Medine Turantaylak: Rojin Kabaiş dosyasında belirsizlikler sürüyor

medine-turantaylak:-rojin-kabais-dosyasinda-belirsizlikler-suruyor

Dersim’de 5 Ocak 2020’de şüpheli bir şekilde kaybolan Munzur Üniversitesi Öğrencisi Gülistan Doku dosyasının, altı yıl sonra açılan yeni bir soruşturmayla gündeme gelmesi akıllara Rojin Kabaiş’i getirdi.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in 27 Eylül 2024’te kaybolması ve 18 gün sonra cansız bedeninin bulunmasıyla başlayan süreçte, aradan geçen 19 aya rağmen dosyadaki belirsizlik sürüyor. İlk günden itibaren “intihar” teziyle kapatılmak istenen dosya, ortaya çıkan DNA delilleri ve soruşturmadaki ihmallerle birlikte cinayet şüphesine evrildi.

Rojin Kabaiş’in soruşturmasına ilişkin yaşanan son gelişmelere dair dosya Avukatı Medine Turantaylak, ANF’ye değerlendirmede bulundu.

‘GEREKLİ MÜDAHALE ZAMANINDA YAPILMADI’

Soruşturmanın en kritik noktasının başlangıç süreci olduğunu vurgulayan Medine Turantaylak, Rojin Kabaiş’in kaybolduğunu kamuoyuyla birlikte öğrendiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Rojin Kabaiş’in kaybolduğunu biz de medyadan ertesi gün öğrendik. O andan itibaren yapılması gereken en temel şey, hiç vakit kaybetmeden arama-kurtarma çalışmalarının başlatılmasıydı. Ancak ne yazık ki bu süreçte olması gereken hız ve koordinasyon sağlanamadı. İlk saatler, hatta ilk dakikalar bu tür dosyalarda son derece kritiktir. Fakat gerekli müdahalenin zamanında yapılmaması, soruşturmanın ilerleyen aşamalarını da doğrudan etkiledi.”

‘SAHADA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMA YETERİNCE YAPILMADI’

Sahada yürütülen arama çalışmalarının yeterince geniş kapsamlı olmadığına ve bu durumun dosyada önemli bir zafiyet yarattığına dikkat çeken Medine Turantaylak, “Arama-kurtarma faaliyetleri maalesef yeterli bir planlama ve koordinasyonla yürütülmedi; çalışmaların büyük bölümü yalnızca göl çevresiyle sınırlı kaldı. Oysa böyle bir vakada olayın tüm ihtimalleri dikkate alınarak çok daha geniş bir alanın taranması gerekir. Ayrıca çalışmaların gece saatlerinde durdurulması da ciddi bir eksikliktir. Bu tür dosyalarda zaman kaybı, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir; çünkü her geçen saat delil kaybı riskini artırır ve olayın aydınlatılmasını zorlaştırır” diye konuştu.

‘CEP TELEFONU DOSYA AÇISINDAN EN KRİTİK NOKTA’

Soruşturma dosyasına getirilen kısıtlılık kararının süreci doğrudan etkilediğini belirten Medine Turantaylak, savunma makamının uzun süre dosyaya erişemediğini ifade ederek şunları aktardı:

“Dosya kapsamında alınan kısıtlılık kararı biz vekillere de uygulandı. Aylar boyunca dosyaya erişim sağlayamadık. Bu durum, savcılığın hangi aşamada olduğunu, hangi delilleri topladığını ya da hangi işlemleri yürüttüğünü bilmemizi engelledi. Dolayısıyla sürece etkin şekilde müdahil olamadık. Savunma tarafının süreçten dışlanması, soruşturmanın şeffaflığını ciddi şekilde zedeleyen bir durumdur.

Dosyanın en kritik unsuru bir cep telefonu. Telefonla ilgili teknik süreç halen sonuçlanmadı.  Rojin Kabaiş’e ait cep telefonu hâlâ açılamadı. Cihaz ilk olarak İspanya’ya gönderildi; ancak oradaki kurum da teknik olarak açamadı. Şu anda Van Cumhuriyet Başsavcılığı, telefonun üretildiği ülke olan Çin ile yazışmalar yürütüyor. Bu yazışmaların sonucunu bekliyoruz. Oysa bu cihazın içeriği, özellikle son görüşmeler, mesajlaşmalar ve dijital veriler açısından olayın aydınlatılmasında çok kritik bir rol oynayabilir.”

‘DNA BULGULARI DOSYANIN EN KRİTİK DELİLİ’

Olay anına ilişkin kamera görüntülerinin net olmamasının da soruşturmada önemli bir eksiklik yarattığını söyleyen Medine Turantaylak, şunları kaydetti: “Rojin’in görüldüğü kamera kayıtlarında görüntüler net değil. Bu nedenle görüntülerin iyileştirilmesi için savcılığa resmi taleplerimizi ilettik. Ancak şu ana kadar bu konuda somut bir ilerleme sağlanmadı. Oysa bu kayıtların netleştirilmesi, olayın zaman çizelgesinin ve hareketliliğin anlaşılması açısından son derece önemlidir. Görüntülerin net olmaması soruşturmanın önemli bir boşlukla ilerlemesine neden oluyor.

Özellikle Rojin Kabaiş’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi. Bu son derece önemli bir bulgudur. Bu kapsamda bugüne kadar 378 kişiden DNA örneği alındı ve karşılaştırmalar yapılıyor. Ancak henüz net bir eşleşme ortaya çıkmış değil. Bu çalışma devam ediyor. Bu tür dosyalarda DNA verileri, olayın çözülmesinde en güçlü bilimsel delillerden biridir.”

‘İNTİHAR ALGISI SORUŞTURMANIN SEYRİNİ ETKİLEDİ’

Soruşturmanın başlangıcında yetkililer tarafından yapılan yanlış açıklamaların dosyanın yönünü etkilediğini belirten Medine Turantaylak, şunlara dikkat çekti:  “Daha en başından itibaren ‘intihar’ yönünde bir söylem oluşturulması, dosyanın tüm yönleriyle ele alınmasını zorlaştırdı. Oysa her ihtimalin eşit şekilde değerlendirilmesi gerekiyordu. Ayrıca Adli Tıp Kurumu’nun DNA raporlarını uzun süre tamamlamaması da süreci yavaşlatan önemli etkenlerden biridir. Bu tür gecikmeler, soruşturmanın bütünlüğünü olumsuz etkiliyor. Başlangıçta dosyaya erişimimiz tamamen engellenmişti. Daha sonra ikinci bir savcının atanmasıyla birlikte kısmi erişim sağlandı. Ancak dosyanın tamamına son dönemde ulaşabildik.

Bu durum, soruşturmanın ne kadar kapalı yürütüldüğünü açıkça gösteriyor. Bizim temel beklentimiz, bundan sonraki sürecin daha şeffaf, daha hızlı ve tüm yönleriyle etkin bir şekilde yürütülmesidir.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp