Sarıtaş: Sayın Öcalan artık resmi siyasi muhataptır

saritas:-sayin-ocalan-artik-resmi-siyasi-muhataptir

Siyaset Bilimci M. Zahir Sarıtaş, Komisyon’un İmralı ziyaretini “Kürt meselesinin çözümünün partiler üstü devlet politikası olarak tescillenmesi” şeklinde değerlendirerek, sürecin nihai başarısının ise Suriye kaynaklı risklerin aşılmasına ve hukuki çerçevede Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

ANF’ye konuşan akademisyen Sarıtaş, Türkiye Meclisi’nin yetkilendirdiği bir heyetin İmralı’ya giderek Önder Apo ile görüşmesinin tarihsel bir gelişme ve önem olduğunu söyledi.  Sarıtaş, “Daha önce devlet yetkililerinin Sayın Öcalan’ı resmi muhatap alarak görüşmeleri oluyordu, ancak ilk kez devletin bürokratları dışında Meclis Komisyonu’nca muhatap alınarak görüşülmesi gerçekleşti. Bu durum, sürecin geçmiştekilere nazaran devlet tarafından daha ciddiye alındığını ve bir devlet politikası olarak yaklaşıldığını göstermesi bakımından çok önemlidir. Aynı zamanda Sayın Öcalan’ın devlet tarafından ilk kez Kürt meselesinin çözümü açısından resmi ve meşru bir siyasi muhatap olarak görüldüğünü de göstermiş oldu” dedi.

CHP DE OLSAYI DAHA İYİ OLURDU

Kuşkusuz CHP’nin de katılmasının daha olumlu sonuçlar yaratabileceğini, iktidar kaygısıyla yer almamasının doğru olmadığını kaydeden Sarıtaş, şunları söyledi: “Kürt meselesi, çözümü siyasi kaygılardan ve iktidar hesaplarından bağımsız ele alınması gereken partiler üstü bir meseledir. CHP, hem Kürt meselesinin çözümü için hem de Kürt toplumunun büyük çoğunluğu için Öcalan’ın pozisyon ve misyonunun neye tekabül ettiğini daha doğru okuyabilirdi. Bu, Türkiye’nin batısında yıllarca oluşturulmuş olumsuz algıyı da önemli ölçüde değiştirerek sürece yönelik toplumsal desteği daha çok büyütürdü. Kürt meselesinin çözümü ve devam eden çözüm süreci, tüm parti ve toplumsal güçlerin sorumluluğunu gerektiren tarihsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. CHP’nin Komisyon’un İmralı ziyaretine üye vermemesini tartışma konusu yapmadan sürece olan desteğinin devam ettirdiğini belirtmesi önemlidir.” 

ÖNEMLİ OLAN SÜREÇTE SORUMLULUK ALMAKTIR

CHP’nin 1990’daki ‘Kürt Raporu’nu güncelleyip geliştirerek devam eden sürecin ruhuna uygun çözüme katkı sunması gerektiğini belirten Sarıtaş, şöyle devam etti: “Geçmiş siyasi iktidarların çözümsüzlükteki sorumluluklarını ön plana çıkartarak suçlayıcı ve dışlayıcı bir dil kullanmanın bugün için pek bir anlamı ve çözüme katkısı olmayacaktır. Önemli olan devam eden sürecin sonuca ulaşmasında çözüme dair sorumluluk almalarıdır. Bu sorumluluğu CHP, iktidar ve tüm siyasi partiler üstlenmelidir. Asıl odaklanılması gereken temel yaklaşım bu olmalıdır. Cellat polemiği üzerinden Özgür Özel ve Cumhurbaşkanı’nın, Kürtlere kendi dönemlerinde neler yapıldığını birbirlerini suçlayıcı mahiyette dile getirmeleri, bugüne kadar iktidara gelen partilerin devlet politikası olarak yaptıklarının itirafıdır. İkisi de söylediklerinde haklıdır. Söylediklerini fazlasıyla yaptılar. Bugün bunların karşılıklı suçlamalarla dillendirilmesi sürece zarar verir. İkisinin de yapılanların yanlış olduğunu ve bu yanlıştan dönülerek çözüm sürecinin sonuca ulaşması için sorumluluk almaları gerekir. Doğru yaklaşım bu olmalıdır.”

