Paris’e bağlı Goussainville kentinde bulunan Pir Sultan Abdal Dergahı’nda, 19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında Alevilere ve solculara yönelik gerçekleştirilen, yüzlerce kişinin katledildiği Maraş Katliamı; 19 Aralık 2000’de tutsakların F tipi hücrelere karşı direnişini kırmak amacıyla yapılan operasyonlar sonucu 32 devrimcinin katledildiği Cezaevleri Katliamı ile 28 Aralık 2011’de 34 sivil gencin savaş uçaklarıyla bombalanarak katledildiği Roboskî Katliamı’nın yıldönümleri dolayısıyla, Fransa Demokratik Kürt Konseyi ve Demokratik Alevi Federasyonu tarafından anma etkinliği düzenlendi.
Katliamları kınamak, unutmamak ve unutturmamak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, katledilenler anısına gulbang eşliğinde yapılan saygı duruşuyla başladı.
Gulbangı okuyan Pir Rıza Yağmur, yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren tekçi ve inkârcı bir anlayışla hareket ettiğini belirterek, Kürtleri, Alevileri ve sol-sosyalist kesimleri yok sayan bir siyasal çizginin hakim olduğunu söyledi. Yağmur, yüz yıl boyunca askeri darbelerle demokrasinin önünün kesildiğini ve bunun en ağır bedelini Aleviler, Kürtler ve sol kesimlerin ödediğini ifade etti.
HEPSİ DE DEVLET DESTEKLİ POGROMLAR
Anmada konuşan gazeteci Çilem Küçükkeleş ise, bugün yaşanan sistemin temelinin 1980 darbesi öncesinde sıkıyönetim ilan edilebilmesi amacıyla hayata geçirilen devlet destekli pogromlarla atıldığını vurguladı. Küçükkeleş, tekçi ve inkârcı yapının İslamcı motivasyonla güçlendirildiğini, Kürtler ve Aleviler üzerinden sürdürülen baskı politikalarının Cezaevi ve Roboskî katliamlarıyla devam ettiğini belirtti.
‘ARTIK SON SÖZLER İDAM SEHPASINDA DEĞİL, DİYALOG MASASINDA’
Toplumların tüm baskılara rağmen var olmaktan vazgeçmediğini dile getiren Çilem Küçükkeleş, devamla şu vurguyu yaptı: “Kürtler de Aleviler de inkar ve asimilasyon politikalarına rağmen var olmaya ve mücadele etmeye devam ediyor. Tam da bu mücadele var olduğu için devlet muhatap almak masaya oturmak ve barışmak zorunda kaldı. Bu süreç de gösteriyor ki, toplumların mücadelesi en zor rejimleri bile diyalog masasına oturtuyor. Sayın Öcalan’ın da dediği gibi, artık son sözler idam sehpasında değil, diyalog masasında kuruluyor. Umuyoruz ki bu diyalog masası, Demokratik Toplum Çağrısı’nda olduğu gibi yaşamı birlikte kurmamıza vesile olur.”
Anma etkinliği, sinevizyon gösterisi ve Zeynel Eren’in nefesiyle son buldu.
Source: ANF News