Maxmûr Demokratik Halk Meclisi Eş Başkanı Nüdem Yaman, ANF’ye yaptığı açıklamada, Şehit Rüstem Cudi Kampı bünyesindeki komünlerin yürüttüğü faaliyetler hakkında bilgi verdi.
Önder Apo’nun “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na dikkat çeken Nûdem Yaman, söz konusu çağrının ardından Maxmûr Kampı halkının Önder Apo’nun fikirleri, felsefesi ve önerdiği sistem temelinde hareket ettiğini belirtti.
‘KOMÜN, SİSTEMİMİZİN TEMEL BİR AYAĞIDIR’
Önder Apo’nun öngördüğü komün sistemine dikkat çeken Nûdem Yaman, sistemlerinin temel ayağının komün örgütlenmeleri olduğunu vurgulayarak, “Önder Apo her zaman şunu vurgulardı: ‘Komünler neden önemli? Neden komünlere odaklanıyoruz? Komünler hangi seviyede olmalı?’ Önderlik, kitapları ve manifestolarıyla bunu Kürt halkı başta olmak üzere tüm dünya halklarına bir yaşam biçimi olarak sunmuştur” diye belirtti.
Komün sisteminin kapitalizmden ve hegemonik yapılardan çok daha köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Nûdem Yaman, zamanla komün sisteminin özünden uzaklaştırıldığını belirterek şunları ifade etti:
“Önder Apo, komün sisteminin yeniden özüne dönmesini istiyor. Zaten komünün anlamı toplanmaktan gelir, yani toplum bu sayede bir araya gelir ve sorunlarını tartışır. Tarihte de bunun örnekleri mevcuttur. Bunlardan biri de Paris Komünü’dür. Her ne kadar uzun süre ayakta kalamamış olsa da Önder Apo, onun deneyimlerinden de yararlanmakta ve bunu bir çizgi olarak belirlemektedir.”
‘MANİFESTONUN GELİŞİYLE BİRLİKTE HALK MECLİSİ, KOMÜNLERİ YENİDEN ÖRGÜTLEMEYE BAŞLADI’
Önder Apo’nun ‘Demokratik ve Komünal Toplum Manifestosu’nun’ gelişiyle birlikte Maxmûr Halk Meclisi’nin komünlerin eğitimi, örgütlenmesi ve yeniden inşasına yönelik bir çalışma süreci başlattığını belirterek şunları aktardı:
“Yaklaşık üç ay boyunca bir çalışma yürütüldü. Bu süre içerisinde komünleri örgütleyebilmek adına evler ziyaret edildi; halkla ve bireylerle tartışmalar yürütüldü. Ayrıca tecrübeli ve yaşlı kesimlerle tartışmalar yapıldı. Nihayetinde mahalle toplantıları gerçekleştirildi, bu mahallelerde yönetimler belirlendi, genel düzeyde komün merkezleri (komîngeh) kuruldu ve bu merkezlerin yönetimleri netleştirildi ki toplum mecliste doğrudan yer alabilsin. Artık halkın yüzde 60’ı mecliste kendi temsilini sağlayacaktır.'”
Nûdem Yaman, komünlerin aktifleştirilmesinin önemine dikkat çekerek, kampta komünlerin aktif hale getirilmesi durumunda toplumun tüm sorunlarının çözüleceğini şöyle belirtti:
“Bu kampta yaşayan ve toplumsal sözleşmeyi kabul eden her birey, kendi komününün üyesi olacak ve kendi komününde kendini ifade edebilecektir. Birkaç ayda bir komün toplantıları gerçekleştirilecek, sorunlar ve ihtiyaçlar tartışılacaktır. Bu sistem, halka yukarıdan aşağıya değil; en aşağıdan, yani halktan çıkan kararların meclise doğru gideceği bir kendini ifade etme fırsatı sunacaktır. Bu da halkın kendi kararını kendisinin alması anlamına gelmektedir.
Üç-dört kişinin halk hakkında kararlar aldığı devlet sisteminin yerine, komün sisteminde halk, Önderliğin belirlediği çizgi doğrultusunda ekonomik, kültürel, sosyal ve benzeri alanlardaki kararlarını kendisi alacaktır. Toplum ancak bu şekilde kendi sistemini inşa edebilir. Artık komünler içinde mesleki, ekonomik ve benzeri komünler kurulabilir; tüm sorunlar örgütlü bir şekilde çözülebilir. Toplum, Ortadoğu’da yaşanan dünya savaşından ve kaostan kendisini ancak komün örgütlülüğü sistemiyle kurtarabilir. Komünsüzlük örgütsüzlüktür, örgütsüzlük ise parçalanmışlıktır.”
Nûdem Yaman, yakın zamanda düzenlenecek komün konferansına da değinerek, komünleri örgütleme çalışmalarının ve konferansın tamamlanmasının ardından mahalle yönetimlerinin aktif bir şekilde mahallelerde incelemeler yapacağını, mahallelerdeki sorunların komün merkezleri (komîngeh) aracılığıyla ele alınarak çözüme kavuşturulacağını da ifade etti.
Source: ANF News