DEMOKRATİ, SİYASİ VE HUKUKİ BOYUTLAR

Şimdiye kadar sürecin gidişatına dair belirsizlikler olsa da tarafların kararlılıkla sürdürmelerinin önemine işaret eden Sarıtaş, şunları söyledi: “Meclis Komisyonu’nun raporunu  hazırlayarak Meclis’e sunması, bu belirsizliği ortadan kaldırmaya hizmet eder. Son İmralı Heyeti görüşmesinde Sayın Öcalan, Demokratik Cumhuriyet vurgusu yaparak Türkiye’de yönetim ve iktidar şansını doğru kullanmak isteyen her siyasal ve toplumsal kesimin siyasi sorunlara tutarlı yaklaşması ve demokratik çözüme ortak olması gerektiğini belirtmiştir. Özgün ve bütüncül hukuka dayalı, adına ‘Barış Yüzyılına Geçiş Yasası’ diyebileceğimiz bir yasanın gerçekleşmesini önermiş. Bu sürecin, Kürtlerin cumhuriyete hukuk yoluyla katılımını sağlama ve Demokratik Cumhuriyeti en geniş toplumsal birliktelikle inşa süreci olarak tanımlamıştır. Sayın Bahçeli de Türkgün gazetesine verdiği söyleşide Meclis Komisyonu’nun raporundan sonra yasal düzenlemeler için Meclis’te ortak bir iradenin tecelli edeceğine inandığını belirterek, sürecin siyasi, demokratik ve hukuki boyutunun süratle yapılabilmesi için bugüne kadar sergilenen özverinin aynısını temenni etmiştir. Sürecin sonuca ulaşması için Komisyon raporunu Meclis’e sunduktan sonra gerek Sayın Öcalan’ın gerekse Sayın Bahçeli’nin belirttikleri demokratik, siyasi ve hukuki yasal çerçevenin belirlenmesi için demokratik müzakerelerin ivedilikle başlatılması ve demokratik müzakerelerin sağlıklı yürütülebilmesi için tarafların eşit ve özgür koşullara sahip olması gerekir. Bunun için de Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmalıdır.”

SÜRECİN ÖNÜNDEKİ CİDDİ RİSK

İktidarın, Türkiye’de devam eden süreci, Suriye’deki gelişmelere endeksleyerek özellikle Kürtlerin statü elde etmemesi üzerinden adeta rehin tutma yaklaşımının, süreç önündeki en ciddi risk olduğunu vurgulayan Sarıtaş, şunları ifade etti: “Türkiye ve Suriye’de aynı koşullar yok ve Kürt meselesinin çözümü her birinde kendi özgün koşullarına göre mümkün olabilir. Suriye, yıllardır büyük bir iç savaş yaşıyor ve Suriye’deki sorunların çözümü çok karmaşık ve çok aktörlü bir yapıdadır. Ne Kürtlerin ne Türkiye’nin ne de diğer aktörlerin tek başına belirleyici olabileceği bir durum var. Dolayısıyla Türkiye’deki süreci Suriye’deki gelişmelere endekslemek rasyonel bir yaklaşım değil. 

TÜM KÜRTLERE POZİTİF YAKLAŞMALI

Kuşkusuz Sayın Öcalan’ın Rojava üzerinde de belirleyici bir etkisi var. Türkiye için de Suriye için de Kürtler açısından demokratik entegrasyonu önermektedir. Ancak Suriye’de sadece Kürtler değil, HTŞ dışındaki diğer tüm kesimler de ademi merkezi bir çözüm talep ediyor. Katı merkeziyetçi bir çözüm imkansız gibi görünüyor ve Türkiye de böyle bir çözüme odaklanmış. Bu yaklaşım, Suriye’de istediği gibi bir çözümün gerçekleşmemesi durumunda Türkiyede devam eden sürecin de sonuçsuz kalabileceği kaygısı yaratıyor. Türkiye, tüm Kürtlere, stratejik tarihsel ittifak ve ortaklık temelinde yaklaşmalıdır. Hem kendi Kürt meselesini çözmeye odaklanmalı hem de bunun üzerinden diğer tüm Kürtlere pozitif bir yaklaşım ortaya koymalıdır.”

Source: ANF News

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

mt-sample-background

© 2024 Egerin. All rights reserved.

Scroll to Top

Subscribe to receive News in Email

* indicates required

Intuit Mailchimp