Türkiye’de herkesin ortak şikayeti halinde gelen hukuk tanımazlık ve keyfi uygulamalar en çok da hapishanelerde işletiliyor. Bir ülkenin hangi zihniyetle yönetildiğine dair bir ayna işlevi gören hapishanelerde başlayan faşizan yöntemler daha sonra topluma nasıl sirayet edeceğinin ipuçlarını da verir. Bu faşizan uygulamaların bir laboratuvarı olarak seçilen Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’ndeki “kimlik kartı” dayatması, kağıt üzerinde kalan anayasal hakların yerine adı konmamış bir mekanizmanin işletildiğinin somut bir örneği. Bu onur kırıcı, fişlemeye dönük ve Nazi Almanya’sındaki tutsakların damgalanmasına benzeyen kimlik kartı dayatmasına karşı 118 gündür açlık grevi yaparak direnen siyasi tutsak Tuğçenur Özbay’ın aile görüşleri, revire çıkma, telefon gibi en temel haklarını kullanması keyfi olarak engelleniyor. ANF’ye konuşan Tuğçenur Özbay’ın vasisi Emir Karakum, “Aylardır ne bir muhatap bulabiliyoruz ne de bu keyfi uygulamaya yönelik bir karar tebliğ ediliyor. 12 Eylül faşizmine dönmüş Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi idaresi, sanki hukuka ve Adalet Bakanlığı’na bağlı değilmiş gibi hareket ediyor” dedi.

TUĞÇENUR ÖZBAY İLE VASİSİ EMİR KARAKUM
‘HAPİSHANE İDARESİ EN FAZLA TUTANAK TUTABİLİR’
Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde dayatılan kimlik kartı uygulamasına karşı açlık grevi direnişinin 118. gününde olan siyasi tutsak Tuğçenur Özbay’ın sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Bu onur kırıcı dayatmayı kabul etmediği için Özbay’ın hastaneye sevkleri gibi haftalık telefon ve ailesiyle, vasisiyle görüş hakları da keyfi olarak engelleniyor.
Tuğçenur Özbay’ın 29 Ocak 2026 tarihinde süresiz açlık grevine başladığından bu yana kendisiyle görüşmesinin 8 kez engellendiğine dikkat çeken vasisi Emir Karakum, bu keyfi engele ilişkin de hapishane idaresinin herhangi bir hukuk kararı göstermediğine işaret etti. Siyasi tutsaklara yönelik kimlik kartı dayatmasının Türkiye’de şu anda bir tek Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yapıldığını belirten Karakum, hapishane idaresinin en fazla tutanak tutup disiplin soruşturması açabileceğini ama görüşe çıkarmama, telefon hakkını engelleme gibi uygulamaların yasal karşılığı olmadığını vurguladı. Bu konuda Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’ni örnek gösteren Karakum, “Geçtiğimiz günlerde Bakırköy Hapishanesi’nde Seval Yaprak isimli bir siyasi tutsağa da kimlik kartı dayatması yapılmış. Kabul etmeyince tutanak tutulmuş ama Tuğçenur’a yapıldığı gibi aile görüşü, telefon hakkı gibi temel hakları keyfi olarak engellenmemiş. Çünkü normalde kimlik kartı taşımayı kabul etmeyen bir tutsak hakkında sadece tutanak tutup, disiplin soruşturması başlatabilirler ama ‘Seni ailenle görüştürmüyoruz’ gibi bir uygulama olamaz. Bu konuda Şakran Hapishanesi çok keyfi davranıyor. Hapishane idaresinin kendi kanunları gereği böyle bir hakkı yok. Ama gelin görün ki, böyle özel bir uygulamayı zorla empoze etmeye çalışıyor” dedi.
‘ADALET BAKANLIĞI TALİMATI DENİLİYOR AMA ORTADA TEBLİĞ EDİLMİŞ RESMİ EVRAK YOK’
Bu keyfi uygulamanın Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla yapıldığının söylendiğini belirten Karakum, ancak ortada avukatlara tebliğ edilmiş hiçbir resmi evrak olmadığını kaydetti.
Bugüne kadar yaptıkları hiçbir suç duyurusundan sonuç alamadıklarına da işaret eden Karakum, “Bu konuda hapishanelerdeki güvenlik standartlarına ilişkin 80 sayfalık bir kılavuzdan bahsediyorlar ama buna dönük somut bir açıklama yok. Mesela bu kimlik kartı meselesinden dolayı Tuğçenur Özbay’ı ilk 4 ay boyunca avukatlarıyla da görüştürmediler. Ancak kamuoyu baskısı sonucunda 10 Nisan’dan itibaren geri adım attılar ve onu avukatlarıyla görüştürmeye başladılar. Bu bile uygulamaların ne kadar keyfi olduğunu gösteriyor. Ben yaptım oldu diyerek, kanunları hiçe sayarak bir keyfi uygulamaya geçiyorlar, tepki gelince de geri çekebiliyorlar. Tuğçenur kendi görüşüne gelen milletvekillerinin yanına götürülürken, avukata çıkarken ya da mahkemeye giderken tutsak kimlik kartıyla ilgili herhangi bir sorun olmuyor. Sadece kimlik kartını kabul etmediği için hakkında tutanak tutulup, disiplin soruşturması başlatılıyor. Tuğçenur en son bu disiplin soruşturmasıyla ilgili ifade verdikten sonra telefon kulübesinin yanından geçilirken, gardiyanlara, ‘Bırakın da ailemi arayayım’ dediğinde gardiyanlar yine kimlik kartı dayatmasında bulunmuşlar. Yani sen Tuğçenur’u milletvekilleriyle ya da avukatlarıyla görüşmeye götürürken kimlik kartı olmadan Tuğçenur Özbay olduğunu biliyorsun da, ailesiyle görüştüğünde veya telefon hakkını kullanmak istediğinde onun Tuğçenur Özbay olup olmadığını sorguluyorsun. Bu tamamen keyfi bir dayatma. Resmen 12 Eylül faşizmine dönmüş Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi. Başka hiçbir açıklaması yok. Hapishane, cuntavari, keyfi uygulamalarla yönetiliyor. Yani hapishane idaresi resmen, ‘Kanuna da bakmam, ben istediğimi yaparım ve senin durumuna da bakmam’ diyor” diye tepki gösterdi.

TUĞÇENUR ÖZBAY VE HÜCRE ARKADAŞI
‘HAPİSHANE MÜDÜRÜ AYSUN GÜNER NE AİLESİNİ NE DE MİLLETVEKİLLERİNİ MUHATAP ALIYOR’
Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nin Birinci Müdürü Aysun Güner’in ısrarla kendileriyle görüşmediğine dikkat çeken Karakum, “Hapishane müdürü Aysun Güner ne kendisiyle görüşmek isteyen Tuğçenur’un ailesini ne avukatlarını ne de milletvekillerini muhatap alıyor. Ben 8 kere hapishaneye gittim ve ne zaman Aysun Güner ile görüşmek istediysem hep ya savcılıkta oluyor ya hapishanede olmuyor ya da toplantıda oluyor. Normal şartlarda hapishaneye aileler, tutsak yakınları gittiğinde birinci müdür görüşür ve bununla ilgili bilgi verir. Hele de 117 gündür açlık grevinde olan bir tutsakla ilgili bilgi vermek zorunda birinci müdür. Ama ısrarla görüşmüyor. Herhalde suç işlediğini biliyor ve bu suçu işlediğini yüzümüze karşı söyleyemiyor. Ben mesela en son Cuma günü yine hapishaneye gittiğimde beni müdürle görüştürmedikleri gibi yarım saat keyfi olarak beklettiler ve vasisi olmama rağmen yine Tuğçenur ile görüştürmediler. Ne bir tebliğ ne bir muhatap var. Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi Adalet Bakanlığı’na bağlı değilmiş gibi hareket ediliyor” diye konuştu.
‘45 KİLONUN ALTINA DÜŞEN TUĞÇENUR’UN DURUMUNDAN ŞAKRAN HAPİSHANESİ VE ADALET BAKANLIĞI SORUMLU OLACAK’

TUĞÇENUR ÖZBAY'IN SON HALİ
Süresiz açlık grevinin 118. gününde olan Tuğçenur Özbay’ın sağlık durumunun giderek kötüleştiğini vurgulayan Karakum, Özbay’ın ellerinde kızarıklıklar ve kararmalar olduğunu, denge sorunu yaşadığını, ağız içinde ise yaralar oluştuğunu aktardı.
45 kilonun altına düşen ve kasları eriyen Özbay’ın başına gelebilecek her olumsuzluktan başta Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi ve Adalet Bakanlığı’nın sorumlu olacağının altını çizen Karakum, şunları kaydetti: “4 aydır aç olan Tuğçenur’un başına gelebilecek olumsuzluklarda birinci sorumluluk hapishane birinci müdüründe olacak. Çünkü kanunsuz bir emri uygulayan o. Sonuçta bir insanın hayatı kılavuz adı altındaki bir kağıt parçasına bağlanmamalı. Eğer birinci müdür Aysun Güner, bu sorumluluğu üzerinden atacaksa, gelip o zaman ailelerle, vasisi olarak benimle, vekillerle bu durumu görüşmesi lazım. Demek ki bu sorumluluğu üzerine almış. Tuğçenur’un sağlık konusunda olacak herhangi bir olumsuzlukta Adalet Bakanlığı ve ona bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün de sorumluluğu büyük. Adalet Bakanlığı her ne kadar son dönemde Gülistan Doku cinayeti soruşturması üzerinden bir imaj tazelemeye çalışsa da Tuğçenur Özbay’a yapılanlar bunun bir aldatmacadan ibaret olduğunun göstergesi. Meşruluğunu yitirmiş olan bakanlık bugün de Gülistan Doku üzerinden kendine meşruluk çıkarmaya çalışıyor. İsrail hapishanelerinde yaşanan işkence ve hak ihlallerinin başka bir versiyonu Şakran Hapishanesi’nde Tuğçenur’a yaşatılıyor. AKP milletvekilleri İsrail hapishanelerindeki hal ihlalleri veya işkencelerden dem vuruyor ama benzer hak ihlalleri bugün Türkiye’de Adalet Bakanlığı üzerinden siyasi tutsaklara uygulanıyor. 6 aydır kimlik kartı uygulaması var ve buna karşı 4 aydır açlık grevinde olan Tuğçenur Özbay ile ne hapishane müdürü ne de savcı görüşüyor. Tuğçenur’un karşısına çıkıp biz bu uygulamayı şu maddelerle, bu kanunlarla yapıyoruz demiyorlar. Çünkü böyle bir kanun yok, böyle bir madde yok. Böyle hukuksuz uygulamalarla tutsaklar üzerinde tahakküm kurmak istiyorlar. Bu, bugün kimlik kartı, yarın başka bir şey olur. Tuğçenur siyasi bir tutsak ve bu uygulamanın siyasi kimliğini teslim almaya dönük olduğunu düşünüyorum.”
‘TUĞÇENUR İLE BİRLİKTE AİLESİ DE CEZALANDIRILIYOR’
Tuğçenur Özbay’ın sadece kendisi için değil, yarın bu kimlik kartı dayatmasının başka hapishanelere yayılmaması için direndiğini vurgulayan Karakum, kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı. Yarın bayram olduğunu ve Tuğçenur’un ailesiyle aylardır görüştürülmediğini hatırlatan Karakum, “Bu keyfi dayatmayla Tuğçenur ile birlikte ailesi de cezalandırılıyor. Ailesi çok üzgün, sonuçta evlatları açlık grevinde, gün be gün eriyor ve onu göremiyorlar. Tuğçenur’un 85 yaşında bir anneannesi var ve torununun açlık grevinde olduğunu bilmiyor. Çünkü bilse dayanamaz. Aile çok kötü bir durumda ve bu hukuksuzluğun sonlandırılmasını istiyor” dedi.
Source: ANF News