İngiltere’de Kürt halkının siyasal ve demokratik mücadelesini doğrudan hedef alan ve 6 Kürdün yargılandığı dava merkezi Ağır Ceza Mahkemesi Old Bailey’de sürüyor. Bugüne kadar 25 duruşmanın gerçekleştiği dava da, Ali Poyraz, Ercan Akbal, Türkan Özcan, Agit Karataş, Berfin Kurban ve Mücahit Sayak hakkında hazırlanan iddianamenin okunması sona erdi.
Yargılamada Kürt aktivistlerden Ercan Akbal’ın çapraz sorgusuna başlanırken, Kürtler de davaya karşı tepki ve eylemlerini sürdürüyor. Kürtlere yönelik kriminilazsyona karşı Kürt Halk Meclisi’nin çağrısı ile Old Bailey binası önünde bir protesto eylemi düzenlendi.
‘Kürt kriminilazsyonuna son”, “Kürtlere karşı bu hukuksuzluğu durdurun” yazılı döviz ve pankartlar taşıyan kitle, sık sık, “Utanın” şekilinde slogan attı. Eyleme katılarak destek veren gazeteci Mark Campbell’de Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamına karşı Kürtlerin bir kriminilazasyon politikası ile karşı karşıya kaldığını ifade etti. Campbell, Kürt halkının kendi ülkelerinde baskı, şiddet, işkence ve inkar politikaları ile karşı karşıya kalmasının yetmediği gibi toplumsal barışı deomokrasiyi öncelemeleri de İngiliz Yargısı tarafından kriminalize edilmesinin utanç verici olduğunu ifade etti.
Toplulukların Suçlulaştırılmasına Karşı Kampanya’ndan akademisyen ve siyasetçi Les Ledvidow da Kürtlerin yargılanmasına sert tepki gösterdi. Birleşik Krallık’ın 2001 yılında çıkardığı Terörle Mücadele Yasaları’nın özellikle Kürtleri ve Kürtlerle dayanışma içinde olanları kriminalize etmek için kullanılacağını öngördüklerini söyleyerek, İngiltere’nin PKK yasağı üzerinden Kürt aktivistler hedef alındığına dikkat çekti.
KÜRT TOPLUMU SİNDİRİLMEK İSTENİYOR
İnsanların bir gösteriye katıldıkları veya bir pankart taşıdıkları gerekçesiyle terör yasaları ile soruşturulmaya başlandığını ifade eden Ledvidow, “Kürt hareketi Türkiye’de otoriterliğe karşı mücadele ederken, İngiltere devleti Türkiye’nin baskı politikalarıyla fiilen paralel bir çizgiye girdi ve Kürtleri burada da kriminalize etmeye başladı. Bu, demokratik haklara yönelik ciddi bir tehdit. Bizim tepkimiz şuydu: Terörle mücadele adı altında çıkarılan bu yasa, aslında siyasi muhalefeti susturmanın ve özellikle Kürt topluluğunu sindirmenin bir aracı olarak kullanılıyor ve buna karşı durmak demokratik hakları savunmanın bir gereğidir” dedi.
HAKTSIZ VE SİYASİ KOVUŞTURMALAR DERHAL SON BULMALI
Kürt Halk Meclisi adına bir konuşma yapan Nejla Ari de, Kürt halkına yönelik İngiliz polisi eliyle başlatılan kriminilizasyon politikalarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “27 Kasım 2024 gecesi Kürt Toplum Merkezi’ne ve üyelerimizin evlerine yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı baskınlar, rutin bir işlem değil; Birleşik Krallık’taki Kürt toplumunu sindirmeye ve kriminalize etmeye dönük açık bir gözdağıdır. Kapılar kırılmış, evlere zorla girilmiş, aileler ve çocuklar travmatize edilmiş; kamu gücü korumak için değil, hedef göstermek için kullanılmıştır. Aradan geçen zamana rağmen süren hukuki süreçlerin, el konulan materyaller üzerinden siyasi saiklerle bir suç anlatısı üretme çabasına dönüştüğü görülmektedir.
Baskı ve ayrımcılık nedeniyle anavatanını terk edip demokratik değerlerin korunduğuna inanarak bu ülkeye gelen Kürtler, yeniden damgalanmayı kabul etmeyecektir. Haksız ve siyasi nitelikli kovuşturmalar derhal sona erdirilmeli; toplumumuzun onuru, hakları ve demokratik varlığı güvence altına alınmalıdır. Korku bizi susturamaz, sindirme politikaları meşru ve demokratik mücadelemizi durduramaz.”
Yapılan konuşmaların ardından kitle Kürtçe şarkıları eşliğinde protestolarını sürdürdü. 





Source: ANF News