Hem Kürdistan hem de Türkiye’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için çalışmalara başladı. Birçok kurumun ortaklaşıp 8 Mart haftası boyunca alanlarda olacağı programlar şimdiden kentlerde heyecanla beklenirken, Tevgera Jinên Azad (TJA) 17 Şubat’ta yapacağı deklerasyonla 8 Mart çalışmasının startını verecek. “Direnişle örgütleniyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla bir araya gelecek olan kadınlar sadece Amed’te bin 100 ev ziyareti yapacak. Barış sürecine de vurgu yaparak gerek İran, gerek Rojava gerek ise Afganistan’da yaşanan savaş sürecine dikkat çeken kadınlar, bu sene barış ve direniş temalarıyla alanlara çıkacaklarını aktardı.
‘KADIN TOPLANTILARI, ATÖLYELER VE EV ZİYARETLERİ İLE ALANDA OLACAĞIZ’
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Bahar Peker, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü çalışmaları kapsamında yürüttükleri hazırlıklara ilişkin konuştu. Peker, 17 Şubat’ta deklarasyonla start vereceklerini belirterek, birçok merkezde yapılacak etkinliklerin ardından Amed, Van ve Urfa’da final mitingleri düzenleyeceklerini söyledi. Peker, “8 Martın kadınlar için anlamı olan emek, direniş ve özgürlük ruhu ile bu sene alanlarda olacağız. Yıllardır her türlü kadın kırımı, savaş ve sömürü düzenine karşı kadınlar olarak alanlara çıkıyoruz. Bu sene de kadın kazanımlarına dönük bütün saldırılara karşı hem Kürdistan hem de Türkiye’de sesimizi, sözümüzü haykıracağoz. TJA olarak bizlerde 8 Mart çalışmalarımıza başlıyoruz. Amed’de 1100 ev ziyareti gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda kadın toplantıları ve buluşmaları düzenliyoruz. Bu toplantıları atölye formatında gerçekleştirerek demokratik bir toplumu birlikte örme çabası içindeyiz” diye konuştu.
‘KADINLAR SÜRECİN VE MÜCADELENİN ÖZNESİ’
Kadın toplantılarında çeşitli başlıkların ele alındığını kaydeden Peker, “Son üç günde yaptığımız toplantılarda bilinçlendirme atölyeleri, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve özel savaş politikalarını tartışıyoruz. Kadınlar toplumsal mücadelede daha güçlü bir özne haline geldi. Bugün kadınların artık edilgen olmadığını görüyoruz. Gerçek anlamda sosyalist bir yaşamı ve düşünceyi arzuladıklarını, bunun yaşamsallaştırılması noktasında somut öneriler sunduklarını çok net görebiliyoruz” dedi.
8 Mart’a belirledikleri şiarla hazırlandıklarını belirten Peker, başlangıcın Rojava halklarıyla dayanışma temelinde yapılacağını ifade etti. Peker, “Rojava’daki halkları esas alarak bu startı vereceğiz. Ardından Bismil’de, Amed’te ve Urfa Sınır Kapısı’nda 8 Mart’ı kutlayacağız. 8 Mart’a giderken Rojava’daki kadınların ve halkların haklarını göz önünde bulundurarak çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu.
‘BU 8 MART KADINLAR İÇİN BARIŞ VE MÜCADELE DEMEK’
Dünya genelinde süren çatışmalara dikkat çeken Peker, “Afganistan’dan İran’a, Rojava’dan Kobanî’ye kadar süren savaşlarda en büyük bedeli kadınlar ve çocuklar ödüyor. Savaşlarda kadınlar katlediliyor, esir alınıyor ya da göçe zorlanıyor. DAİŞ’in Kobanî’ye dönük saldırılarında binlerce kadın katledildi, Êzidî ve Kürt kadınları kaçırıldı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ akıbeti bilinmeyen kadınlar var. Bugün Rojava’ya yönelik saldırıları ve kadın bedenini hedef alan politikaları kabul etmiyoruz. Bu zihniyete karşı her zaman alanlarda mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
‘ÖRGÜLERİMİZLE ALANLARDA OLACAĞIZ’
Kadın dayanışmasına vurgu yapan Peker, “TJA’lı kadınlar olarak, Türkiyeli kadınlar olarak ve enternasyonalist sosyalist kadınlarla birlikte 8 Mart’ta alanlarda olacağız. Kadınların katledilmesi, bedenlerinin teşhir edilmesi, kaçırılmaları ve çocuklara yönelik şiddet karşısında susmayacağız. Kadının bedenine uzanan her el aynı zamanda özgürlüğe yöneliktir. Bu zihniyeti besleyen sisteme karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
O gün de örgülerimizle, sesimizle alanlarda olacağız” diye konuştu.
‘KALICI BARIŞ İÇİN UMUT HAKKI TANINMALI’
27 Şubat çağrısına da dikkat çeken Peker, devam eden barış sürecinde kadınların özne rol oynadığını ve bu süreçte her alanda çalışma yürüttüklerini dile getirdi. Peker, “Barışı örerek 8 Mart’a yürüyeceğiz. Sayın Abdullah Öcalan’ın umut hakkı şu an gündemde. Ancak fiziki özgürlüğü yok. Kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için umut hakkının tanınması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması gerekir.”
Source: ANF News