığı nedeniyle birbirlerine yalnızca yaşadıklarını hissettirecek kadar kısa cümleler kurabiliyorlardı. Demhat’ın cevabı ise yalnızca bir abinin kardeşine yazdığı satırlar değil, aynı zamanda mücadeleye, direnişe ve birbirine tutunmaya dair bir vasiyet gibiydi.
Ancak savaşın sert yüzü, bu iki kardeşin kavuşmasına izin vermedi. Arj’in’in ikinci mektubu ve yanında gönderdiği günlüğü, Demhat’a ulaşamadı. Demhat Faraşîn, 27 Mayıs 2017’de Wan’ın Şax (Çatak) ilçesinde hava saldırısında şehit düştü. Şehadetinden kısa süre önce küçük kardeşi için kaleme aldığı son mektup ise bir ay sonra Arjîn’e ulaştı. O sırada Arjîn de hava saldırılarında ağır yaralanmış, operasyonlar nedeniyle bulunduğu alandan iki ay boyunca çıkamamıştı. Soğuk kayalıkların arasında, ölümün gölgesinde direnmeye çalışırken yanında ağabeyinin satırları vardı. Demhat’ın mektupları, yaralarının ortasında ona yalnız olmadığını hatırlatan tek şey oldu.
Kürdistan dağlarında birbirine kavuşamayan iki kardeşin hikayesi, bugün geriye yalnızca birkaç mektup bırakmadı; aynı zamanda yıllardır süren bir halk direnişinin hafızasına kazınan derin bir iz bıraktı.
Sevgi devrimle buluştuğunda, kardeşlik özgürlükle taçlandığında, ölüm bile bir başlangıca dönüşür.
ARJÎN’İN ŞEHİT DEMHAT FARAŞİN’E YAZDIĞI İKİNCİ MEKTUBU:
“Yüreğimin denizi Demhat arkadaşa,
Cilo’da haziran olmasına rağmen hâlâ erimemiş olan kar kevileri var. Sabah saatleriyle birlikte, geçen sert kışa rağmen başını kaldıran berfîn çiçeği dikkatimi çekmişti. Berfîn çiçeğine dokunmaya başlayınca elimin üzerine bir uğur böceği kondu. Ve ben o uğur böceğiyle sana Cîlo diyarlarından büyük özlem ve sevgilerimi ilettim. Olur da sizin diyarlarda eline konan bir uğur böceği görürsen yoldaşım, bil ki; Cîlo diyarlarından kardeşinin göndermiş olduğu, sana özlemimi görüp de yola düşen uğur böceğidir.
2016 sonbaharında cihazla olan son konuşmamızda, yeni operasyondan çıktığımız için ve yaşanan şehadetlerden kaynaklı seninle çok konuşamadım. Şimdi de cihazdan seninle görüşmeyi bekliyorum. İkimiz de hareketli kişiler olduğumuz için sen görevden gelince ben gidiyorum, ben gelince sen gidiyorsun. Ben de en iyisi yeniden bir mektup kaleme almak dedim.
2015 baharında, önerim ve ısrarım üzerine şehit Rojîn Gewda anısına Cîlo alanına geçtim. Her ne kadar Botan diyarları hayalim olsa da sen dönene kadar Cîlo alanında ilk gerilla pratiğimi yürüteceğim. Cîlo’nun muhteşem coğrafyası ve doğa güzellikleri bana bir kez daha cennetin bu yaşamda olduğunu gösterdi. Ve bu cennetin bir parçası olan Botan diyarlarının kokusunu buradan soluyorum. Aslında nereye baksam Botan’ı görüyorum. Cîlo’nun asaleti, bir insanlık tarihini içinde barındıran nakşedilmiş taşları, birçok halka ev sahipliği yapmış olan yamaçlarındaki köyleri ve her biri bir derviş özelliği insana kazandıran cennet kapıları -ki bunlar zirvelere ulaşmanın tek yollarıdır- bende gerçek anlamda bir değişim yaratmıştır. Cîlo’daki gerilla pratiğiyle şehidin kopmaz yaşam gerçekliğini, PKK’nin en büyük maneviyatı olan yoldaşlık değerini ve zorlu yaşam mücadelesiyle anlamlaşan kişiliğin nasıl da hakikatle harmanlanıp özgürlüğün geniş bir zamanda değil, anda yaşandığını gördüm.
Cîlo’dan Kato Dağları’na bakıyorum; şimdi aramızda sadece Zap Suyu var. Her bir hayalde o suyun üzerinden sana doğru geliyorum. Sana doğru gelemezsem de bir yağmur sonrası buradan oraya uzanan gökkuşağında selamlıyorum güzel gülüşünü…
Sana anlatmayı istediğim o kadar çok şey var ki; bu nedenle sana, bu mektupla birlikte Cîlo alanında kaleme aldığım günlüğümü gönderiyorum. İnan ki sevgili yoldaşım, kardeşim, yüreğimin ayrılmaz parçası, her bir patikayı arşınlarken seni düşünüyorum. Her bir zorlanmada senin güzel yoldaşlığını, bana duyduğun güveni kendime güç biliyorum. Seninle anlamlı bir buluşmanın sahibi olabilmek için en büyük çabam, yoldaşlarımın yoldaşına, Önderliğime yoldaş olmaktır.
Önder Apo’nun üzerindeki tecridi kırmak için geçtiğimiz kış kampında da belli düzeyde yoğunlaşmamız oldu. Neredeyse alandaki tüm arkadaşların fedai eylem önerisi var. Diliyoruz ki en kısa zamanda önderliğimizi fiziki anlamda özgürleştirir, özgür yarınlarda hakikat yoldaşları olarak yüreklerimiz ve bedenlerimiz aynı pınarın suyundan sulanır.
Canım, cananım, yolum, yoldaşım; mektubun sonuna ne kadar gelmeyi istemesem de her şeyin bir de sonsuzluğa kapı olan sonu vardır. Unutma, sana olan duygularım asla bir kağıda sığmaz. Birbirimizi görsek de görmesek de hayalini kurduğumuz özgür yarınların mücadelesinde her zaman aynı ruhta birbirimizi hissedecek, aynı yürekte güzel yarınlara dokunacağız.
Seni büyük özlem dolu duygularımla kucaklıyorum. Sabırsızlıkla görüşeceğimiz günü bekliyorum. Kendine, güzel yüreğine dikkat et. Tüm yoldaşları Cîlo’nun asaletiyle selamlıyorum.
Devrimci selam ve saygılar.
20 Haziran 2016”
ŞEHİT DEMHAT FARAŞİN’İN KARDEŞİ ARJÎN’İN MEKTUBUNA CEVABI:
“Merhaba değerli kardeşim Arjîn,
Her şeyden önce en derin sevgi ve saygılarımı belirtiyorum ve senin şahsında yanında mücadele veren tüm yoldaşlara yürekten selamlar. Bir kere daha sana da özlemlerimi belirtiyorum. Al yanaklarından ve ela gözlerinden öpüyorum. Diliyoruz ki her zamankinden daha mutlu ve sağlıklısın.
Dün akşam yağmurlu bir gece vardı. Ben de şu anda Kato-Marînos Dağı’nın yamacında senin bulunduğun o heybetli dağları izliyorum. Sizin oradan güneş bize doğru doğuyor. O yağmurlu gece, sabah saatleri ile birlikte güneşin doğuşuyla son buldu. Ben de şu anda bu güneşli ve güzel havada bu satırları yazmaya başladım.
Küçük kardeşim, gerçekten son durumunu bilmek isterdim. Geçen yıl bana göndermiş olduğun mektup bana ulaşmadı. Cihaz üzerinde seni bilgilendirmiştim.
Sevgili yoldaş, kardeş…
Gelir gelmez bu coğrafyada kayboldun. Nerelerdesin be kardeşim? Kaç bahar geldi geçti, seni bu dağlarda bulamadım. Bizim diyarlara bir selam verseydin, sonra yoluna devam etseydin. Belki yıllardır seni görmeyen yoldaşın hasret giderirdi.
İlk doğduğun toprağa gittim. Sîdar’in ilk filizlendiği anıları tazeledim. Çocukluğunun boy gösterdiği şehre gittim ve yine gençliğimin ilk şekillendiği kente gittim. Herkes senin anılarından söz ediyordu. Belki ben seni görmedim be güzelim, ama seninle gurur duydum. Her sohbette ve her mücadele anlarında hep yanımızdaydın. Sen geldiğinden beri artık kimse beni sormuyor. Herkes seni sormaya başlamış 🙂
Değerli Arjîn kardeşim… Kısaca bunları yazıyorum. Eğer sen de yazarsan çok mutlu olurum.
Kendine çok iyi bak. Hem kendi güvenliğine hem de yoldaşlarının güvenliğine çok dikkat edersin.
Yüreğimin en derin sevgi ve saygılarıyla hoşça kal…
Devrimci selam ve saygılarımla…
Demhat Faraşîn
24.04.2017
Kato-Marînos”
Not: Bu mektup Şehit Demhat Faraşin’in şehadetinden bir ay sonra Arjîn’e ulaşır.
ŞEHİT DEMHAT FARAŞîN
Şehit Demhat Faraşîn, 1979 yılında Şirnex’e bağlı Elkê’nin (Beytüşşebap) Faraşîn bölgesinde doğdu. Gewda aşiretindendir. Aşiretleri; yurtseverliği ve şehit Rojîn Gewda, Masîro Faraşîn gibi büyük komutanlarıyla tanınır. Heval Demhat da o komutanlardan biri oldu.
