“Bi Jineolojî ber bi avakirina jiyana komunal û azad (Jineolojiyle komünal özgür yaşamın inşasına)” şiarıyla Hollanda’nın Haelen kentinde düzenlenen Avrupa Jineoloji Konferansı, “Jineoloji: Özgürlük Temelinde Kadın Kimliğinin İnşasının Bilimi” başlıklı birinci oturumla devam etti. Oturumda Avrupa’da yürütülen Jineoloji çalışmalarının deneyimleri, kazanımları, eksiklikleri ve yeni dönem perspektifleri ele alındı.
AVRUPA’DA JİNEOLOJİ DENEYİMİ DEĞERLENDİRİLDİ
Oturumda ilk olarak Avrupa Jineoloji komitelerinin günümüze kadar düzenlediği-katıldığı konferanslar, kamplar, eğitimler, araştırmalar, komite faaliyetlerinden kadınların tanıklıklarını, fotoğraflar, kısa videolar ve ses kayıtlarını içeren geniş bir görsel anlatı paylaşıldı.
Avrupa’da yürütülen Jineolojî çalışmalarının son 15 yıllık gelişim sürecine ilişkin anlatımda, konferanslar, eğitimler, araştırmalar ve kamplarla önemli bir birikim oluşturulduğu belirtildi. Çalışmaların kalıcı örgütlenmelere dönüştürülmesi, yerel kadınlarla bağların güçlendirilmesi ve üretilen bilginin toplumsallaştırılması gerektiğine dikkat çekildi.
Görsel anlatımda, Avrupa’da Jineolojî çalışmalarının gelişim süreci, kazanımları ve karşılaşılan sorunlar ele alındı. Anlatımda, farklı ülkelerde yaşayan binlerce kadının konferanslar, eğitimler, araştırmalar ve kamplar aracılığıyla Jineolojî çalışmaları etrafında bir araya geldiği belirtilerek, bu sürecin ortak bir deneyim ve hafıza oluşturduğu ifade edildi.
Jineolojî kavramının ilk kez 2008 yılında Önder Apo’nun Özgürlük Sosyolojisi kitabıyla gündeme geldiği belirtilen değerlendirmede, çalışmaların 2011 yılında Medya Savunma Alanları’nda bir komite olarak şekillendiği, 2013’ten itibaren ise daha sistemli bir gelişim gösterdiği kaydedildi.
Kürdistan’da 2015 yılında gerçekleştirilen ilk Jineolojî Konferansı’nın çalışmaların perspektifini netleştiren önemli bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, 2018’deki ikinci konferansın da mevcut birikimin değerlendirilmesi ve yeni dönem ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından önemli bir eşik oluşturduğu vurgulandı.
ÇALIŞMALAR YAYGINLAŞTI
Avrupa’daki Jineolojî çalışmalarının gelişiminde 2014 yılında Köln’de gerçekleştirilen ilk Avrupa Jineolojî Konferansı’nın önemli bir rol oynadığı belirtilen metinde, ardından Paris ve Stockholm’da düzenlenen konferanslarla farklı ülkelerde yaşayan kadınlar arasında ortak tartışma zeminlerinin oluştuğu ifade edildi.
Konferansları eğitimler, seminerler, okuma grupları ve yerel çalışmaların izlediği kaydedilen değerlendirmede, kamp çalışmalarının da kadınların birlikte yaşamayı, üretmeyi, karar almayı ve öğrenmeyi deneyimlediği alanlara dönüştüğü belirtildi. Bu çalışmaların, bilgi ile yaşam arasındaki bağı güçlendirdiği ve komünal yaşam deneyimlerine katkı sunduğu ifade edildi.
2019 yılından itibaren Avrupa’nın farklı ülkelerinde Jineolojî komiteleri ve araştırma gruplarının oluşmaya başladığı belirtilen görsel anlatımda; İsviçre, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İsveç, Norveç, Katalonya, Bask Ülkesi, İrlanda ve İskoçya’da yürütülen çalışmaların eğitim, araştırma ve örgütlenme alanlarında yeni deneyimler ve ortaya çıkardığı, önemli adımlar atıldığı kaydedildi.
Kadın tarihi, “cadı” avları, sömürgecilik tarihi, göç deneyimleri, kadın direnişleri, kadın arkeolojisi, mitoloji, kadın-doğa ilişkisi ve yerel kadın hafızalarının araştırmaların başlıca konuları arasında yer aldığı belirtildi. Bu çalışmalarla kadınların tarih boyunca görünmez kılınan deneyimlerinin ve direniş geleneklerinin yeniden görünür hale getirilmesinin amaçlandığı ifade edildi.
EKSİK KALAN YÖNLER VE YENİ DÖNEMİN İHTİYAÇLARI
Jineoloji Komitesi üyeleri Sarah Marcha ve Necîbe Qeredaxî, komitelerin örgütlenme ve çalışma tarzını, eksik kalan yönleri ve yeni dönemin ihtiyaçlarını öyküleme yöntemiyle anlattı.
Necîbe Qeredaxî, delegelerin yanı sıra yaşamın her alanında Jineolojî çalışmalarına emek veren kadınları selamlayarak, çalışmalara imkânsızlıklar içinde başlandığını ve zamanla kendi kadrolarını yarattığını hatırlattı.
Jineolojî çalışmalarının komünal bir çerçevede, hiyerarşiden uzak ve teori ile pratiğin birliği temelinde geliştirildiğini belirten Necîbe Qeredaxî, bazı dönemlerde dogmatizm engeliyle karşılaşıldığını ifade etti.
Moderatörün “Nereden başlayacağız?” sorusunu yanıtlayan Necîbe Qeredaxî, hikâye anlatıcılığı, sözlü tarih, sanat, tiyatro ve müzik gibi araçların çeşitlendirilerek daha geniş kadın kesimleriyle buluşturulmasının önemine işaret etti.
Jineolojî’nin Avrupa pozitivizmine karşı güçlü bir direniş geliştirdiğini ve kadın-erkek ile toplum arasındaki ilişkilere yeni bir boyut kazandırdığını söyleyen Necîbe Qeredaxî, çalışmaların ilk dönemlerinde kadın özgürlük paradigmasını geliştiren Önder Apo’nun kabul görmediğini belirtti. İkna çabaları sonucunda bugün Jineolojî’nin ortaya koyduğu argümanların farklı kadın örgütleri ve hareketleriyle daha rahat paylaşılabildiğini kaydetti.
Jineolojî’nin ulaşmadığı kadın meclisinin kalmadığını ifade eden Necîbe Qeredaxî, “O halde sorun nerede?” diye sordu. Jineolojî’nin kavramsal dilinin çalışmalara yeni katılan kadınlar açısından zaman zaman zorlayıcı olabildiğine dikkat çeken Necîbe Qeredaxî, anlatım ve paylaşım yöntemlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Necîbe Qeredaxî “Jineoloji, kendi akışını belirleyen bir ırmaktır” diyerek konferansın amacına ulaşacağını söyledi.
KALICI ÖRGÜTLENME VE TOPLUMSALLAŞMA İHTİYACI
Sarah Marcha ise Jineolojî’nin demokratik modernite temelinde örgütlendiğini belirtti. Jineolojî’nin yalnızca bilgi toplamaya dayalı olmadığını ifade eden Sarah Marcha, bilgiyle yakından ilişkili olan duygu ve his boyutunun da bu bilimin temellerini oluşturduğunu söyledi. Sarah Marcha, Jineolojî komitelerinin çalışma tarzı ve yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Avrupa’da Jineolojî çalışmalarının önemli bir deneyim ve birikim oluşturmasına rağmen bu birikimin kalıcı ve sürekli örgütlenmelere dönüştürülmesinde sorunlar yaşandığına dikkat çeken Sarah Marcha, konferansların, eğitimlerin ve kampların yarattığı etkinin uzun vadeli çalışmalara aktarılmasının her zaman mümkün olmadığını belirtti.
İş yükü, ekonomik sorunlar, bakım emeği ve aile sorumluluklarının kadınların çalışmalara katılımını ve sürekliliğini zorlaştırdığını ifade eden Sarah Marcha, çalışmaların örgütsel sistem içerisindeki yerinin yeterince netleşmemesinin ve yerel örgütlenmelerle ilişkilerin sınırlı kalmasının da bu sorunları derinleştirdiğini kaydetti.
Jineolojî çalışmalarının çoğu zaman enternasyonal ve dış çevrelere dönük faaliyetlerle sınırlı kaldığını belirten Sarah Marcha, yerel komitelerin kimi zaman meclis çalışmalarından bağımsız geliştiğine işaret etti. Bazı ülkelerde yerel toplumsal yapı içerisinde komiteler oluşturulması yönünde adımlar atıldığını aktaran Sarah Marcha, bu deneyimlerin daha geniş alanlara yayılması ve süreklilik kazanmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Çalışmaların toplumsallaşma düzeyinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sarah Marcha, özellikle yoğun emek koşullarında çalışan kadınların Jineolojî çalışmalarına katılımının sınırlı kaldığına dikkat çekti.
Araştırmaların Avrupa’daki yerel gerçekliklerin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirten Sarah Marcha, araştırma sonuçlarının daha geniş çevrelere ulaştırılması ve örgütlenmeyle ilişkilendirilmesi konusunda eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Sarah Marcha, yerel özgünlüklerle ortak koordinasyon arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini de kaydetti.
Sarah Marcha, Avrupa Jineoloji Konferansı’nın bugüne kadar oluşan deneyimin ortaklaşa değerlendirilmesi, eksikliklerin tartışılması ve yeni dönemin görev ve sorumluluklarının belirlenmesi açısından önemli bir zemin oluşturacağını belirtti.
KADINLAR JİNEOLOJİYLE YAŞADIKLARI DÖNÜŞÜMÜ ANLATTI
Oturumun devamında farklı ülkelerden, kültürlerden ve yaşam kesimlerinden gelen 10 delege sahneye çıkarak Jineolojî’nin kendileri için ne ifade ettiğini, yaşamlarında nasıl bir etki yarattığını ve hangi dönüşümlere katkı sunduğunu kısa ifadelerle anlattı.
Delegeler, Jineolojî sayesinde sömürgeci aklın insan düşüncesini nasıl şekillendirdiğini daha iyi kavradıklarını, örgütlenmenin en etkili öz savunma biçimi olduğunun bilincine vardıklarını ve kapitalizme karşı mücadele gücü kazandıklarını ifade etti. Jineolojî’nin sorunların çözümüne dair inançlarını güçlendirdiğini ve kendilerini Önder Apo’ya daha fazla yakınlaştırdığını belirten delegeler, Jineolojî emekçilerine teşekkür etti.
Ardından Abya Yala’dan gönderilen görüntülü mesajlar izlendi. Dayanışma mesajları, delegeler tarafından “Jin Jiyan Azadî” sloganıyla karşılandı.
Birinci oturumun tamamlanmasının ardından konferansın öğleden sonraki bölümünde, “Demokratik ve komünal yaşamın inşasında Jineoloji’nin rolü” başlığıyla yedi ayrı atölye çalışması düzenlenecek. Atölyelerde tartışmalar yürütülerek kararlaşmaya gidilmesi hedefleniyor.
Source: ANF News