Londra’da Kürtlerin yargılandığı dava çöktü; gözler savcılıkta

londra’da-kurtlerin-yargilandigi-dava-coktu;-gozler-savcilikta

İngiltere’deki  27 Kasım 2024’te yüzlerce polisin katıldığı baskınlarla başlayan ve Kürt Toplum Merkezi’nin kriminalize edilmesi üzerinden şekillenen Old Bailey’de 6 Kürdün yargılandığı dava, aylar süren yargılamanın ardından sonuçsuz kaldı. Jüri, ana suçlamalarda ortak karara varamadı; dosya İngiltere Savcılık Kurumu CPS’ye gönderildi. 

27 Kasım 2024 yılında binlerce polisin katılımıyla yapılan operasyonun ardından Ali Poyraz, Ercan Akbal, Türkan Özcan, Agit Karataş, Berfin Kurban ve Mücahit Sayak’ın ayaklarına elektronik kelepçe takılarak serbest bırakıldı. Ardından Kürt aktivistler hakkındaki iddianame 24 Aralık 2024 yılında oluşturuldu. Ve yaklaşık bir yıl boyunca yüz binlerce sayfalık Savcılık iddianamesi hazırlandı. Kürt aktivistlerin avukatları da  savunma sürecini oluşturdu. Savcılık, Kürt aktivistler hakkında başta “örgüt üyeliği” başta olmak üzere “örgüt adına toplantı düzenleme”, “propaganda” ve “örgütsel faaliyet” suçlamaları üzerinden 16 ayrı başlıkta suçlamalarda bulundu. 

Bu suçlamalar ile birlikte 5 Ocak 2026’da İngiltere’nin en ağır suçlularının yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi Old Bailey’s’de 6 Kürdün yargılaması 12 kişilik Jüri önünde başladı.  

Aylarca süren yargılama sırasında İngiliz savcılığının ortaya koyduğu iddialar, Türkiye’deki KCK davalarını hatırlattı. Ancak savcılık, tüm yargılama boyunca herhangi bir şiddet eylemi, silah ya da somut suç delili ortaya koyamadı. Buna rağmen Kürtlerin demokratik faaliyetleri, kültürel etkinlikleri ve siyasal çalışmaları “örgütsel faaliyet” olarak kriminalize edilmeye çalışıldı.

Savcılığın dosyasında Newroz kutlamaları, anma etkinlikleri, taziyeler, yürüyüşler, Abdullah Öcalan’a özgürlük kampanyaları ve Kürtçe marşlar “örgütsel delil” olarak yer aldı. İngiliz savcı, Kürtlerin günlük yaşamda kullandığı “Heval” hitabını dahi “örgütsel bağın kanıtı” olarak jüriye sundu.

Kürtlerin “Çerxa Şoreşê” marşı suçlama dosyasına girerken, Önder Apo’ya özgürlük kampanyasına katılım da “örgütsel çalışma” olarak sunuldu. 

1988’den bu yana Londra’da faaliyet yürüten Kürt Toplum Merkezi de davada hedef alındı. Savcılık merkezi “PKK’nin üssü” olarak göstermeye çalıştı ve  savunma tarafı merkezin onlarca yıldır göçmen topluluklara kültürel, sosyal ve sağlık alanlarında hizmet verdiğini vurguladı.

Dava dosyasında Mahabad Cumhuriyeti lideri Qazi Muhammed’in fotoğrafından, 12 Eylül dönemine ait dava belgelerine kadar çok sayıda materyal “örgütsel delil” olarak gösterildi. DAİŞ’e karşı yaşamını yitiren enternasyonalistlerin anmaları ve mezar ziyaretleri de savcılık tarafından “terör faaliyeti” kapsamına alınmaya çalışıldı.

Tüm bu süreçte yargılanan Kürtler ve savunma avukatları mahkeme salonunda Kürt halkının tarihsel süreçlerini, Demokratik Konfederalizm’in demokratik siyasal mücadelede önemi ve Kürtlerin demokratik örgütlenme haklarına yönelik saldırılara kadar bir çok konuda tartışma ve savunmalar ortaya koydu. 

5 Ocak’ta başlayan davada, binlerce sayfalık ana iddianameler, savunmalar, çapraz sorgu süreçleri ile devam eden süreç 23 Nisan’da tamamlandı. Ardından Jüri’nin bu tarihten itibaren Jüri odalarına çekilerek karar verme sürecini başlattı. Bu süreçte 12 kişilik jüriden biri ‘aşırı stres’ gerekçesi ile karar veremeyeceğini belirterek davadan çekildi. Bir jüri ise kişisel planlamaları gerekçesiyle sürece katılmadı. 

Haftalarca Kürt aktivistler Old Bailey’e giderek jürinin kararını açıklamasını bekledi. İngiltere’nin binlerce polis, istihbarat ve karşı politik atmosfer yaratarak Kürtlere karşı  açılan ve aylarca süren dava da Jüri 16 ayrı suçlamanın 12’sinde ortak bir karar veremediğini açıkladı. 

Jüri, Kürt aktivistler A.K, M.S ve B.K. hakkındaki ‘örgüt üyeliği’ suçlamasını düşürdü. Yine E.A hakkındaki ‘toplantı düzenleme’ suçlamasını da düşürdü. Ancak,  Jüri 12 başlıkta fikir birliği sağlayamadı. Bu başlıklar arasında ‘örgüt üyeliği’,  örgüt adına toplantı düzenleme, propaganda ve “örgütsel faaliyet” iddiaları yer aldı.

Jüri’nin 12 başlıkta karar vermemesi üzerine dava fiilen sona erdi.  Böylece dava İngiliz hukuk sisteminde “hung jury” olarak tanımlanan, Jüri’nin ortak hüküm veremediği aşamaya girdi. 

Jüri karar veremeyince dosya İngiltere Savcılık Kurumu’na (CPS) geri gönderildi. Savcılığın 5 Haziran’a kadar davanın yeniden görülüp görülmeyeceğine karar vermesi bekleniyor.

Savcılık yeniden yargılama isterse, dosya yeni bir jüri ve yeni bir yargıçla tekrar görülecek. Bu durumda sürecin en az 2027’ye kadar uzayabileceği belirtiliyor. Diğer ihtimal ise davanın tamamen düşmesi.

Savunma tarafına göre ise şu anki tablo, devletin bütün imkânlarına rağmen dosyanın çöktüğüne işaret ediyor.  Şimdi gözler 5 Haziran’da savcılığın vereceği kararda. 

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp