Maraş, 19 Aralık Cezaevi ve Roboski katliamları için Berlin’de panel

maras,-19-aralik-cezaevi-ve-roboski-katliamlari-icin-berlin’de-panel

Anma etkinliği, FEDA-Berlin, YJAD-Berlin, Ezidi Kadın Meclisi-Berlin, Dest Dan-Hevi Kadın Meclisi ve NAV Berlin’in ortak organizasyonuyla Demokratik Toplum Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panele Yazar-Gazeteci Tevfik Kalkan, Yazar-Gazeteci Aziz Tunç ve Menekşe Kızıldere konuşmacı olarak katıldı.

Etkinlik, Daye Save Oztürk’ün okuduğu gulbang ile başladı. Ardından katliamlarda yaşamını yitirenler anısına yapılan konuşmalarla panele geçildi. Katılımcılar, Türkiye’de yaşanan katliamların münferit değil, sistematik ve planlı devlet politikalarının sonucu olduğuna dikkat çekti.

“MARAŞ YARGILAMALARI GERÇEĞİ ÖRTMEK İÇİN KURGULANDI”

Yazar-Gazeteci Aziz Tunç, Maraş Katliamı yargılamalarının gerçeği ortaya çıkarmaktan uzak olduğunu belirterek, sürecin katliamın arkasındaki mekanizmaları gizlemek üzere kurgulandığını söyledi. Tunç, “Maraş Katliamı yargılaması, gerçekleri açığa çıkaran değil, aksine örtbas eden bir yargılama olmuştur. Yerli işbirlikçiler öne çıkarılarak devletin gerçek sorumluluğu görünmez kılınmıştır” dedi.

Katliamda yargılanan 300’ü aşkın sanığın serbest bırakıldığını, ağır ceza alanların ise kısa sürede tahliye edildiğini hatırlatan Tunç, devletin bu yapıları cezalandırmak yerine ödüllendirdiğini ifade etti. Ökkeş Kenger, Ferit Özbaş, Edip Özbaş ve Mehmet Yusuf Özbaş gibi isimlerin milletvekilliği ve kamu görevleriyle onurlandırıldığını belirten Tunç, “Devlet kendi kadrolarını hiçbir zaman sahipsiz bırakmamıştır” dedi.

Maraş’ta gelişen direnişe de değinen Tunç, özellikle Yörükselim Mahallesi ve çevresinde tarım işçileri, devrimci örgütler ve halkın birlikte bir direniş geliştirdiğini vurguladı. Bu direnişin tek bir örgüte mal edilemeyeceğini belirten Tunç, “Bu çok bileşenli, ortak bir halk direnişidir. Alevi yurttaşların aktif rolü son derece değerlidir” ifadelerini kullandı.

Tunç, saldırıların yeterince öngörülememesi ve bazı mahallelerde savunma mekanizmalarının kurulamamasının katliamın derinleşmesine yol açtığını belirterek, Dumlupınar, Serintepe ve İsa Divanı gibi mahallelerde savunmasız kalan halkın ağır bedeller ödediğini söyledi.

Devletin bilinçli olarak “olay” kavramını kullandığını vurgulayan Tunç, “Trafikte yaşanan bir kavga da olaydır ama Maraş’ta yaşanan sistematik bir imhadır. Bu nedenle ben Maraş’ta yaşananların bir soykırım olduğunu söylüyorum” dedi. Birleşmiş Milletler’in soykırım tanımına işaret eden Tunç, etnik ve dinsel kimlik temelinde gerçekleştirilen bu saldırıların tüm kriterlere uyduğunu belirtti.

“BİZ KATLİAM ÇOCUKLARIYIZ AMA AYNI ZAMANDA DİRENÇLİYİZ”

Panelin bir diğer konuşmacısı Menekşe Kızıldere, konuşmasına katliamların kuşaklar boyunca aktarılan etkilerine dikkat çekerek başladı. Ailesinin Zilan Katliamı’ndan sağ kalanların kurduğu bir aile olduğunu belirten Kızıldere, “Ben üçüncü nesilim. Zindandan sağ çıkanların torunuyum” dedi.

Yaklaşık 30 bin insanın öldürüldüğü, 44 köyün yok edildiği Zilan Katliamı’ndan Koçgiri’ye, Dersim’den Roboski’ye uzanan kesintisiz bir şiddet hattı olduğunu vurgulayan Kızıldere, “Yöntemler değişmiyor. Düşmanlaştırma, kriminalize etme, örtbas etme hep aynı” diye konuştu.

Katliamların yalnızca ölümlerle sınırlı kalmadığını, hayatta kalanlar üzerinden kuşaklar boyu aktarılan bir travma yarattığını ifade eden Kızıldere, “Ailelerimiz bizi devlet korkusuyla büyüttü. Bu korku anlatılmasa bile insana miras kalıyor” dedi.

Hatay depremi sonrası Maraş ve Elbistan’da yaşananlara da değinen Kızıldere, devletin yokluğuna rağmen halkın dayanışma refleksiyle ayakta kaldığını belirterek, “Biz yokluğu biliyoruz, dayanışmayı biliyoruz” ifadelerini kullandı.

“KATLİAMLAR KİMLİĞİ, KÜLTÜRÜ VE RUHU HEDEF ALIR”

Yazar-Gazeteci Tevfik Kalkan ise cezaevleri deneyimleri üzerinden devlet şiddetinin sürekliliğine dikkat çekti. 12 Eylül sonrası, 90’lı yıllar ve 2000’lerde cezaevlerinden çıkan insanların yaşadıklarını karşılaştıran Kalkan, her dönemde ağır bir baskı ve denetim mekanizmasının işletildiğini söyledi.

Katliamların yalnızca fiziksel yok etme olmadığını vurgulayan Kalkan, “Katliam kimliğe, kültüre ve zihniyete yöneliktir” dedi. Maraş, Dersim ve 19 Aralık Cezaevleri’nde yaşananların aynı zihniyetin ürünü olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin NATO’ya eklemlenmesiyle birlikte özel savaş politikalarının sistematik hale geldiğini belirten Kalkan, buna rağmen barış ve demokratik toplum talebinin güçlü olduğunu vurguladı. “Yüzleşme olmadan demokratik bir gelecek kurulamaz” diyen Kalkan, birlikte mücadelenin önemine dikkat çekti.

Panel, sinevizyon gösteriminin ardından Soner Tepeli ve Erdem Maho’nun seslendirdiği deyişlerle sona erdi.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp