ÖHD Antalya temsilciği tarafından gerçekleştirilen basın açıklamasında raporu ÖHD üyesi Mehmet Baran Sarı okudu. Sarı, cezaevlerinde işkence yasağı, sağlık hakkı, haberleşme ve ifade özgürlüğü ile insan onuruna aykırı muamelelerin yaygınlaştığını belirtti.
ÖHD’nin Antalya, Manavgat, Burdur ve Alanya’daki yüksek güvenlikli ve S tipi cezaevlerine yaptığı ziyaretler sonucunda hazırlanan raporda, hasta tutsakların hastaneye erişiminin bilinçli biçimde engellendiği kaydedildi. Sarı, kelepçeli muayene, ağız içi arama ve tecrit uygulamalarının yaygın olduğunu, özellikle Antalya Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde olmak üzere birçok cezaevinde hastane sevklerinin aylarca yapılmadığını aktardı. Acil endoskopi, diş ve kalp tedavilerinin dahi geciktirildiğini ifade eden Sarı, bazı tutsakların bir yıldan fazla süredir hastaneye çıkarılmadığını, revir hizmetlerinin yetersiz kaldığını ve ilaçların haftalarca verilmediğini söyledi.
TECRİT VE SOSYAL İZOLASYON DERİNLEŞİYOR
Tutsakların hastaneye kelepçeli götürüldüğünü, muayene sırasında kelepçelerin çıkarılmadığını belirten Sarı, bu uygulamayı kabul etmeyenlerin muayene edilmeden cezaevine geri gönderildiğini dile getirdi. Jandarmanın doktorlar üzerinde baskı kurduğunu ve İstanbul Protokolü’nün uygulanmadığını ifade eden Sarı, yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutsakların tek kişilik hücrelerde tutulduğunu, aynı bloktaki tutsakların dahi bir araya getirilmediğini söyledi.
Spor ve atölye faaliyetlerinin ya hiç yapılmadığını ya da göstermelik olduğunu belirten Sarı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tutsakların sohbet, kurs ve ortak havalandırma haklarından tamamen yoksun bırakıldığını aktardı. Atölyelerin işlevsiz olduğu, spor hakkının haftada bir saatle sınırlandırıldığı ve yönetmeliklere aykırı biçimde ortak faaliyetlerin engellendiği vurgulandı.
KÜRTÇE MEKTUPLARA SANSÜR, YAYINLARA YASAK
Raporda, Kürtçe yazılan mektupların bilinçli şekilde geciktirildiği, sansürlendiği ya da kaybedildiği belirtildi. Sarı, Yeni Yaşam gazetesi başta olmak üzere bazı yayınların tutsaklara verilmediğini, kitap kotasının keyfi biçimde uygulandığını ve Kürtçe kitapların “tercüme” gerekçesiyle aylarca bekletildiğini ifade etti.
BURDUR’DA AĞIR İŞKENCE İDDİALARI
Burdur Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne ilişkin bölümde ağır işkence iddialarına yer verildi. Sarı, tutsak İ.D.’nin oda araması sırasında ters kelepçe ile yere yatırıldığını, boğazının sıkıldığını, kaburgalarının tekmelendiğini ve ölümle tehdit edildiğini aktardı. İşkence sırasında kameraların kapatıldığı ve bu durumun idarecilerin talimatıyla gerçekleştiği belirtildi. Benzer uygulamaların özellikle Kürt tutsaklara yönelik sistematik olduğu vurgulandı.
Cezaevlerinde suyun kota ile verildiğini, hijyen malzemelerinin yetersiz kaldığını ifade eden Sarı, kirli su nedeniyle mantar ve cilt hastalıklarının yaygınlaştığını söyledi. Yemeklerin kalitesiz olduğu, protein ve sebze-meyve açısından yetersiz kaldığı, hasta ve diyet yapan tutsaklara uygun beslenme sağlanmadığı da raporda yer aldı.
TAHLİYELER KEYFİ BİÇİMDE ERTELENİYOR
Manavgat S Tipi Cezaevi’nde Gözlem ve İdare Kurulları aracılığıyla tahliyelerin üçer aylık sürelerle ertelendiğini belirten Sarı, infaz yakma uygulamasının yaygınlaştığını ifade etti. Çok sayıda tutsağın “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle tahliye edilmediği kaydedildi.
Raporun sonuç bölümünde ÖHD, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, TİHEK ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT)’yi göreve çağırdı. Ağır hasta tutsakların derhal serbest bırakılması, işkence ve tecrit uygulamalarına son verilmesi ve cezaevlerinde bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulması talep edildi.
Sarı, yaşanan ihlallerin münferit değil sistematik olduğunun altını çizerek, sorumlular hakkında etkin soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.
Source: ANF News