Newaya Jin “Parastina cewherî mafê hebûnê ye” manşetiyle çıktı

newaya-jin-“parastina-cewheri-mafe-hebune-ye”-mansetiyle-cikti

Newaya Jin gazetesi, 260’ıncı sayısında “Parastina cewherî mafê hebûnê ye” (Özsavunma var olma hakkıdır) manşetiyle okurlarıyla buluştu. Gazetenin yeni sayısında, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet ve buna karşı geliştirilen mücadele yöntemleri öne çıktı.

Kadına yönelik şiddeti yalnızca bireysel ya da aile içinde yaşanan bir sorun olarak değil, kadınların yaşam hakkından ekonomik bağımsızlığına, kamusal alandaki varlığından örgütlenmesine kadar uzanan toplumsal bir mesele olarak ele alan gazete, Kürdistan’dan Avrupa’ya, İran’dan dünyanın farklı bölgelerine uzanan kadın mücadelelerine yer verdi.

KAYYIMLARIN GÖLGESİNDE KADINLARIN YAŞAMI

Sayının dikkat çeken yazılarından biri, Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç’in “Kayyımların Gölgesinde Kadınlar: Daralan Kamusal Alan, Derinleşen Eşitsizlik ve Dayanışmayla Yeniden Güçlenme” başlıklı yazısı oldu.

Genç, yazısında kayyım politikalarının kadınların yaşamına etkilerini ve kadın politikalarının yerel düzeyde nasıl kesintiye uğradığını değerlendirdi. Kadın merkezlerinin kapatılması, eşitlik politikalarının gerilemesi, danışmanlık ve dayanışma mekanizmalarının zayıflaması gibi gelişmelerin kadınların kamusal yaşamla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkilediğine dikkat çekti.

Yazıda, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca bireysel çabalarla sürdürülemeyeceği; kurumsal süreklilik, kamusal sorumluluk ve kadın dayanışmasının gerekli olduğu vurgulandı.

‘ŞİMDİ KADINLARIN ÖZGÜRLÜK ZAMANI’

Yazar Ezda Baran da 25 Kasım kapsamında kaleme aldığı yazısında Kürdistan’ın farklı coğrafyalarında kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet politikalarını ele aldı. Baran, şiddetin nedenlerinin yanı sıra kadınların geliştirmesi gereken örgütlenme ve özsavunma yöntemlerini yazısının merkezine taşıdı.

“Ji bo jiyanê; niha dema azadiya jinê ye” (Yaşam için şimdi kadınların özgürlük zamanı) başlıklı yazısında Baran, ataerkil anlayışın yaşamın bütün alanlarını kuşattığına dikkat çekerek, kadınların kendi varlıklarını koruyabilmeleri için özsavunmanın vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu belirtti.

Özellikle savaş ve çatışmaların sürdüğü Ortadoğu’da kadınların savunma mekanizmaları içerisinde yer almasının, yalnızca kadınların değil, toplumun kazanımlarının korunması açısından da önemli olduğunu vurguladı.

İRAN’DA KADINLARA YÖNELİK SİSTEMATİK ŞİDDET

Gazetenin İran ve Rojhilatê Kurdistan’a ilişkin bölümünde ise PJAK Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn’in 25 Kasım dolayısıyla kaleme aldığı yazı yer aldı.

“Tundiya sîstematîk gihiştiye lûtkeyê” (Sistematik şiddet doruk noktasına ulaştı) başlıklı yazıda, İran’da kadınlara yönelik idamlar, kadın cinayetleri, aile içi şiddet, tutuklamalar ve kadın aktivistlere yönelik baskılar ele alındı.

Yazıda, İran’ın kadınların idam edilmesi konusunda dünyada en üst sıralarda yer aldığı belirtilirken, 2025 yılında en az 61 kadının idam edildiği ileri sürüldü. Kadınların “kısas” ve uyuşturucuyla bağlantılı suçlamalar gibi gerekçelerle idam edildiği aktarıldı.

Kadın cinayetleri ve aile içi şiddetin önemli bir bölümünün geleneksel ve hukuki yapıların gölgesinde görünmez kaldığı belirtilen yazıda, kadın aktivistlerin, gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve öğrencilerin siyasi ve güvenlik gerekçeleriyle tutuklandığı ifade edildi.

Yazıda ayrıca idam cezası verilen Kürt kadın aktivistler Vîrîşe Muradî ve Pexşan Ezîzî’nin durumuna yer verildi.

AVRUPA’DA JİNEOLOJÎ BULUŞMASI

Gazetenin Avrupa sayfalarında, 16-18 Ekim 2026 tarihlerinde Hollanda’nın Haelen kentinde gerçekleştirilen Avrupa Jineolojî Konferansı’na ilişkin izlenimler aktarıldı.

10’dan fazla Avrupa ülkesinden yaklaşık 150 delege ve kadın hareketi temsilcisinin katıldığı konferans, “Özgür ve komünal bir yaşamın inşasında Jineolojî’nin rolü” şiarıyla düzenlendi.

Gazeteci Seval Balcı, konferansa ilişkin kaleme aldığı yazısında kadın özgürlüğü temelinde alternatif bilgi üretimini ve toplumsal dönüşüm arayışını değerlendirdi.

‘EN BÜYÜK SOSYAL DEVRİM KADIN DEVRİMİDİR’

Gazetenin forum sayfasında Önder Apo’nun 23 Ocak 1994 tarihli kadın değerlendirmelerine yer verildi.

“En büyük sosyal devrim kadın devrimidir” başlığı altında yayımlanan değerlendirmelerde, kadınların ekonomik ve kültürel yaşamın yanı sıra toplumun özgürleşmesindeki rolü ele alındı.

KADIN MÜCADELESİNDE ENTERNASYONALİZM VURGUSU

Gazetenin yazarlarından Haskar Kırmızıgül ise 25 Kasım vesilesiyle kadın kırımı ve enternasyonalist kadın mücadelesini ele aldı.

Kırmızıgül, kapitalist modernitenin kadın, toplum, doğa ve bilgi üzerinde yarattığı yıkıma karşı düşünmenin, üretmenin ve direnmenin gerekliliğine dikkat çekti.

Yazısında kadın mücadelesinin doğasında bulunan enternasyonalizmin bilinçli, örgütlü ve eylemli bir stratejiye dönüştürüldüğünde önemli gelişmeler yaratabileceğini vurguladı.

FRANSA’DAKİ GENÇLİK EYLEMLERİ VE KADIN HAREKETLERİNİN TALEPLERİ

Newaya Jin, dünya gündemindeki gelişmelere de geniş yer ayırdı.

Fransa’da yaşanan gençlik eylemleri, gençlerin eylem nedenleri ve talepleri ile hükümetin yaklaşımının yanı sıra kadın hareketlerinin cinsel şiddete ilişkin yasal düzenleme talepleri de gazetenin sayfalarına taşındı.

Dünya sayfasında ayrıca Paris’te yaşayan Meksikalı Ayni Apahtli Ruiz Reyes ile yapılan “Bir şaman-şifa kadını” başlıklı röportaj yayımlandı. Ruiz Reyes, geleneksel Aztek (Nahuatl) tıbbı ve şifacılığıyla ilişkili yaşam ve inanç biçimini anlattı.

DİL, EDEBİYAT VE KÜLTÜR İNŞASI

Newaya Jin’in 260’ıncı sayısında dil ve edebiyat da önemli başlıklardan biri oldu.

Roza Metîna, Kurmancî kaleme aldığı “Ziman û wêje” (Dil ve edebiyat) başlıklı yazısında, dil ile edebiyatın birbirini tamamlayan iki önemli kavram olduğunu belirtti.

Metîna, dili kimliğin ve yaşamı anlamanın temeli, edebiyatı ise dilin zenginliği üzerinde gelişen bir alan olarak değerlendirdi.

Bermal Çem ise “Li Ewropayê çanda kurdî” (Avrupa’da Kürt kültürü) başlıklı yazısında Kürt kadınının tarih boyunca kültürün ve toplumun taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı.

Çem, Kürt müziğinin geleceğinin yalnızca geçmiş eserlerin tekrarlanmasıyla güvence altına alınamayacağını belirterek, yeni kuşakların kendi müziklerini üretebilmeleri için eğitim olanaklarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

ORTADOĞU, BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM TARTIŞMALARI

Sosyal Bilimler Akademisi üyesi Viyan Lolan’ın “Ji misogeriya hebûnê ber bi vejîna azadiyê ve” başlıklı yazısında ise ulus-devlet anlayışının Ortadoğu’da yarattığı sorunlar ve gelişen barış ve demokratik inşa süreci değerlendirildi.

Lolan, yıllardır bölgede egemen olan milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik eksenli devlet anlayışlarının Ortadoğu’da yarattığı yıkıma dikkat çekti. Yazıda, kadın özgürlüğü ile toplum ve ülke özgürlüğü arasındaki bağa ilişkin değerlendirmeler de öne çıktı.

TARİHTEN BUGÜNE KADINLARIN DİRENİŞİ

Sebelan Kılıç, “Sembola wêrekî û serîhildanê: Sojourner Truth” (Cesaretin ve başkaldırının sembolü: Sojourner Truth) başlıklı yazısında, ABD’li kölelik karşıtı ve kadın hakları savunucusu Sojourner Truth’un mücadele yaşamını ele aldı.

Yazıda, Kürt kadınlarından Hindistan, Polonya, Arjantin ve Şengal’e uzanan farklı kadın direnişlerine de gönderme yapılarak, kadınların çeşitli şiddet biçimlerine karşı özgür bir gelecek için mücadele ettikleri vurgulandı.

Truth’un kölelik döneminde maruz kaldığı ağır şiddet ve sistematik cinsel saldırı da yazının önemli başlıkları arasında yer aldı.

İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNİN ÖNCÜ KADINLARINDAN HELEN BAMBER

Fidan Yıldırım ise insan hakları mücadelesinin önemli isimlerinden Helen Bamber’in yaşamını kaleme aldı.

Bamber’in Holokost’tan kurtulanlar, sığınmacılar, mülteciler, savaş ve çatışmalardan etkilenenler, insan ticareti mağdurları ile soykırım, işkence, tecavüz ve kadın sünneti mağdurlarıyla yürüttüğü çalışmalar aktarıldı.

Yazıda, Bamber’in yaşanan vahşetlere tanıklık etme ve bu tanıklığın sorumluluğunu üstlenme anlayışına da yer verildi.

‘ŞEHİTLERİMİZ YASA DEĞİL, HAKİKATE DAVETTİR’

Gazetenin son sayfasında, Ağustos 2019’da Medya Savunma Alanları’nda yaşamını yitiren Jiyan Çiya (Saliha Kaytan), Helin Dersim’in kaleminden anlatıldı.

“Çıkarsız ve hesapsız yaşamın taşıyıcısı; Dr. Jiyan” başlıklı yazıda, Jiyan Çiya’nın hem doktor hem de komutan olarak yoldaşlarının yaşamında nasıl yer edindiği ele alındı.

Yazıda Jiyan Çiya’nın çevresindekilere taşıdığı yaşam sevinci, mücadele anlayışı ve büyüttüğü değerler anlatıldı.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp