Nilüfer Koç: Kürt ulusu için BM’de statü istiyoruz

nilufer-koc:-kurt-ulusu-icin-bm’de-statu-istiyoruz

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Dış İlişkiler Sözcüsü Nilüfer Koç, Ortadoğu’da derinleşen krizler, bölge devletlerinin yaşadığı sarsıntılar ve Kürt halkının uluslararası alandaki yasal statü arayışlarını ANF’ye değerlendirdi.

Ulusal birlik temelinde acilen somut adımların atılması gereken tarihi bir eşikten geçildiğini ifade eden Nilüfer Koç, hem ocak ayında Rojava’da edinilen tecrübelerin hem de ABD’nin Irak, Suriye ve Türkiye hattını tek bir elden yürütmeyi öngören yeni özel temsilci stratejisinin Kürt halkını doğrudan ve hayati biçimde ilgilendirdiğini vurguladı.

‘FEDERAL STATÜDE DARALMA RİSKİ VAR’

ABD tarafından görevlendirilen bu özel temsilcilerin Kürtler lehine bir pozisyon sergilemediğinin Rojava’da açıkça görüldüğünü dile getiren Nilüfer Koç, benzer bir daraltma operasyonu ve tehdit dalgasıyla Başur’un otuz yılı aşkındır sahip olduğu federal statüsünün de karşı karşıya kaldığını, bu daralma ihtimalinin emarelerinin giderek arttığını kaydetti.

Bakur’daki çözüm arayışlarında stratejik ve kilit rolü bulunan Önder Apo’nun sunduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın çok güçlü olmasına ve her türlü imkanının yaratılmasına rağmen, Türk devletinin gereken cevabı vermediğini ve somut hiçbir adım atmadığını hatırlatan Nilüfer Koç, Kürt halkı olarak klasik ezberlerin dışına çıkan kritik bir sürece girildiğinin altını çizdi. 

‘KÜRDİSTAN’I İŞGAL EDEN DEVLETLER CİDDİ KRİZ İÇİNDELER’

Mevcut bölgesel şartların hiçbir gücün lehine olmadığını tüm siyasi partilerin de gördüğüne dikkat çeken Nilüfer Koç, buna rağmen Kürt halkının bu süreci kendi lehine çevirebilecek çok güçlü tarihsel ve siyasi avantajlara sahip olduğunu vurguladı. Dünyanın sadece bir iki küresel güçten ibaret olmadığını, eksenler arasında ciddi bir rekabet yaşandığını kaydeden Nilüfer Koç, İran, Irak, Suriye ve Türkiye gibi bölge devletlerinin ekonomik, toplumsal ve dış politika açılarından çok ciddi sarsıntılar geçirdiğini, dolayısıyla bu coğrafyada Kürtler aktif bir biçimde yer almadan yeni bir dizaynın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirtti.

‘DE FACTO VARLIK YETMEZ, HUKUKİ TANIM ŞART’

Bu dört devletin geleceğini belirleyecek temel faktörün Kürt halkının ortaya koyacağı irade olduğunu söyleyen Nilüfer Koç, artık bu dağınık iradelerin ortak bir stratejide birleşmesi gerektiğine işaret etti. Bölge devletlerinin yürütülen büyük mücadeleler sonucunda Kürtlerin varlığını fiilen kabul etmek zorunda kaldığına dikkat çeken Nilüfer Koç, şöyle konuştu:

“Türkiye, İran, Suriye ve Irak de facto olarak bizim varlığımızı kabul etti. Çünkü 52 yıllık bir mücadeleyle, büyük bedellerle, şehitlerimizle ve halkımızın ortaya koyduğu direnişiyle biz bazı inkar edilemez sonuçlar elde ettik. Ancak de facto varlık geçici bir durumdur ve artık bu işe hukuksal bir tanım gerekiyor.

Madem varız, o zaman diğer halklar gibi her platformda kendi adımıza konuşma hakkımız var. Bu imkanı bölge devletleri engellemek istiyor, uluslararası kurumlar ise bugüne kadar Kürt halkını resmi belgelerinde sadece hak ihlalleri üzerinden bir kelime olarak görerek adeta görmezden geldi.”

‘KÜRT HALKI ADINA BAŞKA DEVLETLERİN KANUŞMASINI KABUL ETMİYORUZ’

Kürt halkının yürüttüğü mücadelenin artık dünya çapında çok güçlü bir görünürlük ve duyarlılık yarattığını kaydeden Nilüfer Koç, gelinen aşamada mevcut durumun yasal statüye kavuşturulması ve uluslararası resmi tanınma ihtiyacının karşılanmasının en temel hak konusu olduğunu vurguladı. Dünyada 60 milyonluk bir halk adına kimsenin konuşamadığına, Rojava sürecinden sonra BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan en kritik tartışmalarda bile Kürtlerin yerine Suriye, yani HTŞ temsilcisi, Türkiye, Amerika, İngiltere veya İsrail temsilcilerinin söz aldığına dikkat çekti. Bu kabul edilemez tabloyu yıkmak için Kürtlerin de facto varlığının artık uluslararası hukuk zeminine taşınmasının vaktinin geldiğini ifade etti.

Bu anlamda KNK tarafından BM Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere bir mektup gönderileceğini belirten Nilüfer Koç, “Biz bu iradesizleştirme durumunu kabul etmiyoruz ve bu nedenle Birleşmiş Milletler’e resmi talepte bulunacağız. Taleplerimizde iki temel husus yer alıyor: Birincisi, BM resmi olarak bu 60 milyonluk halkın adını ‘Kürt Ulusu’ olarak tescil edecek ve bu kavramı literatüre geçirecektir.

İkincisi, bu ulusun kendi varlığını garanti altına alması ve uluslararası platformlarda başka devletlerin insafına bırakılmadan kendi adına konuşabilmesi için BM bünyesinde ‘devletsiz bir halk, devletsiz bir ulus’ sıfatıyla gözlemci statüsü elde etmesi gerekiyor” diye vurguladı.

‘BM KURULUŞ MİSYONUNA UYGUN DAVRANMALI’

Bu iki temel talebin Kürt halkın en acil ihtiyacı olduğunu vurgulayan Nilüfer Koç, Rojava direnişindeki kitlesel ve ulusal dayanışmanın, halkın siyasi yapılara verdiği net bir ‘birlik’ talimatı olduğunu söyledi.

Önder Apo’nun son manifestosunda da somutlaşan demokratik toplum vizyonunun doğrudan BM’nin kurumsal yapısına ve işlevsizliğine dönük güçlü eleştiriler barındırdığını hatırlatan Nilüfer Koç, BM’nin asıl kuruluş amacının Üçüncü Dünya Savaşı’nı önlemek olduğunu, bölgedeki bu büyük savaşı önleme potansiyeline sahip tek dinamik güç olan Kürtlere kendi sözlerini söyleyebilecekleri resmi bir kürsü ve platform tanınması gerektiğini kaydetti.

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp