‘Kürt işçilerin en temel meselesi barıştır’

‘kurt-iscilerin-en-temel-meselesi-baristir’

Türkiye’de Kürt işçiler hâlen işçi sınıfının en çok ezilen ve yok sayılan kesimini oluşturmaya devam ediyor. Birçok sendika ve işçi örgütü, Kürt işçilerin yaşadıklarına dair kalıcı çözüm önerileri geliştiremiyor. Bir yandan işçi olmalarından kaynaklı sömürülürken, diğer yandan Kürt oldukları için uğradıkları ırkçı baskılar, ezilmelerini daha da katmerleştiriyor.

Türkiye’de çalışan Kürt işçilerin yaşadıklarını ve taleplerini Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Nihat Demir, ANF’ye değerlendirdi.

‘KÜRT İŞÇİLER, TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ EN KIRILGAN VE GÜVENCESİZ KESİMLERİNDEN BİRİDİR’

Kürt işçilerin, işçi sınıfının en kırılgan ve en güvencesiz kesimini oluşturduğunu dile getiren Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Kürt işçilerin çalışma ve yaşam koşulları, Türkiye işçi sınıfının en kırılgan ve güvencesiz kesimlerinden birini oluşturmaktadır. Uzun yıllardır süregelen yapısal eşitsizlikler ve bölgesel ekonomik dengesizlikler nedeniyle Kürt işçiler çoğu zaman zorunlu bir iç göç döngüsü içerisinde yaşamaktadır. Nerede iş varsa oraya gitmek zorunda kalan bu işçiler, özellikle inşaat, tarım ve geçici iş kollarında yoğunlaşmaktadır.

Bu süreçte karşılaşılan temel sorunların başında güvencesizlik gelmektedir. Sigortasız ya da eksik sigortalı çalıştırma, ücretlerin eksik ödenmesi veya tamamen gasp edilmesi, kıdem ve ihbar tazminatı gibi temel yasal hakların tanınmaması oldukça yaygındır. Özellikle şehir dışından gelen işçiler için bu durum daha da ağırlaşmaktadır. Telefonda belirlenen yevmiyelerin iş yerine varıldığında düşürülmesi, işçinin çaresizliğinden faydalanılarak dayatılan koşulların kabul ettirilmesi sistematik bir sömürü biçimi hâline gelmiştir.

Bununla birlikte iş yerlerinde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel baskılar da söz konusudur. Kürt işçiler; dil, kimlik ve kültürleri nedeniyle ayrımcılığa, dışlanmaya ve zaman zaman açık şiddete maruz kalabilmektedir. Bu durum, emek sömürüsünün ötesinde, insan onurunu zedeleyen bir çalışma ortamını da beraberinde getirmektedir.”

‘KÜRT İŞÇİLERİN EN TEMEL MESELESİ BARIŞTIR’

Kürt işçilerin sadece ekonomik taleplerinin olmadığını, bunun ötesinde çatışmalı ortamlardan kaynaklı yaşadıkları sorunların da bulunduğunu, en temel talebin ise barış olduğunu belirten Demir şöyle devam etti: “Kürt işçilerin talepleri yalnızca ekonomik iyileştirmelerle sınırlı değildir. Elbette güvenceli iş, adil ücret, sendikal haklar ve insanca çalışma koşulları temel talepler arasındadır. Ancak bunun ötesinde çok daha derin ve tarihsel bir boyut bulunmaktadır.

Kürt işçiler için en temel meselelerden biri barıştır. Ailelerin parçalanmasına yol açan çatışmalı süreçler, tutuklamalar ve sürgünler, işçilerin yaşamını doğrudan etkilemektedir. Bir yandan gurbet ve geçim mücadelesi veren işçiler, diğer yandan ailelerine ve sevdiklerine duydukları özlemi katmerli bir şekilde yaşamaktadır.

Bununla birlikte kimlik, dil ve kültür özgürlüğü de temel talepler arasındadır. Kürt işçiler; kendi dillerini konuşabildikleri, kültürlerini yaşayabildikleri, müziklerini dinleyip halaylarını özgürce çekebildikleri bir yaşam talep etmektedir. İş yerinde, sokakta ya da sosyal hayatta kimliklerinden dolayı baskıya uğramadıkları bir düzen istemektedirler.

Ayrıca siyasal ifade özgürlüğü de önemli bir taleptir. Her işçi gibi Kürt işçiler de düşüncelerini, siyasi tercihlerini ve değer verdikleri kişilere olan bağlılıklarını özgürce ifade edebilmek istemektedir. Özetle talepler nettir: eşit yurttaşlık, demokratik haklar, kültürel özgürlük ve kalıcı barış.”

‘1 MAYIS, KÜRT İŞÇİLER AÇISINDAN BİR GÖRÜNÜRLÜK VE DAYANIŞMA ALANIDIR’

Yaklaşan 1 Mayıs’ın Kürt işçiler için sadece bir işçi bayramı olmadığını, aynı zamanda bir görünürlük meselesi de olduğunu belirten Demir, “Kürt işçiler açısından 1 Mayıs, yalnızca bir işçi bayramı değil; aynı zamanda bir mücadele, dayanışma ve görünürlük alanıdır. Emeğin sömürülmesine karşı ses yükseltmenin yanı sıra, bastırılan taleplerin kolektif bir biçimde ifade edildiği önemli bir tarihsel momenttir.

1 Mayıs; barış, özgürlük ve eşitlik taleplerinin somutlaştığı bir zemin olarak görülmektedir. İşçiler, bu alanı hem ekonomik haklarını hem de kimlik ve özgürlük taleplerini dile getirdikleri bir mücadele sahası olarak değerlendirmektedir. Bu yönüyle 1 Mayıs, yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda örgütlenmenin ve direnişin ifadesidir.

Kürt işçiler için 1 Mayıs, güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olan kitlesel buluşmalarla benzer bir anlam taşımakta; dayanışmanın, direnişin ve kolektif iradenin açığa çıktığı bir alan olarak görülmektedir” dedi.

‘KÜRT İŞÇİLERİN YAŞADIĞI SORUNLAR TÜM İŞÇİ SINIFININ ORTAK MÜCADELESİNİN PARÇASIDIR’

Demir, Kürt işçilerin yaşadığı sorunların mücadelenin bir parçası olduğunu belirterek son olarak şunları söyledi: “Bugün gelinen noktada açık olan şudur: İşçi sınıfının birliği, eşitlik ve özgürlük mücadelesinden ayrı düşünülemez. Kürt işçilerin yaşadığı sorunlar, tüm işçi sınıfının ortak mücadelesinin bir parçasıdır. Bu nedenle 1 Mayıs, yalnızca ekonomik taleplerin değil; aynı zamanda barışın, demokratik hakların ve insanca yaşamın savunulduğu ortak bir mücadele günüdür.

Tüm işçi ve emekçilere çağrımızdır: Gelin, bu 1 Mayıs’ta emeğin sömürülmediği, kimliklerin baskılanmadığı, barışın ve özgürlüğün egemen olduğu bir yaşam için omuz omuza verelim. Alanları yalnızca bir kutlama alanı değil, güçlü bir irade ve dayanışma zeminine dönüştürelim. Eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerimizi hep birlikte büyütelim.

1 Mayıs’ı, barışın ve özgürlüğün sesiyle yükselen; emeğin ve dayanışmanın en güçlü şekilde vücut bulduğu bir mücadele alanına dönüştürelim.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp