Suriye’de yürütülen müzakerelere rağmen esir takası konusunda somut bir gelişme yaşanmadığı belirtiliyor. QSD kaynakları, 29 Ocak anlaşmasının en kritik maddelerinden biri olan “Şam ile QSD arasında tutulan sivillerin ve savaşçıların karşılıklı olarak serbest bırakılması” hükmünün uygulanmadığını ifade ediyor.
Halep saldırılarından bu yana, önceki çatışma dönemlerinde olduğu gibi, esir bırakma maddesinin hayata geçirilmediği aktarılıyor. Geçici Şam Hükümeti’nin iki gün önce serbest bıraktığını duyurduğu 59 kişinin QSD savaşçıları olmadığı, bu kişilerin Suriye’nin farklı kentlerinde alıkonulan siviller ile geçmişte QSD’den ayrılmış bireylerden oluştuğu belirtiliyor.
HALEP ESİRLERİNİN AKIBETİ BELİRSİZ
6 Ocak Halep saldırılarında esir alınan yüzlerce sivilin durumu hakkında hâlâ net bir bilgi bulunmuyor. QSD, bu kişilerin akıbetine ilişkin resmi bir adım atılmamasını anlaşmanın açık ihlali olarak değerlendiriyor.
SAHADAKİ DURUM FARKLI BİR TABLO ORTAYA KOYUYOR
Şam–Rojava hattında entegrasyonun “ikinci aşamaya geçtiği” yönündeki açıklamalara rağmen, sahadaki gelişmeler bu söylemleri desteklemiyor. Son bir ayda yapılan temasların ağırlıklı olarak güvenlik başlıklarına sıkışması, entegrasyonun genel çerçevesinin görünür olmasını zorlaştırıyor.
Sahadaki temel başlıklar şöyle öne çıkıyor:
– Kentlerde güvenlik birimlerinin konuşlandırılması
– Haseke–Rakka yolunun açılması
– Kobanê çevresindeki kuşatmanın sürmesi
Bu başlıklarda ilerleme sağlanamaması, anlaşmanın uygulanmasında gecikme yaşandığı ve taraflar arasında oyalama taktiklerinin sürdüğü yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
KOBANÊ KUŞATMASI VE İNSANİ KRİZ
Kobanê kırsalında ve bazı köylerde hala işgal altında bulunan bölgeler olduğu, Türk devletine bağlı silahlı grupların tamamen çekilmediği ifade ediliyor. M5 yolunun açılmaması ve yaklaşık 45 gündür devam eden kuşatma, bölgede ciddi bir insani krize yol açmış durumda. Yerel kaynaklar, gıda ve sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlandığını ve durumun giderek ağırlaştığını aktarıyor.
DIŞ AKTÖRLERİN ETKİSİ
Rojava ile Şam arasında yürütülen entegrasyon görüşmelerinin, Suriye’nin genel siyasi yapısından ve dış güçlerin etkisinden bağımsız ilerlemediği belirtiliyor. Geçici Şam Hükümeti’nin konumu ve bölgesel aktörlerin müdahaleleri nedeniyle kapsayıcı bir Suriye hükümetinin kurulması ve çoğulcu bir parlamento sisteminin inşa edilmesi, uzmanlar tarafından uzun vadeli ve zorlu bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Suriye’nin çok kültürlü ve çok etnisiteli yapısı, yeni bir hükümetin kurulması ve parlamenter sistemin şekillenmesi konusunda ek zorluklar yaratıyor. Bu nedenle entegrasyon sürecinin yalnızca Rojava–Şam hattındaki görüşmelerle sonuçlanmayacağı, ülke genelindeki siyasi ve toplumsal dinamiklerin de belirleyici olacağı ifade ediliyor.
ŞAM’IN ÖNÜNDEKİ İKİ OLASI SEÇENEK
Sahadaki gelişmelere göre Şam yönetiminin iki temel seçenekle karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor:
– 29 Ocak anlaşmasının maddelerini uygulayarak QSD ile yürütülen süreci somutlaştırmak,
– Ya da Ahmed el‑Şara’nın kontrol etmek istediği Geçici Şam Hükümeti’nden bağımsız, daha parçalı ve çok aktörlü bir siyasi tabloya yönelmek.
Uzmanlar, dış aktörlerin etkisinin sürdüğü mevcut koşullarda Şam’ın hangi yolu tercih edeceğinin, Suriye’nin gelecekteki siyasi mimarisini doğrudan şekillendireceğini belirtiyor.
Source: ANF News