20 Ekim 2024 seçimlerinin ardından beklenen olmadı. Çoğunluğu elinde bulunduran iki güç, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) kendi taleplerinde diretiyor. Dosyamızın bu bölümünde, Başûr halkının yabancısı olmadığı hükümet krizlerini, nedenlerini ve bedellerini inceleyeceğiz.
İLK KABİNEDEN SON KABİNEYE ÇÖZÜMSÜZ GEÇEN SÜREÇLER
Krizlerin her biri farklı bir olayla başladı, ancak hepsi aynı üç noktada tıkandı: Bölge gelirlerinin kimin elinde toplanacağı, silahlı güçlerin ve istihbaratın kime bağlı olacağı ve iki büyük partinin eşit mi yoksa sandalye sayısına göre mi temsil edileceği. 1994’te bu sorular savaşa, 2015’te parlamentonun kapatılmasına, 2024’ten sonra ise süresiz bir tıkanmaya dönüştü.
İlk Kabinede: 19 Mayıs 1992 tarihli seçimlerden 46 gün sonra, 4 Temmuz 1992’de hükümet kurulabildi. Bu süreçte hile suçlamaları ve 50’ye 50 temsil konusundaki anlaşmazlıklar aşılmaya çalışıldı.
Beşinci Kabinede: 30 Ocak 2005 tarihli seçimlerde, iki yönetimin birleşmesi ve bölge başkanlığı konusunda yaşanan tıkanmalar nedeniyle 462 gün sonra, yani 7 Mayıs 2006’da yeni hükümet kurulabildi.
Altıncı Kabinede: 25 Temmuz 2009 tarihli seçimlerden 95 gün sonra, başbakanlık makamının YNK’ye geçmesine ilişkin tartışmaları ardından, 28 Ekim 2009’da hükümet kurulabildi.
Sekizinci Kabinede: 21 Eylül 2013 tarihli seçimlerde Goran Hareketi’nin sahneye çıkması ve YNK’nin parlamentodaki payının azalması sonucu yaşanan tıkanıklık 270 gün soran çözülebildi. Kabine, 18 Haziran 2014 tarihinde kuruldu.
Dokuzuncu Kabinede: 30 Eylül 2018 tarihli seçimlerden sonra eşit temsiliyetin sona ermesi ve Kürdistan Bölgesi bakanlık yasasında yaşanan tıkanıklar nedeniyle kabine ancak 283 gün sonra, 10 Temmuz 2019’da kurulabildi.
Onuncu Kabinede: 20 Ekim 2024 tarihli seçimlerin ardından, hükümet bakanlıklarının kimde olacağı ve eşit temsiliyet tartışmaları sonucu iki yılı aşkın süredir Kürdistan Bölgesi onuncu kabinesi hala kurulabilmiş değil.
İLK KABİNE: 50’YE 50 TEMSİL
Bölgenin ilk hükümet krizi, sandıklar kapanmadan başladı. Küçük partiler iki büyük partiyi mükerrer oyla suçlarken KDP ve YNK de birbirlerini suçladı. Sorunların yüzde 70’inin silinebilen mürekkepten kaynaklandığı açıklandı. İlk sayımda KDP 51, YNK ise 49 sandalye kazandı. Sonuç, liderler arasında üç gün süren kapalı kapılar ardındaki görüşmelerle belirlendi ve KDP bir sandalyeyi devretti. Liderlik oylamasının ikinci turu da ertelendi ve sonunda yapılmadı. Bölge, bu nedenle 2005’e kadar seçilmiş bir başkana sahip olmadı.
‘50’ye 50’ düzeninde her bakanın rakip partiden bir yardımcısı vardı. Genel Asayiş Müdürü KDP’den, Genel Polis Müdürü YNK’dendi. 35 bin kişilik ‘birleşik’ peşmerge gücünün 15’er bini iki partiye aitti. Gerçek yetki, seçilmiş parlamentoda değil, Barzani ve Talabani’nin başında bulunduğu siyasi bürolardaydı.
Hükümet, Birleşmiş Milletler’in (BM) Irak yaptırımları ile Bağdat’ın Kürdistan Bölgesi’ne uyguladığı ambargonun üst üste bindiği bir dönemde kuruldu. Türkiye sınırındaki İbrahim Xelil (Habur) Sınır Kapısı hükümetin asıl gelir kaynağı oldu ve KDP, 1994’ten itibaren yıllık yaklaşık 35 milyon dolara ulaşan bu geliri hükümete aktarmayı durdurdu. İki partinin paylaştığı şey bir devlet değil, küçülen bir gelir pastasıydı. İç savaş bu paylaşımın koşulları üzerine yaşandı.
İÇ SAVAŞ: 1994-1998
KDP-YNK savaşı 1 Mayıs 1994’te Qeladizê’de başladı. Mayıs ayında her iki taraftan toplam yüz kişi öldürüldü. Ocak 1995’te Hewlêr’deki çatışmalarda yaklaşık 500 kişi yaşamını yitirdi ve kent YNK’nin denetimine geçti. Temmuz 1995’te KDP toprakların ve nüfusun üçte birini, YNK ise üçte ikisini denetliyordu. Parlamento son kez Mayıs 1995’te toplandı.
KDP-YNK iç savaşı, ABD arabuluculuğunda sona erdi. Ancak ortak hükümet ve seçim maddeleri uygulanmadı, gelir paylaşımı sorunu çözülmedi. İç savaşta yaşamını yitirenlerin sayısı kaynaklara göre 2 bin ile 5 bin arasında değişirken, bazı tahminlerde bu sayının 8 bine kadar çıktığı belirtiliyor.
Çatışmaların durdurulması için bu süreçte birçok girişimde bulunuldu ancak sonuç alınamadı. Haziran 1994’te geçici ateşkes ilan edildi, ancak çatışmalar sürdü. Temmuz-Ağustos 1994’te Fransa’da anlaşmaya varıldı, fakat uygulanmadı. 21 Kasım 1994’te Barzani ve Talabani liderliğinde İttifak Sözleşmesi imzalandı, ancak Aralık 1994’te savaş yeniden başladı. Mart 1995 sağlanan ateşkes, Temmuz 1995’te çöktü. Ağustos-Eylül 1995 Dublin görüşmeleri ise Hewlêr’in silahsızlandırılması ve gümrük geliri konusunda tıkandı. 1995’in sonlarında İran’ın arabuluculuk girişimleri de sonuçsuz kaldı.
Arabuluculuk girişimleri, aynı iki temel konuda çıkmaza girdi: Taraflar, sınır kapısı gelirinin paylaşımı ve Hewlêr’in kimin denetiminde kalacağı konusunda uzlaşamadı. Gelirlerin paylaşımı ve toprak denetimi, hükümet kurmanın ön koşulu haline geldi.
İKİ PARTİNİN 16 AYDA BİRLEŞMESİ: 2005–2006
30 Ocak 2005 seçimlerden birleşik kabinenin kurulduğu 7 Mayıs 2006’ya kadar 16 ay geçti. Parlamento, seçimlerden dört ay sonra açılabildi. YNK, bölge başkanlığının dört yıllık süresi ve yetkileri konusunda tereddüt yaşarken taraflar, birleşik peşmerge güçlerinin kimin komutasında olacağı ve maliyenin kimin denetiminde bulunacağı konusunda anlaşamadı.
Çözüm, Kürdistan Bölgesi ile Bağdat arasında yapılan bir takasla bulundu. Celal Talabani, 6 Nisan 2005’te Irak Cumhurbaşkanı oldu, Mesud Barzani, 29 Mayıs 2005’te varılan uzlaşmayla bölge başkanı ve peşmerge başkomutanı olurken, YNK’li Adnan Müfti de parlamento başkanı oldu.
Pazarlık parlamentoda değil, partiler arasında yapıldı. İçişleri, Peşmerge, Maliye ve Adalet bakanlıkları en az bir yıl boyunca ortak yönetime geçirilemedi.
ÇİFT BAKANLIKLAR VE PARTİLERE BAĞLI ORDULAR
Birleşme anlaşması bakanlıkları birleştirdi ancak güçleri birleştiremedi. Bakanlıkların birleştirilmesi Şubat 2009’da tamamlandı. Ancak 120 bin civarındaki peşmergenin büyük bçlümü, YNK’ye bağlı 70’inci ve KDP’ye bağlı 80’inci birlikler bünyesinde, siyasi büroların kontrolünde kalmaya devam etti.
Asayiş ve istihbarat 2012’de Güvenlik Konseyi çatısı altında ‘resmi olarak’ birleştirildi, ancak fiilen partilerin denetiminde kaldı. Her kabine pazarlığında İçişleri Bakanlığı ve güvenlik kurumlarının ana anlaşmazlık konusu olmasının nedeni de peşmerge güçlerinin ayrılığı oldu.
GORAN HAREKETİ VE 17 ŞUBAT 2011
Goran Hareketi’nin 2009 seçiminde kazandığı 25 sandalye, iki partili düzene yönelik ilk ciddi itirazdı. Goran Hareketi, Ocak 2011’de hükümetin istifasını istedi. 17 Şubat 2011’de Silêmanî’de yolsuzluğa ve iki partili yönetime karşı yaklaşık 3 bin kişi yürüdü. KDP binasından açılan ateş sonucu ilk gün iki kişi katledildi, en az 50 kişi yaralandı.
Protestolar iki ayı aşkın süre devam etti. 19 Nisan’da YNK’ye bağlı yaklaşık 7 bin peşmerge, Asayiş ve özel kuvvet Silêmanî’ye yerleştirildi. Protestolar boyunca en az 10 kişi katledildi, 250’yi aşkın kişi yaralandı.
SEKİZİNCİ KABİNEDE 270 GÜNLÜK PAZARLIK
21 Eylül 2013 seçimi hiçbir partiye çoğunluk sağlamadı. KDP 38 sandalyeyle birinci kalırken Goran Hareketi 24 sandalyeyle ikinci sıraya yükseldi, YNK ise 18 sandalyeyle ilk kez üçüncü sıraya geriledi. Gecikmenin ilk nedeni, Talabani’nin Aralık 2012’de felç geçirmesiyle liderliksiz kalan YNK’nin iç çöküşüydü. İkinci neden, KDP ve YNK’nin 59 parlamenterinin, 30 Haziran 2013’te 19 sayılı yasayla Mesud Barzani’nin görev süresini iki yıl uzatmasıydı.
Makam tartışmalarının ardından Goran Hareketi, Peşmerge ve Maliye bakanlıklarıyla parlamento başkanlığını, YNK ise başbakan yardımcılığını aldı. İçişleri ve Doğal Kaynaklar bakanlıkları ile güvenlik ve petrol gelirleri KDP’de kalırken, Goran, aldığı bakanlıklarla yetki kazanmaktan çok görünürlük kazandı.
2015 MAAŞ VE SİYASİ KRİZİ
Silêmanî’ye bağlı ilçelerde maaşların ödenmesi ve Barzani’nin istifası talebiyle başlayan protestolar, Ekim 2015’te şiddete dönüştü. 9 Ekim’de Qeladizê’de KDP bürosundan açılan ateş sonucu üç, 10 Ekim’de Kelar’da ise iki kişi katledildi. KDP, protestolardan Goran Hareketi’ni sorumlu tuttu. 12 Ekim’de Parlamento Başkanı’nın Hewlêr’e girişi engellendi, Goran Hareketi’ne mensup bakanlardan istifa etmeleri istendi. Parlamento, 15 Eylül 2017’ye kadar 704 gün boyunca toplanamadı.
Siyasi kriz, bölgenin en ağır mali bunalımıyla aynı döneme denk geldi. Bağdat, yılda yaklaşık 13 milyar dolara karşılık gelen yüzde 17’lik bütçe payını Şubat 2014’te durdurdu. Petrol fiyatları düştü, DAİŞ’e karşı savaşın yıllık maliyeti 2 milyar doları aştı. 2015 sonunda yaklaşık 1,4 milyon kamu çalışanının maaşları 3 ila 5 ay gecikmişti. Hükümet, 2016 başında ‘tasarruf’ adı altında maaşların yüzde 10 ila 75’ini daha sonra iade etmek üzere’ kesti. Ancak iade için herhangi bir takvim belirlenmedi. Kesintiler, on yıl sonra bile müzakere masasında.
REFERANDUM VE 16 EKİM 2017
7 Haziran 2017’de Mesud Barzani’nin başkanlığındaki partiler toplantısında bağımsızlık referandumu kararı alındı. Goran Hareketi ve Komele, ‘uygun zeminin hazır olmadığını’ belirterek toplantıya katılmadı. İki yıldır kapalı olan parlamento, kararı yasallaştırmak için 15 Eylül’de Goran Hareketi ve Komele olmadan toplandı. Türk devleti ve İran referanduma karşı çıktı.
Irak güçleri ve Haşdi Şabi, referanduma tepki olarak 16 Ekim 2017’de Kerkük’e girdi. Kerkük, Xaneqîn, Maxmûr, Şengal ve Musul Barajı dahil, 2003’ten sonra Kürtlerin denetimine alınan toprakların dörtte üçü Irak güçlerine geçti. Petrol üretimi yarı yarıya düştü. Mesud Barzani, 1 Kasım 2017’de bölge başkanlığını bıraktı. Raperin bölgesinde 18 Aralık 2017’de başlayan maaş protestolarında beş kişi katledildi. Goran Hareketi ve Komele ise 20 Aralık’ta hükümetten çekildi.
DOKUZUNCU KABİNE VE KRİZLERİ: 283 GÜN
30 Eylül 2018 seçiminin sonuçları, üç haftalık gecikmenin ardından 20 Ekim’de açıklandı. KDP, önce Şubat 2019’da Goran Hareketi’yle, ardından 4 Mart 2019’da YNK’yle anlaştı. Mesrur Barzani başkanlığındaki kabine 10 Temmuz 2019’da kuruldu. KDP, sandalye üstünlüğünü ilk kez paylaşım formülünün çnüne koymaya çalıştı. Aynı tartışma, onuncu kabinenin kurulması sürecindeki temel anlaşmazlık konularından birine dönüştü.
Bağdat, 2020’nin başında bütçe transferlerini durdurdu. Hükümet, 21 Haziran 2020’de maaşlarda yüzde 21 kesinti yaptı. 2 Aralık 2020’de Silêmanî’den başlayarak yayılan maaş protestolarında, 13 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere en az yedi kişi katledildi.
Ekim 2022’de iki parti, Bağdat’ta yeniden karşı karşıya geldi. KDP’nin desteklediği Abdullatif Reşid, Irak Cumhurbaşkanı oldu. YNK’li albayın katledilmesinin ardından Qubat Talabani, Bakanlar Kurulu toplantılarını boykot etmeye başladı. Yedi ay süren boykot, ABD’nin çağrısının ardından 14 Mayıs 2023’te sona erdi.
İki büyük parti arasındaki ayrılık, Irak Federal Yüksek Mahkemesi’nin Kürdistan Bölgesi yetkilerini daraltan kararlarına zemin hazırladı. Mahkeme, Şubat 2022’de Kürdistan Bölgesi’nden petrol ihracatını anayasaya aykırı buldu. 30 Mayıs 2023’te parlamentonun görev süresini uzatma kararını iptal etti. 21 Şubat 2024’te petrol ve petrol dışı gelirlerin Bağdat’a devrini ve maaşların Bağdat’tan ödenmesini hükme bağladı.
Türk devletinin 25 Mart 2023’te durdurduğu petrol ihracatı, 917 gün sonra Bağdat’ın denetiminde yeniden başladı. Böylece Kürdistan Bölgesi, petrol gelirleri üzerindeki denetimini de kaybetti.
HÜKÜMET KURMA KRİZLERİNİN ORTAK NEDENLERİ
Partilerin askeri örgüt bulundurmasını yasaklayan 1993 tarihli Partiler Yasası, KDP-YNK savaşının başlamasıyla uygulanmadı. Eylül 2026’da düzenlenen peşmerge güçlerinin birleşmesi töreni de birliklerin partilere olan bağlılığını sona erdiremedi. Peşmerge, Asayiş ve istihbarat kurumları partilere bağlı kaldıkça kabine pazarlıkları, bir askeri denge pazarlığı olarak sürdü. Kürdistan Bölgesi’nin gelirlerini kim denetlerse kabinedeki ağırlığı da o belirledi. Gelirler daraldıkça 1994, 2015 ve 2020’de olduğu gibi kriz önce maaşlara yansıdı, ardından sokaklara taştı.
