Almanya’nın Mannheim kentinde bulunan Mezopotamya Kültür Merkezi’nde Mereş Katliamı (1978, 19 Aralık Cezaevleri Katliamı (2000) ve Roboskî Katliamı’nın (2011) yıldönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik, FEDA (Demokratik Alevi Federasyonu) ve MARDEF (Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu) çağrısı ile düzenlendi.
Mannheim ve çevresinden çok sayıda katılımın sağlandığı etkinlik, Alevi geleneğine uygun olarak çerağ yakma ritüeli ile başlatıldı ve katledilenler anısına bir dakikalık saygı duruşuyla devam etti. Programın sunumunu Eser Ballıkaya yaptı. Siyasetçi ve gazeteci Şükrü Yıldız, konuşmacı olarak katılarak Mereş Katliamı ve devletin rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Yıldız, 19-26 Aralık 1978’de gerçekleştirilen Mereş Katliamı’nın ana hedefinin Kürtler, Aleviler ve sol-sosyalist çevreler olduğunu belirtti. Devletin dönemdeki kodlamasının “Kürtler-Komünistler-Kızılbaşlar” şeklinde olduğunu vurgulayan Yıldız, 2011’de gerçekleşen Roboskî Katliamı ve 2000’deki “Hayata Dönüş” operasyonlarının da Kürtlere ve sol-sosyalist çevrelere yönelik olduğunu söyledi. Yıldız, tüm katliamların Aralık ayında gerçekleştiğine dikkat çekti.
Konuşmasında tarihsel örnekler veren Yıldız, Sivas Madımak, Koçgirî, Dersim, Çorum ve Erzincan katliamlarından söz ederek, bu katliamların merkezinde Türk devletinin kurucu ideolojisinin olduğunu belirtti. Yıldız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodlarının farklılıkları kabul etmediğini ve bugün Rojava’daki farklı kültürlerin bir arada yaşama talebine aynı zihniyetle yaklaştığını ifade etti.
Etkinlikte, 1996 açlık grevi ve ölüm orucu direnişçisi Enver Enli tanıklıklarını paylaştı. Enli, devletin tarih boyunca soykırımlar, katliamlar ve zulümler geleneğine dikkat çekerek, egemen sistemin halka “kötünün iyisini” dayattığını ve bir halk cephesinin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Enli, Ermeni Soykırımı başta olmak üzere, tüm soykırımlarla yüzleşme çağrısı yaptı.
Katliamlar ve şehitler anıldıktan sonra, soru-cevap bölümünün ardından etkinlik sona erdi.
Source: ANF News