İlkokulu Faraşîn’de, ortaokul ve liseyi Cizîra Botan’da, üniversiteyi ise Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde okudu. Köyleri 1995 yılında yakıldığı için önce Cizîr’e, ardından 1999 yılında Wan’a göç etmek zorunda kaldılar. Wan’ın en yurtsever mahallelerinden biri olan Xaçort’ta kalıyorlardı.
Şehit Demhat, üniversiteyle birlikte gençlik çalışmalarına başladı. Bu yıllar 2001-2002 dönemine denk geliyordu. Partinin gençlik çalışmalarında kısa sürede gelişerek öncü düzeye geldi. Kürdistan’ın ve Türkiye’nin birçok kentinde çalışmalar yürüttü ve halk tarafından çok sevilen devrimci bir kişilik kazandı.
Evin ilk çocuğu olduğu için hem kendi ailesi hem de geniş aile çevresi tarafından esas alınırdı. Her zaman sıradan olmayan, saygın yaşam tarzıyla belirleyici, toparlayıcı ve kazanımcı oldu.
Bu yıllarda Önderliği okuyarak daha yakından tanıdı. 2005 yılında, Önderliğin ateşkes ve barış çağrılarına cevap olabilmek için şehit Haki (Senar Mete) ve Şehit Gülistan Basutçu ile birlikte yaklaşık 200 genci örgütleyerek canlı kalkan eyleminin öncülüğünü yaptı.
Bu grubun tüm barış çabalarına rağmen düşman savaşta ısrarcıydı. Bu nedenle hepsi birlikte katılım kararı aldı. Heval Demhat, 2005 yılından 2011 yılına kadar gençlik çalışmalarında kaldı ve bu çalışmaların koordinasyonunda yer aldı.
Örgütlemede çok derin bir yeteneğe sahipti. Birçok genç ondan etkilendiği için, katıldıktan sonra onun ismini aldı. Heftanîn, Metîna, Qendîl, Maxmûr ve Başûr’un birçok kentinde çalışmalar yürüttü. Esprili, kavratıcı, hümanist, kıvrak zekası ve kolektif tarzıyla bulunduğu her yerde halkının ve yoldaşlarının yüreğinde büyük bir yer edindi.
2011 yılından 2012 sonbaharına kadar Metîna’da çalışmalar yürüttü. Bu süreçte askeri alanda kısa sürede komuta tarzında yetkinleşti. Zeki, kıvrak yapısı ve donanımına askeri tecrübe de eklenince herkesin yanında olmak istediği bir komutan kişiliğine dönüştü.
2012 yılında, devrimci halk savaşı hamlesi için uzun zamandır kendisini önerdiği Bakur sahasına geçti. Devrimci halk savaşında Elkê’de büyük rol üstlendi. Bakur’da, Botan’ın bütün alanlarında kaldı.
Bayrak Tepesi’nde bayrağı indiren ilk komutan, 90’lı yıllarda şehit Xebat Dêrik’ti. Şehit Demhat ise hem Elkê hamlesinde bu tepeyi etkisiz hale getirdi, hem de 2015’teki büyük bir eylemde yer aldı. Kırsalda komutanlığıyla bilindiği kadar halk çalışmasında da çocuk, kadın, yaşlı herkesin yüreğinde yer edindi. Botan’da özellikle uzun süre birçok çalışmada ve öz savunma faaliyetlerinde bulundu.
2015 sonbaharında Wan’a, sorumlu düzeyde YPS çalışmaları için geçti. Burada da yaratıcı tarzı, taktik yaklaşımı ve örgütlü duruşuyla büyük bir direnişin sahibi oldu. Özellikle gençlerin yüreğinde ve beyninde doğru PKK yoldaşlığı, insani yönü ve düşman bilinciyle büyük bir yer edindi.
2016 sonbaharında yeniden dağlara döndü. 2016-2017 kışını Kato Marînos’ta geçirdi. O yıl, bütün arkadaşlarına hem ideolojik hem yaşamsal hem de askeri boyutta tecrübeleriyle eğitici bir tarzın sahibi oldu.
2017 baharında, Wan’ın Şax alanına gitmek için kendisini önerdi ve görevlendirilerek oraya gitti. Bir süre o alanda çalışmalar yürüttü. 27 Mayıs 2017’de ise hain bir istihbarat sonucu üç yoldaşıyla birlikte şehit düştü.
Şehadetinden sonra da büyük kişiliği, arkadaşları tarafından çoğu zaman öncü bir kişilik olarak değerlendirildi. Yoldaşlarının ve halkının hiçbir zaman unutamayacağı, anısını her zaman yaşatacağı büyük bir değer olarak yerini aldı.
Yaralanma sürecinde mektubunun abisine ulaşmadığını duyan kız kardeşi Arjîn Newroz, sanki şehadetini hiç duymamış gibi ona bir mektup yazdı ve Botan’a giden arkadaşlara teslim etti. Arkadaşları da Botan diyarlarında, Demhat Faraşin’e atfen o mektubu okudu.










Source: ANF News