2009’da kabul edilen anayasa taslağı halk oylamasına sunulmadı. Anayasal dayanakların yerini siyasi pazarlıklar aldı. Bölge başkanının nasıl seçileceği, yetkileri ve görev süresi 2005’ten bu yana dört kez değişti. Kabine kurma kuralları anayasayla değil, iki parti arasında imzalanan metinlerle belirlendi ve dolasıyla bu metinler zayıfladığında yerine konacak bağlayıcı bir kural kalmadı. Hemen her kriz, dış müdahaleler, yani Bağdat, Tahran, Ankara ya da Washington’ın müdahalesiyle durdu ya da derinleşti. 1992’den bu yana kabine pazarlıklarını yürüten heyetlerde adı geçen kadın müzakereci bulunmazken krizlerin bedelini en ağır ödeyenler arasında kamu çalışanı kadınlar ve öğretmenler yer aldı
Kriz döngüsü, bu nedenlerin üst üste binmesiyle oluşuyor. Onuncu kabinenin kurulması da seçim sonuçlarının bağlayıcı olduğu bir kuralın, partilerden bağımsız güvenlik kurumlarının ve yazılı bir anayasanın bulunmaması nedeniyle bir kez daha iki liderliğin pazarlığına bağlı kaldı.
VE 20 EKİM SÜRECİ
Parlamentonun görev süresinin dolmasından iki yıl sonra yapılan seçimin sonuçları, 30 Ekim 2024’te açıklandı. Seçime 136 liste ve 368’i kadın olmak üzere bin 191 aday katıldı. 25 Eylül-15 Ekim tarihleri arasındaki kampanya sürecinde maaşlar, kapalı petrol boru hattı, elektrik kesintileri ve yolsuzluk öne çıktı.
KDP 39, YNK 23, Yeni Nesil Hareketi 15, Yekgirtû 7, Helwêst Hareketi (Ulusal Tutum) 4, Komele 3, Halk Cephesi 2, Goran ise 1 sandalye kazandı. Azınlık kotası kapsamında 3 Hristiyan ve 2 Türkmen olmak üzere 5 sandalye ayrıldı. Hiçbir parti, 51 sandalyelik çoğunluğa ulaşamadı. KDP sandalyelerinin 35’ini Hewlêr ve Duhok’tan, YNK ise 16’sını Silêmanî ve Halepçe’den aldı. Üçüncü güç olan Yeni Nesil Hareketi’nin hükümete girmeyi reddetmesiyle KDP ve YNK yeniden birbirine mahkum oldu.
Parlamento, 2 Aralık 2024’te toplandı ancak bugüne kadar başkanlık divanı seçilemedi ve hiçbir yasa çıkarılamadı. Bölge Başkanı seçilemediği için Neçirvan Barzani görevini sürdürüyor.
KDP ve YNK, hükümeti kurmak için onlarca kez bir araya geldi. Ancak taraflar, sandalye sayısına göre paylaşım ya da ‘gerçek ortaklık’, başbakanın Mesrur Barzani olması ya da KDP dışından bir ismin başbakanlığa getirilmesi konusunda anlaşamadı. Mesud Barzani, Mayıs 2025’te “50’ye 50 yok” dedi. YNK Başkanı Bafil Talabani ise 1 Haziran 2026’da YNK ile Yeni Nesil’in toplam sandalye sayısına atıfta bulunarak, “39’a 39’uz, hükümetin yarısını istiyoruz” dedi.
Asıl düğüm güvenlik kurumlarının denetiminde yaşandı. KDP, İçişleri Bakanlığı’nı YNK’ye ‘vermeyeceğini ve üzerinde pazarlık yapmayacağını’ açıkladı. YNK ise İçişleri Bakanlığı’nı ya da istihbarat kurumları Parastîn ve Zanyarî’yi denetleyen Güvenlik Konseyi’nde yetki istiyor. Krizin bedelini ise kamu çalışanları ve halk ödüyor.
Bugün itibarıyla 20 Ekim 2024 seçiminin üzerinden 700 günü aşkın süre geçti ancak onuncu kabine hâlâ kurulamadı. 2019’da göreve başlayan dokuzuncu kabine, görev süresinin dolmasının üzerinden 39 ay geçmesine rağmen Kürdistan Bölgesi’ni yönetmeye devam ediyor. Irak Federal Yüksek Mahkemesi’nin 26 Ekim’de göreceği davalar, parlamentonun feshine ve dokuzuncu kabinenin hukuki statüsüne ilişkin sürecin bir sonraki aşamasını oluşturuyor.
Bir sonraki dosyamızda, Kürdistan Bölgesi’nde hükümetin kurulmasını engelleyen talepler ve krizleri, bunların halk üzerindeki etkileriyle birlikte ele alacağız.
Source: ANF News