Türkiye’nin derinleşen yönetim krizi, ekonomik çöküş ve buna paralel olarak Kürt coğrafyasında devreye konulan toplumsal yıkım politikalarına dair değerlendirmelerde bulunan Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) Eşbaşkanı Perva İnal, Kürt illerinde yoğunlaşan yozlaşma kültürünün Cumhuriyet’in kuruluşundaki ‘ilk düğmenin yanlış iliklenmesinden’ bugünün, ‘cezasızlık’ zırhıyla korunan bir suç anlayışına uzandığını belirterek; çıkış yolunun ise ‘toplumsal ahlak ve toplumsal savunma’ olduğunu vurguladı.
‘CUMHURİYET GÖMLEĞİ KÜRTLERE DAR GELDİ’
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten itibaren kurguladığı merkeziyetçi ve Jakoben modernleşme projesinin iflas ettiğini belirten Pervin İnal, bu yapının toplumsal çeşitliliği yok saydığını ve Ankara merkezli yönetimin toplumu tek tipleştirme çabasına en büyük direncin Kürt coğrafyasından geldiğini belirtti.
Pervin İnal, “Osmanlı’dan devralınan çok uluslu yapıya rağmen Ankara, jakoben bir tarzla tekçi bir ulus inşasına girişti. İlk düğmenin yanlış iliklenmesi misali, o dönem biçilen toplumsal gömlek hayata dar gelmeye başladı. Birçok grup bu yapıya eklemlense de Kürt toplumunda bu maya tutmadı. Kürtlerin özgün toplumsal yapısı ve maruz kaldıkları sistemli baskı, milli bilinci hem dindar hem seküler kesimde daima diri tuttu” dedi.
ÖZEL SAVAŞ: UYUŞTURUCU VE FUHUŞ
Özellikle Kürt illerinde uyuşturucuya erişiminin kolaylaştırılması ya da göz yumulmasının, suç örgütlerinin mahalle aralarına kadar sızmasını ‘özel bir siyaset’ olarak tanımlayan Pervin İnal, otoriter rejimlerin toplumu köksüzleştirerek yönetmek istediğine dikkat çekti.
Gençliğin bilinçli bir hedef haline getirildiğini söyleyen Pervin İnal, “Kürt coğrafyasında kökleriyle bağını yitirmiş, yoz ve popülist kültürün peşinde savrulan bir nesil yaratılmak isteniliyor. Gençlerin diliyle, tarihiyle ve kimliğiyle bağ kurabileceği her alan kapatılırken; uyuşturucu, fuhuş ve TikTok gibi dijital mecralar tek seçenekmiş gibi dayatılıyor. Karnı ve ruhu aç bırakılan bir neslin geleceği çalınarak, toplum iradesiz bırakılmak isteniyor. Bu, sistemli bir toplumsal kırım projesidir” diye konuştu.
‘CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ SUÇU TEŞVİK EDİYOR’
Son yıllarda denetimsiz bir düzenin doğduğunu belirten Pervin İnal, mevcut tabloyu ‘orman kanunları’ olarak niteleyerek, suçun cezasız kalmasının devlet mekanizmalarına olan inancı sarstığını dile getirdi. “Politize olmuş Kürt toplumu bu saldırılara karşı bir bağışıklık kazandı ancak Türk toplumunda bu çürümenin yarattığı sarsıntı yeni bir uyanışı tetikliyor” diye ekledi.
Bu sistemli yozlaşmaya karşı en güçlü kalkanın ‘vicdan toplumu’ ve ‘ahlaki barikatlar’ olduğunu vurgulayan Pervin İnal, inanç değerlerinin koruyucu rolüne dikkat çekti. İktidarın dini bir baskı aracı olarak kullanmasına (Diyanet çizgisi) karşı, halkın öz değerlerine dönmesi gerektiğini belirten Pervin İnal, şu hususlara dikkat çekti:
“Kadınlar mahallelerde sadece katılımcı değil, bizzat özne oldukları dertleşme, tartışma ve çözüm alanları kurmalı. Kadın dayanışma ağları, bir annenin veya bir kadının çaresiz kaldığında kapısını çalabileceği, örgütlü ve güven veren dayanışma ağları hayata geçirilmeli. Gerçek sorunlarla yüzleşme, erkek şiddeti, yoksulluk ve çocuk yetiştirme gibi toplumsal sancılar, ‘ayıplanma’ korkusunu yıkarak dürüstçe konuşulmalı.”
Yoksulluğun dijital mecralardaki ‘hızlı para’ ve ‘sınıf atlama’ illüzyonuyla birleşerek ahlaki bir çöküş yarattığını söyleyen Pervin İnal, bahis oyunları ve sosyal medya üzerinden yürütülen kültürel saldırılara işaret etti. Utanma duygusunun ve toplumsal denetimin kaybolduğu bu sürece karşı, Kürt kadınının inanç, kültür ve sosyal değerlerini kuşanarak en ön safta durması gerektiğini vurgulayan Pervin İnal, “Kürt toplumu, kendi üst ahlak anlayışıyla bu sistemli yıkıma dur demeli ve kendi öz savunmasını ahlaki-politik zemin üzerinde inşa etmelidir” diye konuştu.
Source: ANF News